Tüm dünyanın desteklediği markayı ben boykot etsem ne çıkar, dememeliyiz. Benim oradaki niyetim, samimiyetim, kararlılığım kurtaracak Kudüs'ü. Böylece tamam olacak dilimden dökülen dualar.
Hz. Peygamber, "Bir kul isti'cal etmedikçe duası daima kabul olur." buyuruyor ve isti'cali şöyle açıklıyor: "İnsan çok dua ettim de duamın kabul edildiğini görmedim, der.
Dileğinin gecikmesinden dolayı usanır da duayı terk eder. İşte isti'cal budur."
Barışın, esenliğin ve bereketin şehrinden üzerimize serpintilerle, kendimize getiren bir sorumluluk yağıyor. İslam'ı henüz seçmemiş bir insan; Abdullah b. Uraykıt'ın hicret esnasında Efendimize yardımını hatırlayacaksınız. Peygamberimizi ve sadık dostunu bulan kişiye müşrikler tarafından vaat edilen ödül, iki yakın dosttan alacağı bedelin çok üzerindeydi.
Hicret rehberi bu devasa rakamı duyduğu halde yol arkadaşlarını satmamıştı. Bu soylu davranışın, bu samimi duruşun tarihin tüm akışını değiştirdiğini biliyoruz. Müslüman olmayan hicret rehberi Uraykıt'ın neredeyse yüz misli bedele bozmadığı sadakatini hatırlıyoruz. Yüz devenin cazibesi, son peygamberi elçi olarak kabul etmemiş bir nefsi kandırmamışken; o gayri Müslim rehber, çok daha fazlası için yol arkadaşlarını harcamamışken; bizler soğuk bir içecek markasına, daha beyaz çamaşırlar için bir deterjan pahasına, daha kepeksiz saçlar için kimyasal içerikli bir şampuan şişesine her gün satıp duruyoruz kardeşlerimizi. Onlara vefalı olmak bize ne de zor geliyor.
Starbucks, Burger King ya da Coca Cola'ya karşı geliştireceğimiz tavrın merkezinde bu katil destekçisi ticari organizasyonların zarar ediyor olması değil, bu tavrı bile ortaya koymazsak başımıza gelecek zarardan kendimizi korumak amacı olmalıdır, en azından.