Bilge vezirin Melikşah'la ilişkisi de sadece bir hoca talebe ilişkisi olarak kalmamış,baba evlat ilişkisine dönüşmüş.Anlaşıldığı kadarıyla Melikşah da bunu böyle kabul etmiş. Zira bazı kaynaklara göre o da Nizâmülmülk'e "baba" diye hitap ediyor.
Nizâmülmülk'ün eserinin adı Siyerü'l Mülük.Yani meliklerin,hükümdarların hayatı.Ama yazıldığı andan itibaren öyle bir şöhret kazanmış ki Siyasetnâme adıyla tanınmış. Ya da özdeşleşmiş.
Nizâmülmülk'ü,Bâtınîlerin öldürdüğü kesin.Oğlunu veliaht yapmaya çalışan Terken Hatun belki durumun farkında değil ama Tacülmülkün Bâtınîlerle irtibatı var.Neticede veziri önce gözden düşürüp yıpratmaya çalışıyorlar ardından Hasan Sabbah suikast emrini veriyor. Nizâmülmülk Sultan Melikşah'la birlikte Bağdat'a giderken Nihavend yakınlarında Ebu Tahir-i Erramî isimli genç bir fedainin hançer darbeleriyle yaralanıyor.Kısa bir süre sonra da o yaradan vefat ediyor.
Ve dahi Pervîz böyle buyurdu: “Dört kişinin kabahati es geçilmez: Birisi memlekete kasteden, diğeri onun haremine kasteden, diğeri sırları ifşa eden, diğeri dilde melikle bir, gönlünde melik düşmanlarıyla iş tutup onların yolunu yol bilenlerdir. Melik işleri sıkı tutarsa ona hiçbir şey meçhul kalmaz.”
Reşidüddin Fazlullah iki teoriyi birleştirir ve divanda vezirin haşhaşiler tarafından öldürüldüğü üzere müttefik olunduğunu söyler. Buna göre suikastı kimin gerçekleştirdiği tam olarak aşikâr olmamakla birlikte, en erken tarihçilerden olan Reşidüddin Fazlullah’ın söylediği dikkate şayandır.