n

Ne Mutlu Gariplere

2 üye
Takip
YAPARSA DÜNYAYI GARİPLER YAPAR...
"Ne mutlu o gariplere!" el-Cami‘ li Ahkamil-Kuran IV, 172, Ayrıca bk. Sahihu’l-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mace II, 1319 (no: 3987, 3988). Antoine Compagnon "Edebiyat Karşılığını Verir"de küçük yaşlarından itibaren "okumaya duyduğu merak" ile "annesinin kanser süreci" arasında bir bağlantı kuruyor. Ona göre, eğer böyle sıkıntılı bir süreç yaşanmış olmasaydı, ki annesini de o sürecin sonunda kaybetmiştir, kitaplara kaçmayacaktı. Yani okuma alışkanlığı kazanmasında can sıkıntısı, derdi, üzüntüsü değerli bir teşvik kamçısı oldu. Cemil Meriç merhumun da bu minvalde bir cümlesi olduğunu hatırlıyorum: "İnsanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım!" Bu hâlet bir ölçüde "ilim/edebiyat açlığının" hayatın içinde sizi "arayışa iten boşluklara/yaralara sahip olmanızla" ilgili olduğunu sezdiriyor. Kaçmıyorsanız okuyamazsınız yâni. Yaralı değilseniz yazamazsınız. Aramazsınız. Zaten, yazara göre, gençlerin artık okumaya bu denli az rağbet göstermesi de "kaçacak şeylerinin azlığıyla" intisablıdır. Yahut da tam tersi. Kaçmayı unutturacak kadar çok deliğin bulunmasıyla irtibatlıdır. O şöyle söylüyor: **"Okumanın savunulması artık gereklilik. Gençler fazla okumuyorlar. Hattâ genç yetişkinler, okul yılları ve zorunlu kitaplar devri geçtikten sonra, daha da az okuyorlar. Boş zamanlarında, 7-19 yaşları arasındaki gençler, her gün kitap okumaktan ziyâde ekranlarda vakit geçirmeye 10 kat, 16-19 yaş arasındakilerse 25 kat daha fazla vakit harcıyorlar. Başka bir deyişle 20'li yaşlara gelindiğinde neredeyse hiç kitap okumuyorlar. (...) Eskiden, yaz tatillerinde, zaman geçirmek için klasik Rus romanlarını okuduğumu anlatmıştım. Bugün insanlara can sıkıntısı yasaklanmış. Buna fırsat bile verilmiyor. Artık neredeyse tüm kamusal ve özel hayatımızın içinden geçtiği ekran,
Ne Mutlu Gariplere