p

Postmodern

4 üye
Takip
...
8/10
·724 syf.··
2023 12. kitabı
Oğuz Atay'ın ilk romanı olan Tutunamayanlar, aynı zamanda Türk edebiyatının ilk post-modern eseri olma özelliğini taşır. Eserde belli bir zaman akışı olmamakla birlikte olaylar da roman kahramanı Selim Işık'ın çevresindeki insanlar ile olan ilişkileri çerçevesinde aktarılır. Varoluşçuluk akımının etkisinde yazılan eserde; Turgut Özben, arkadaşı Selim Işık'ın ölümü ile ilgili araştırmalar yaparken bir yandan da kendi benliğini sorgular. Nihayetindeyse kendinin de bir "tutunamayan" olduğu kanısına varır.
Postmodern
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Kurgusu hayri kukuleta, üslubu yalınayak idi...
Puan vermedi·312 syf.··
2023 13. kitabı
Şimdi bu kitap postmodern değil de nedir? Belki de değildir. Anlamsız üslubu içinizi gıcıklayacak (aynen böyle) şehrinizin saçma sapan mimarisini beğenmenize neden olabilecek, en anlamsız fiilinizi anlamlandıracak; anlam büyüsü gibi, İstanbul gibi bir kitap. Çok zekice düşünülmüş bir kurgusu olmasının yanı sıra üslubu ( usülsüz üslubu, hiç abartmıyorum) nedeniyle kilit cümlelerin araya kaynaması an meselesiymiş (ya da harf). Roman, romanlara ve hayata dair çok önemli konulara değiniyor ama konular yazarın üslubu nedeniyle alelade şeyler olarak, zıpır bir biçimde işleniyor. Bu da günümüz okuruna biraz dokunabilir. Çünkü bize duygularımızla oynayan çarpıcı, tokatlayıcı ve sadist bir şeyler lazım. Ağlatsın, sevindirsin ve öfkelendirsin falan filan... Ama böyle bu kadar saygılı olmasın bize karşı; seviyesiz ve asi (it, köpek) bir roman olsun. Pardon yani. Aslında kısaca özetlemek gerekirse: kitapta karakterler ve ne olup bittiği ana hatları haricinde çok da etkileyici değildi fakat kurguya ve varoluşumuza dair sorgulattığı meseleler muazzamdı. Kitap bitince geriye aklımızdaki varoluş meselesine dair ne varsa baştan başa sarsacak bir şeyler kalıyor. Ya da kalmıyor ben öyle sanıyorum. Postmodern bu demek değil mi işte? Belki de değildir, bilemiyorum. Dönem, ismini benden alıyor zaten...
Postmodern
Afili HafiyeMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20231,553 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2023 20:28
Herkese merhabalar :) Bilge Karasu ile tanışma zamanım gelmişti. Felsefe ile edebiyat arasında bol geçişli bir kitap. Karasu düşüncenin sınırlarını aşmaya çalışırken; baskı karşısında bireyin tavrı, inancın insan yaşamı üzerine çelişkilerine yoğunlaşıyor. Sözlerden bir örgü kurup, zaman ve mekanda atlamalar, basmakalıplığın ötesinde bir dil kullanıyor. Töreleşmiş bir düzenin parçası olmak mı, değişim karşısında direnç göstermek mi, baskı karşısında yola çıkmak mı? Kaçmak mı sığınmak mı? İnanç değişikliği yaşanırken toplumsal alandan kendini dışlayan Andronikos ve kahraman olmakla derdi olan İoakim’in kendi kendileriyle ilgili düşünsel izlenimleri. İnanç, arayış, inancın pratiği, varolmak ve ölüm üzerine çokça imge barındırması, reel zamanda süreksizlik okunmasını zorlaştırsa da; anlattığı insanlık tarihinin en eski dönemden beri konusu. Kitapta sevmediğim şey “Dutlar” öyküsünün diğerlerinin sorgulayı doygunluğunu söndürmesi ve ayrık durması.
