p

Postmodern

4 üye
Takip
...
MODERNİZMİN ÇÖKÜŞÜ ve POSTMODERNİZM...
İşte bugün postmodernizm dediğimiz o büyük itiraz dalgası, tam da bu sarsılmaz zannedilen temelin artık dikiş tutmadığı, su almaya başladığı noktada ortaya çıkmıştır. 20. asırda fizikte yaşanan paradigma değişimi (kuantum mekaniği, izâfîyet vs.) ile, modernizmin dayandığı o mutlak, gözlemciden bağımsız ve deterministik evren tablosu bizzat bilimin kendi içinde sarsılmıştır. Kuantum fiziğinin sahneye çıkmasıyla bu objektif ve mutlak gerçeklik tablosu çökmüştür. Kuantum dünyasında, özellikle Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi ve ünlü çift yarık deneyi ile bilimin karşısına sarsıcı bir gerçek çıkmıştır: Gözlemci, gözlemlenenden bağımsız değildir; aksine, gözlem yapma eyleminin kendisi fizikî gerçekliği değiştirir ve şekillendirir. Atom altı parçacıklar, siz onlara bakana kadar farklı ihtimaller (dalga fonksiyonu) halinde bir arada bulunurken, ölçüm yaptığınız (gözlemlediğiniz) ânda tek bir duruma sabitlenirler. Bu durum, "gerçekliğin" dışarıda kendi başına duran katı bir nesne olmadığını, gözlemciyle etkileşime girdiği anda ortaya çıkan “izâfî” bir netice olduğunu kanıtlamıştır. Mutlak determinizmin yerini ihtimaller, kesinliğin yerini ise öngörülemezlik almıştır. Kâinatın kendisi bile ölçüme ve gözlemciye göre değişen bir belirsizlik içerirken, insan doğasını ve toplumları tek bir ideolojik formüle hapsetmek anlamsızlaşmıştır. Gözlemcinin gözleneni etkilediği, belirsizliğin ve ihtimallerin ön plana çıktığı yeni fizik, "mutlak ve objektif gerçeklik" inancını yıkarken; postmodernizm de felsefî ve içtimâi alanda benzer bir yıkımı gerçekleştirmiştir. Modernizmin dayandığı objektif fizikî evrenin çöküşü, o mutlak determinizmin üzerine kurulan büyük ideolojik sistemlerin de felsefî meşruiyetini yitirmesine zemin hazırlamıştır. -REHA KANSU, "Modernizm'den
Postmodern
POSTMODERNİZM ve GÖZLEMCİ TESİRİ...
Postmodernizm, fizikteki bu gözlemci tesirini sosyolojiye ve epistemolojiye taşır. Tıpkı kuantum evreninde gözlemciden bağımsız objektif bir parçacık durumu olamayacağı gibi, postmodern dünyada da onu algılayan özneden, onun dilinden, tarihinden ve içtimâi konumundan bağımsız, saf ve "objektif bir gerçeklik" olamaz. Gerçeklik artık bizim dışımızda "keşfedilen" katı bir şey değil, gözlemci (insan/toplum) tarafından tecrübe ve dil aracılığıyla "inşa edilen" akışkan bir şeye dönüşür. Bilgi felsefesindeki bu radikal kopuş, 20. asırda dilde yaşanan devrimle daha da derinleşmiştir. Modernizm, kelimelerin dış dünyadaki eşyaları doğrudan işaret eden, saydam ve şeffaf etiketler olduğuna inanırdı. Ancak Ferdinand de SaussureFerdinand de Saussure'ün dilin sistematiğini tahlil eden çalışmaları, kelimelerin işaret ettiği mânânın, tabiatta var olan nesnelerden kaynaklanmadığını ortaya koymuştur. Bir kelime, mânâsını sadece o dil sistemi içindeki diğer kelimelerle olan farklılığı sayesinde kazanır. Dil, dünyayı yansıtan bir ayna değil, gerçeği inşâ eden, onu kendi kurallarına göre dilimleyen suni bir kafestir. Ludwig WittgensteinLudwig Wittgenstein da felsefesinin ikinci döneminde dil oyunları mefhumunu ortaya atarak, mânânın sabit olmadığını, kelimelerin kullanım bağlamına, cemiyetin pratiklerine ve hayat tarzlarına göre sürekli değiştiğini savunmuştur. Bilgi, artık zihnin dış dünyayı doğru bir şekilde resmetmesi değil, o topluluğun oynadığı dil oyununun kurallarına uygun bir hamle yapması manasına gelmeye başlamıştır. Gerçeklik, dilin sınırları içine hapsolmuş, kelimelerin haricinde ulaşılabilecek saf bir hakikat ihtimali ortadan kalkmıştır. İnsan, dış dünyayı olduğu gibi kaydeden pasif bir cihaz değildir; o, dışarıdan gelen verileri kendi şuur süzgecinden geçirerek insan diline çevirir. -REHA KANSU, "Modernizm'den
Postmodern
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bence; modernizmin tekelci uygulamalarına bir isyân olarak başladığını düşündüğüm postmodernizm, çeșitlilik ve çoğulculuk ilkelerini ifrat boyutuna taşıyıp relativizme evrildi. bu durum da, hakikatle bağını koparan ve kendi tekelci gerçeğini dayatan modernizmde bulamadığı birleștirici ya da müșterek gerçeği arayan insan unsurunu, postmodernizmin çoğulcu ve relativist yapısında bir ortak payda gerçeğini aramaya sevk etti..
Postmodern
Postmodern aşklar da bi' başka oluyor yani.. 😆😆
Postmodern
Sayın hocam, sayın hocam... Sayın, beşe kadar sayın.. acele etmeyin; üçe gelince dinlenin, bi' nefes alın, sonra tekrar sayın.. 😆
Postmodern