"Lüzumsuz suâlin, mânâsız cevabını vermemek..." Ömrümde böyle bir insan görmedim! Hiç telâşı yok... Ne kadar icab ederse o kadar veriyor cevabını... Bir insan gördüm ki, karşımda, göz lâzımdı görebilmek için; bir ân bile İlâhî huzuru kaybetmediği bir bakışta belli; bir nebâtî işle meşgul olduğu bir ân bile görülmeyen... Çay geliyor diğerleri gibi içiyor. "Ben çay içmem" demiyor. Aksi zaten Velîlik değil deliliktir. O herkes gibi; en basit insan gibi, fakat yerken, içerken, sizinle konuşurken, cevabını verirken daimâ, gzöleri ufukların ufkunda bir yere bakıyor. orayı göryor ve emrini oradan alıyor. Fakat sizinle de görüşürken, kendini tamamıyla siz verebiliyor. İşte bütün incelik. Velî budur ve kerâmet budur!..
Sayfa 161 - 162 4. Baskı, Ekim 1991, II. Bölüm, İslâm Tasavvufu, BÜYÜK DOĞU Yayınları