m

Muvazene

2 üye
Takip
NE VAKÂR KALDI, NE HEYBET...
Bir çok hakikate hissiyatımız mânevîyatımıza galebe çaldığından itiraz etmiyor muyuz? Ve bu hâl bize, dengesizliği denge şeklinde görme yanlışlığı getirmiyor mu? Muvazenenin ruhlarda alt-üst olması sebebiyle modernizmin zokasını san'at diye yutmadık mı? Bu sebeble Giyim-San'at'ta da hedefimize ulaşamayıp aşağıık nefsin zebunu olmuş "çirkef moda"nın oyuncağı olmadık mı? Fen ve hikmetin izdivacından doğan San'ata uzak kaldığımız için, ne vakârımız kaldı, ne heybetimiz...
Sayfa 137 - 138 Giyime Yansıyan San'at ve Sarık, Kökler Derneği Yayınları
Muvazene
PARA PUTUNUN KÖLELERİ...
Tezatlar arasındaki birleşik âhengi bir büyük insan şöyle ifadelendiriyor: - " Servetine mahkûm para sahibi ne kadar mal sahibi olsa fakirdir. Servetine hâkim olansa, hiçbir şeyi olmasa bile zengin..." Çoğu zengine parası sahiptir, onlar paraya sahip değil, yâni efendilerine (paraya) köle...
Sayfa 209 - 4. Baskı, Ekim 1991, II. Bölüm, İslâm Tasavvufu, BÜYÜK DOĞU Yayınları
Muvazene
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
MUVAZENESİZLİK...
Dünya fanîliğini bilme şuuru içinde, ebedî imiş gibi bir vazifeye muhtaçtır. Ebedî hayat ideali ise dünyayı kaybetmeme ölçüsünü korumak mükellefiyeti altındadır. Dünyayı da bu türlü elde edip, bu türlü bırakacağız. Hep sağ, sol kanatlardaki muvazenesizlik yüzünden düştük bu hâle...
Sayfa 209 - 4. Baskı, Ekim 1991, II. Bölüm, İslâm Tasavvufu, BÜYÜK DOĞU Yayınları
Muvazene
VARLIK: RUH... YOKLUK: EŞYA ve HÂDİSELER...
- "Diyalektiğe bizim açımızdan bakarsak... "Var, vardır" hükmü, "yok, yoktur" hükmüyle denktir; varlık ve yokluk sentezinden hiçbir şey çıkmaz. O hâlde her şey zıddıyla kaim olduğuna göre, "varlık"ın zıddı nedir? Varlık kavramının kapsamı hatırlanırsa; zamanın ve mekânda tecelli eden objektif temposu yanında, ruh sabit olarak, zamanın ve mekânın üstünde bir kuvvet hâlinde hissediliyor ve ebediyet böylece duyuluyor. Halk âleminde eşya ve hâdiselerin birbirinin zıddı içinde tezahürüne bakınca, BİR'in temsilcisi ruhun bir aksi hâlinde eşyayı anlıyoruz; bütün izâfî-gölge varlıklar, zamana bağlı... Varlığın temsilcisi "ruh", yokluğun temsilcisi "eşya ve hadiseler"..."
Sayfa 144 - 4.Levha, -Diyalektik Çerçevesinde-, İBDA Yayınları-
Muvazene
MİHENK: İSLÂM...
- "Mahiyeti "yokluk" olan Halk Âleminin, zamanın bir varlık - bir yokluk temposu içindeki "varlık" ve "oluş"u, "yok, yoktur" hükmüne göre "tek" ânda dengeden dengeye geçişi gösterir ki, burada "varlık" ve "yokluk" zıtlığının MAHİYETİ yokluktur. Mahiyeti yokluk olan Halk Âleminde, varlık kavramının mânâsını tayin etmeden ve varlıkın birbirine âit sıfat ve tavırlarla açıklanamaz oluşunu göz önünde tutmadan, "yok yoktur; öyleyse varlık dengeden dengeye geçiştir." diyerek, hem "varlık"ın hakikatinin ne olduğunu izâhsız bırakmak, hem de her şeyin zıtları içinde aktığını kabul etmemek, böylece de "yokluk olmadığına göre, varlık ve oluş hep var." mânâsını kabul etmek mümkün değildir. Her şey birbirine âit sıfat ve kavramlarla açıklanamaz olan zıtlar arası muvazene içinde "hedef"e akmaktadır; dâva, neyin neye zıt olduğunu bilmekte... İslâm, üstün muvazenenin "Mutlak Hakikat" nizâmı olarak, bunun mihengi..."
Sayfa 144 - 145, 4.Levha, -Diyalektik Çerçevesinde-, İBDA Yayınları-
Muvazene
MÜNASEBET...
- "Kesin hükümden sakınınız; bizler, sırlarla dolu bir kâinatta, bir rüyânın rüyâsını görmekteyiz ve gerçekte bildiğimiz hiçbir şey yoktur. Sezişlerimizin, kavramlarımızın, tecrübe dışı fikirlerimizin içine gömülmüşüz, bir şeyler hayâl ediyoruz... Bildiğimizi sandığımız şey, sadece hâdiselerdir, fenomenlerdir. O hâdiseler ki, bilmediğimiz bir objeyle asla bilemeyeceğimiz süjenin birbirleriyle MÜNASEBET'inden doğmaktadır... Bunu böylece anlayıcı münasebet?..
Sayfa 111 - 3.Levha, -Zıt Kutuplar Arası Muvazene-, İBDA Yayınları-
Muvazene