Engellerin sadece bedende değil, zihinlerde olduğunu güçlü bir şekilde gösteriyor. Halis Kuralay’ın yaşadıkları, ilham veren bir kararlılıkla hayatın anlamını yeniden düşündürüyor :)
Hayallerin peşinden gitmenin ne kadar cesaret istediğini ama bir o kadar da gerekli olduğunu samimi bir dille anlatıyor. Caner Yaman, içsel sorgulamalarla dolu bu yolculukta okuyucuya hem ilham veriyor hem de yoldaş oluyor.
"Bırak o faydasız ahlakçıları, arkadaş! Kendi ruhunun derinlerine dön: Orasıdır bizleri sevgi ve yüce erdemlerle alevlendiren kutsal ateşin kaynağını yeniden bulacağın yer; orasıdır. Gerçek güzelliğin ölümsüz şeklini göreceğin yer, bizlere kutsal bir heves ilham eden derin düşünceler."
Şimdi ilhamını kaybetmiş bir halde, âdeta boşalmış ve sönmüş, Batı'nın türlü yollardan bizi fethetmesine karşı-pasif bir direnişi bir kenara koyarsak adeta kayıtsız gözlerle bakar olduk.
İlhamınızı aldıktan sonra da size çok çalışmak kaldı o zaman...
Evet, ben ilhamımı bulduktan sonra da çok çalıştım. Jeolojiye iyice merak saldım ve daha ortaokuldayken kendi kendime taş türlerini öğrendim.
Ama ilham mistik bir şey değildir ve tanımı da çok basittir. Örneğin, ben bazen çıkıp bahçedeki yapraklara bakıyorum ve "Bir fotoğrafını çekeyim," diyorum. Bir gün fil şekli, bir gün timsah, bir gün de dinozor kafası görüyorum.
İlham budur. Bir şey sende bir çağrışım yapar, bir kıvılcımdır ilham. Herhangi bir şey bunu verebilir, bunun ne olacağı hiç belli olmaz. Yani ilham beklenmesi gereken bir şey değildir ve en çok da hazır olan akıllara gelir.
İnsan geleceğini kurmak için ilhamı beklememelidir, elindeki ve elde edebileceği imkânlara dayanarak iyi plan yapmalıdır. Ayrıca bu planın tutmayabileceğinin de farkında olmalıdır. Bunun için planın tutmadığı yerlerde yeni bir plan kurmaya hazır olmalıdır. İşte bunu yaparsan geleceğini kurtarırsın.