Özellikle yaşadığımız postmodern çağda gerçeklik ve sanal olanın birbirine karışması, ekranlardan sürekli gerçeklik adına yanlışların arz-ı endam etmesi söz konusudur".
Postmodern insan, gösteriye dönüştürülmüş duygu durumuna göre ya cennete çıkmakta ya da cehenneme inmekte, ama her halükarda "derinden etkilenmektedir".
Baudrillard, postmodern dünyanın ve teknolojinin gerçeklikle olan ilişkisini başka bir noktadan ele alır; postmodern dünyada gerçeğe ulaşmak imkânsızdır çünkü çevremiz kopyanın kopyalarıyla sarılıdır, insanlar bir simülasyonun içinde yaşarlar. İşaretler ve semboller gerçekliğin yerini almıştır. "Hipergerçeklik" olarak tanımladığı bu evrede, insanlar gerçek ve gerçeğin temsili arasındaki farkı ayırt edemezler.
Nuri Pakdil modern dönemdeki ahvalimizi gayet net özetlemiş:
“Yapayalnız dolaşıyor bu çağın insanı, çünkü birlikte yürüyecek kadar güvenmiyor kimse birbirine."