UKD-BEND: Meseleyi, ukdeyi bendetmek, bağlamak: 231: HAZRET-İ Ebubekir. (Derecesi birinci olmak bakımından, SAHABÎ keyfiyetinin sembol şahsı; hem zâhir, hem bâtın ölçüsüyle. Bir Peygamber’in Peygamberliği’nin velâyetinden önce gelmesi gibi, bir SAHABÎ’nin de sahabîliği velâyetinden önce; tıpkı bâtının, Şeriat için ve Şeriatten bir derinlik olması kıymetiyle, Peygamberlik ve Sahabîlik, bâtını bunun için kılar. Öyleyse, İMAM-I Rabbanî Hazretleri kıyasıyla onu Bâtın’ın en üstünü bilmek, misâl kendisinindir, tıpkı Padişah’ın keşif kolunun Padişah’ın emir ve tasarrufunda bulunarak onun adına görev ifâ etmesi gibi, kendisini SAHABÎ ve PADİŞAH’tan üstün kılmaz. Padişah’ın ve Sahabî’nin bâtın çapı ne olursa olsun, aslı bakımından kıyas dışıdır… İSABET-HATA başlığı altında sunduğumuz rüyâda, Allah Resûlü’nün tırmandığı ipin, bir bakıma tıpkı kader’in gerçekleşmesi keyfiyeti şeklinde kendi nefsinde bir İSTİKAMET takibi olduğu belli. O’nun, arkadan gelenlerin hangisine tutunulsa kurtulunacağını müjdelediği SAHABİLER de, o ipten tırmanırken öyle; sonra tâbiin… İpten tırmanan kişileri adet itibariyle böyle sınıflara da tatbikle, İSTİKAMET’te olmak bakımından ve ölçü sahibi olmak üzere, yorumlayabiliriz… Bizim UKDE-BEND hususunda asıl altını çizmek istediğimiz dava, ip koptuktan sonra onu bağlayan “zahir hükmüyle bâtında bâtın payıyla zâhirde” bulunanlarla ilgilidir; SAHABÎLER, bizzat ŞERİAT’in sahibine tâbî bir mânâdalar, bâtın’ın ise bir hususiyeti var ve Allah Sevgilisi’nin “gizli zikir” olarak Hazret-i Ebubekir’e tâlim ettirdiği. Hazret-i Ali’de açık zikirle bu yol… Bu iki bellibaşlının dışında, elbette sair sahabîler de bu işle meşgul olanlarıyla… Demek ki, sözkonusu kopan ipin düğümlenebilmesi ve böylece tırmanılabilmesi, ŞERİAT’in iç yüzü gözardı edilerek mümkün değildir.