Peygamber’e kendini bildiren Allah, Peygamber’e peygamberliğini bildiren Allah, kullara kendini ve Peygamber’ini bildiren Allah… Bilmek, marifetullah ve nasibi kadar.
“Allah’a, Resûlü’nün gösterdiği yoldan itaat”, Allah’a itaatin, Resûlü’ne itaatle mümkün oluşu, âyetle sabittir. Kezâ, “Allah, Kur’ân’ı ona öğretti” meâlindeki âyetle sabittir ki, Peygamber alelade bir postacı değildir; vahy olarak geleni, yine Allah’ın öğretmesiyle, zâhir ve bâtınıyla, murad ve maksadıyla bilen kişidir.
Kul plânında, mutlak ideal marifetullah-ibadet sahibi O; O’nun bu cümleden zaruriyata ve ameli plâna çıkardıklarına da — malûm — sünnet ve hadîs diyoruz.
Peygamber’in peygamberliğini, tasdik anlamında, Allah tarafından biliriz; “İnsan aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilmez” hesabı, taklidî seviyede olmayan “Peygamber’in peygamber olduğuna dair bilgi”, O’na atfedilen sünnet ve hadîslerin de O’na âit olup olmadığını bilmektir.
2. Basım: 2022, 1. LEVHA, “ALEMDE İNSÂN”, BEYİN, İDE - BERZAH, İBDA Yayınları