Postmodern
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,179 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 06:19
Kitap, günümüz kadın-erkek ilişkisini erkek bakış açısından anlatıyor, iki karaktere odaklanarak. Aşk mıdır, bilemeyeceğim yaşayanın düşüncelerini almak gerekir. Ama tüm ince bayağılıklar ve günümüzde var olan her ince ayrıntıya takılış bana çok gerçekçi ve okuması keyifli, komik bir deneyim sundu. Doppler kitabı ile tanınan Erlend Loe bu kitabı yazdığında 24 yaşındaymış. Genç bakışının kesinlikle kitapta hissedildiğini düşünüyorum. Ama bence izi sürülmeye değer o his iki kitabında da var. O his: isyan sislerinde bir tepkisellik hali. Yaşanana, basitliğe, günlük hayata... Konulardan bağımsız olarak yazarın Kadının Fendi kitabında bayağılığı sorgulayan havası Doppler'de daha patlak şekilde açığa çıkıyor aslında; sistemsel şoklanma gibi bir şey vardı o kitapta. Postmodern hayata bir virgül biraz tepki barındırıyor kitap. Yaşıyoruz ama hislerimiz de işliyor tarafında minik bir günah çıkarma gibi. Hala duygularımız var, hissedebiliyoruz havasında. Dolayısıyla kitabın içerisinden ister istemez kendi hayatımıza çekebileceğimiz satırlar var (umarım hepimizin vardır :D). Vasatlığın komik bir biçimde kabullenilişi o garip yaş alma, olgunlaşma durumu aslında trajikomik bir tablo oluşturuyor. Böyle bir çizim sundu kitap bana. Sıkıcılığın komik bir yorumlamasını okumak isteyen arkadaşlara öneririm.
Postmodern
Kadının FendiErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 2019885 okunma
Gölgesizleştirdiklerimizden misiniz? :)
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 00:32
Gerçeklik algısını tamamen yok eden, neyin gerçek olduğunu neyin gerçek olmadığını beyninizi yakarak anlayabileceğiniz, bu sırada merakla sayfaları çevireceğiniz, yer yer üzülüp yer yer boş boş bakacağınız post-modern oluşuyla zaman, mekan, kişilerin birbirine karıştığı bir kurmacadır. Ben post-modern edebiyatına da yazarlarına da Puslu Kıtalar Atlası’yla hayran olmuştum. Bunu da çok beğendim. Sürekli bir merak uyandırması zaten kitabı bitirmeye yetiyor. Ancak kitabı bitirmek anlamaya yetmiyor. Bu yüzden kitabı okuyanların yorumlarına da göz atacağım.
Postmodern
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Korkuyu Beklerken
Puan vermedi·196 syf.··
2023 6. kitabı
Oğuz Atay / Korkuyu Beklerken ''Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı." Bu cümleleri hayatı boyunca dilinden dökülmüş, daima okuyucusuna seslenmiş, bulunmak, anlaşılmak ve fark edilmek istemiştir Oğuz Atay . Fakat çağrısı cevapsız kalmış yazılarını okuyanlar onun bir ruh hastası olduğunu söylemişlerdir. Ne yazık ! Korkuyu Beklerken adlı eserindeki her bir hikaye sonrası kendime Oğuz Atay kimdir sorusunu sorarken buldum . Ve bu düşüncelerin tamamen zıttı cevaplar ile karşı karşıya geldim. Oğuz Atay hayatta olduğu süre zarfında fark edilmeyen ve ne yazık ki hak ettiği değeri görmeyen bir yazardır. Berna Mora'nın da dediği gibi Oğuz Atay söyledikleri ve söyleyiş tarzıyla tam bir başkaldırıydı. Belki de bu yüzdendir okuyucusu ile arasındaki aşılmaz sarp dağlar.. Korkuyu Beklerken adlı eserinde bulunan hikayelerini okuduktan sonra fark ettim ki onun üslubu katlanılması(anlaşılması) gereken bir gülün dikeni gibiydi . Fakat bu dikenlere katlanmadan önce ilk olarak onun sanatı ve içsel dünyası anlaşılmalıydı. Yoksa her fırsatta seslendiği biz okuyucuları onun sanatının ve eserlerinin kıymetli bir gül olduğunu anlamamız her zaman oldukça güç olacaktır. Ve evet gülü seviyorsak eğer Oğuz Atay'ın kalemindeki o melankoliye, kaçış duygusuna, koyu bir yalnızlığa katlanmak ve en önemliside anlamaya çalışmak için çabalamak gerekir . Tüm bunlarla birlikte sıkça kullandığı iç monolog ve bilinç akış tekniklerini sindirmemiz güç olsada onu özel kılan da bu tekniklerdir. Bunu da fark edip o farkındalık ile eserlerini okumalıyız. Bir hikayeden diğer bir hikaye her geçişimde kahramanların dünyasını, hislerini, hızlı akan zamanı duraksayıp anlamam için kendime zaman verdim. Belki yarım bırakma düşüncesi ile karşı karşıya geldim ki bunun aksinin
Postmodern
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma