k

Korona

0 üye
Takip
-Covid,
“Arsız bir bitki, kızıl bir çiçek gibi bütün dünyayı sardı sarmaladı COVID–19 virüsü. Korona, ölümü burnumu-zun dibine kadar yakınlaştırdı. Korkudan kabuklarımıza çekilmek zorunda kaldık. Kaybettiğimiz dostları bile son yolculuklarında yalnız bıraktık. Korku ve kaygının hâkim olduğu yalnızlık ortamlarında, kendimizle başbaşa kaldık.
Korona
Bir hastalıktan sonra
Ve dünyamız Rabbim Bir hastalıktan sonra Eskisi gibi değil
Sayfa 65 - Ahbap
Korona
Reklam
Kızıl veba mikrobu, önüne çıkan herkesi hemen öldürüyordu. Koronavirüs belki bu mikrop kadar öldürücü değil ama onun da insanın vicdanına sığmayan bir stratejisi, doğanın acımasız işleyişi demek olan, neredeyse "evrimsel ilke" denilebilecek bir mekanizması var: Varlığını sürdürmek ve yayılmak için nüfusun en hareketli kesimi olan gençlerle bünyesi kuvvetli olan kişilere ihtiyaç duyuyor. Bu kişilere bulaştığında onları öldürmek yerine kendini onlara taşıtıyor. Öyle ki fark etmeden ya da çok hafif belirtilerle hastalığı geçiren çok kişi var, bunlar dolaşıyor ve virüsü yayıyor..
Korona
1956'da Amerikan ordusu, sıtma mikrobu taşıyan sivrisinekleri Georgia'nın Savannah ve Florida'nın Avon Park bölgelerine bıraktı. Her deneyin ardından kendilerini kamu sağlığı görevlileri olarak tanıtan ordu ajanları mikrobun kurbanlar üzerindeki etkilerini inceledi.
Korona
1969'da Savunma Bakanlığı'ndan Dr. Robert MacMahan, 5-10 yıl içerisinde, "insanın bağışıklık sistemine saldıran ve hiçbir ilaçla tedavi edilemeyen sentetik bir virüs geliştirmek için Amerikan Kongresi'nden 10 milyon dolar ödenek talep etti.
Korona
1953'te ABD ordusu, kimyasal maddeleri dağıtmak konusunda ne kadar etkin olduklarını belirlemek amacıyla Fort Wayne, Minneapolis, Winnipeg, St. Louis ve Leesburg-Virginiada çinko kadmiyum sülfür gazıyla yüklü bulutlar saldı. Ordu, Donanma ve CIA'in ortaklaşa gerçekleştirdiği deneylerde New York ve San Francisco'da yaşayan on binlerce kişi solunum yoluyla bulaşan mikroplara maruz bırakıldı.
Korona
Reklam
Reklam