İki uç tercihin hayatına yön vermesi kadar can sıkıcı bir durum olamazdı. Ömrü boyunca zaten radikal olan hiçbir şeyi sevmemişti. Hep ılıman bir dünyası vardı. İlişkileri, yaşama bakışı, dünyada olup bitenleri değerlendirişi; yumuşak, sofistike, öfkeden uzak, sorun yaratmak yerine sorunu çözmek üzereydi. Son zamanlarda sık sık duyduğu "bir insanın herkesle arası iyiyse onda bir sorun vardır" cümlesini de bu nedenle çok manasız bulurdu. Bu cümleyi duyduğunda içinden "Kardeşim niye herhangi bir insanla sorun yaşayayım ki? Niye dünyada hep bir savaş, mücadele varmış gibi davranayım ki? Ben iyi, geçim ehli biri olayım, onlar kimle kavga ederse etsin." derdi. Dünyayı düşmanlar ve dostlar şeklinde ikiye ayırmak ve böyle görmek paranoyakça bir yaklaşım diye düşünürdü. Dışından söylemezdi bu düşüncelerini, duyanlar alınır, kendine kırılır diye içinden söylerdi.