Varlığın şuur —ki son tecritte ruhtur— kendini empoze ettiği için VARLIK olması ve bilginin ruh ile “bilinen” arasındaki ilişki ve “doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olmaz” hakikatinin belirttiği “ışık unsuru” ile meydana gelmesi göz önünde tutulursa, “ruha mukavemet eden varlık”, tabiî, coğrafi, sosyal ve tarihî çevre ile birlikte, insanın kendi kendisinin iç aksiyon mevzuu ruhî hallerini de kapsar ki, bu, şuurumuzun sadece çevreyi değil, kendi ruhî hâllerimizi de “şey” hâline getirebilme özelliğidir.
Şuurun bu özelliği, her biri kendi tür âleminde ve bir çeşit uyku hâlini yaşayan hayvanlara mukabil, insanda her ân yenilenen ve değişen bir âlem görünüşünü göstermekte; değişmeler boyunca, o insanı o insan yapan ve her “objeleştirme-nesneleştirmenin ötesinde bulunan öz keyfiyet-kişi-şahsiyet” hakikatini belirtmektedir.
“Denenmemiş Tek Nizam” alt başlığı. Haziran 2013, 2. LEVHA / “FELSEFENİN MANZARASI VE HAYATIN HAKİKATİ” , İbda Yay.