Millî kültürün içindeki yüksek sınıfların payı da inkâr ediliyor ki, onlar bugünün dandik-sosyetik sınıfları değildir! Yâni siz Osmanlı yüksek kültürünü reddederek -ki, bu çok yaygındır- özgün ve yeni bir kültür meydana getiremezsiniz!
Sayfa 24 - Röportajlar, I. Bölüm, Osmanlı ve Roma, Türk Edebiyatı Dergisi, Mayıs 2001. Profil Kiitap
-Sizce milletimizin en karakteristik yanı nedir?
-Şairliği...
-!....
-Milletimize şair millet diyebiliriz. Hemen bütün padişahları şairdir. En büyük mistiği (Yunus Emre) şairdir. En büyük çapkını (Karacaoğlan) şairdir. En büyük halk kahramanı (Köroğlu) şairdir. Son devre gelelim. İlericilerin lideri Tevfik Fikret de, muhafazakarların lideri Mehmed Akif de şairdir. Solun bugünkü temsilcisi Nazım Hikmet de şairdir. Tam zıddı ideolojinin temsilcisi Necip Fazıl da. Son iki asra bakınız. Tanzimattan beri her içtimai hamle bir şiirdir. Bir şiir mantığı içindedir ancak.
Necip Fazıl İslâm'ı vurgularken, Atsız Hoca Türk soyu diye destan yazarken, Yahya Kemal Osmanlı diye yanar, haykırırken, Peyami Safa sentez deyip milliyet ve maneviyatı savunurken, Mümtaz Turhan ilimcilik yaparken, Remzi Oğuz coğrafyayı vatanlaştırırken ve A. Hamdi Tanpınar Cumhuriyet fikir ikliminin yükseklerinde kanat çırparken hep milli kimliği çizmek ve bu arayış hassasiyetini diri tutmak için çabalıyorlardı.
Kâhin değilim ama, geleceği görüyorum; zenginleşmiş insanlar, ama insanlıklarını bilmem; iktisadî güçleri artmış milletler ama, adil ve insanca bir dünya mı bilemem...
Ama, keşke kulağımızı Avrupalardan dolanarak göstermek gibi bir zahmet ve biraz da utanca düşmeden, kendi kökümüzden bir filizlenme, bir idrak tazelemesi olabilseydi de, daha aydınlık yollardan ve daha kısa mesafelerden menzilimize varabilseydik.