m

Modernite ve Din

1 üye
Takip
M. ABDUH ve MEHMET ÂKİF...
Muhammed Abduh'la aktif bir hüviyete bürünen ıslahî-reformist hareket kendisine Mısır'da siyasî bir otağ da temin etmiş ve Batı medeniyetinin tehdidine karşılık vermek isteyen Müslüman aydınları (başta Mehmet Âkif) cezbetmeye başlamıştı. __Ümmetin problemlerine çare arayan çileli şair merhum Âkif de bu cazibeye bir ölçüde kapılanlardandı. Fakat Âkif'te kültür ve tarih şuuru daha ağır bastı ve hiçbir zaman "tipik bir modernist" olmadı...
Sayfa 11 - I. Bölüm, Bir Başka Fasl-ı Makal, -İslâm ve bilim Tartışmalarının Seyri-, Nehir Yayınları, İstanbul 1987
Modernite ve Din
EFGANÎ ve İSLÂM...
Neçiriler-Naturalistler Cemaleddin Efganî gözünde açıkça dehrî-materyalist idiler ve ilk dönem felsefe hareketlerindeki tabiyyun ve dehriyyunu andırıyorlardı. Oysa bütün bu saçmalıklara gerek yoktu. İslâm zaten bir "akıl ve mantık dîni" idi. Efganî bu sloganıyla İslâm'ın 20. asırdaki modernist yorumunun merkezî temasını da belirlemiş oluyordu...
Sayfa 10 - I. Bölüm, Bir Başka Fasl-ı Makal, -İslâm ve bilim Tartışmalarının Seyri-, Nehir Yayınları, İstanbul 1987
Modernite ve Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
80'li yılların başlamasıyla birlikte Müslümanların modern bilim karşısında almaları gereken nazarî ve amelî tavır, daha canlı tartışmalara konu oldu. Ortaya atılan yeni kavramlar, cesur tezler; hararetli toplantılar, ilginç kitaplar bu tartışmaların seyrini şimdiden belirli noktalara çekmeyi başardı. Tabiî ki bu mesele günümüz Müslümanı için yeni değildi ve kökleri tâ 19. asrın sonlarıyla 20. asır başları arasında yaşayan Müslüman düşünürler, Batı medeniyetiyle giriştikleri hesaplaşma sürecinde modern bilim konusunda ulaştıkları ortalama sonuçlar ile yetindiler. Zaman geçtikçe bu konuda aşırılıkları giderilmiş uzlaşmacı bir tutum benimsendi ve pek de derinliği olmayan bir hiss-i müştereke müracaat olunarak, kendi hâlinde bir orta yol tutturuldu. Tabiî biz yaygın tutumdan bahsediyoruz; bu arada mevcut akıntının tersine yüzen özgün düşünceler yok değildi...
Sayfa 9 - I. Bölüm, Bir Başka Fasl-ı Makal, -İslâm ve bilim Tartışmalarının Seyri-, Nehir Yayınları, İstanbul 1987
Modernite ve Din
MODERN MÜSLÜMAN ve SÜNNETİN BELİRLEYİCİLİĞİ...
Modern Müslüman, rahatını bozmayacak, kendisini sıkıntıya sokmayacak “rahatlatıcı”, “kolaylaştırıcı” bir dinin peşinde olduğu için bu alanlarda problemli olarak gördüğü Sünnet verilerini devre dışı bırakma tavrındadır. Murad-ı ilahî, Kur’ân’ın Sünnet tarafından beyan edilmesiyle ete kemiğe büründüğüne göre, Sünnet’in belirleyicilik konumundan uzaklaştırılması, murad-ı İlahînin belirlenmesi noktasında her türlü yoruma açık bir alanın oluşmasını mümkün kılacaktır. Modern Müslüman bunu başardığı zaman Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Din’deki merkezî konumunun kendi eline geçeceğinin farkındadır. Her ne kadar böyle bir iddia içinde olmasa da, yaptığı işin kendisini böyle bir konuma taşıdığının elbette bilincindedir. “Din’de Peygamber yetkisine sahip olmak!” Tam da modern insanın doymak bilmez egosuna uygun bir durum! **Bunun için modern Müslüman, Hz. Peygamber (s.a.v)’in peygamberlik gereği pek çok sahada pek çok söz söylemiş olmasını hazmedemez: “Hep konuşan bir peygamber. Görevi sanki sürekli konuşmak olan, hemen her meselede bir şey söyleyen, hakkında konuşmadığı konu hemen hemen hiç olmayan, durduk yerde münasebet gözetmeden söz söyleyen bir peygamber(!) tasavvuru…” Peygamber Sünneti üzerinde yoğunlaşan bu salvo atışlar başarıya ulaşırsa, ortada, metni koruma altında olmakla birlikte anlamlandırma ve yorumlama faaliyeti aracılığıyla her türlü tahrifin nesnesi haline getirilmiş bir Kur’ân kalacaktır!**
Sayfa 71 - Rıhle Kitap
Modernite ve Din
ÂKİDEVÎ PROBLEM!..
Fazlurrahman, oryantalist ve tarihselci ezberini, bütün hakikatlere tercih ederek, sanki Allah Teâlâ Hazretleri'ne "Sen bilirsin fakat ben de bilirim" demektedir. Halbuki Allah Teâlâ "Allah bilir siz bilmezsiniz." buyurmaktadır. Böyle bir bakış açısının ciddi bir âkidevî probleme sebep olacağı, sıradan bir Müslümana bile âşikârdır...
Sayfa 108 - 109 Ömrünü Yanlışa Adayan Adam: Fazlurrahman, -Etkin Tarih Tasavvuru-, Hüküm Kitap.
Modernite ve Din
AMELE...
Fazlurrahman "etkin tarih" teziyle, Kur'ân'ın Peygamberimizin zihnine indiğini iddia ederek şunu söylemek istemektedir; bir takım hakikatler sûretinde inen âyetleri Peygamberimiz çevre kültürünün tesiriyle lâfzî kalıplara sokarak ifade etmiştir. Fazlurrahman, ifade ettiği bu yaklaşımın mucidi değil, sadece onu sapık Batı kültüründen İslâm'a taşıyan bir ameledir...
Sayfa 106 - 107 Ömrünü Yanlışa Adayan Adam: Fazlurrahman, -Etkin Tarih Tasavvuru-, Hüküm Kitap.
Modernite ve Din