Her mesleğin şarlatanı vardır. Onu, yığınla en kolay temasa getiren vasıtaların muhiti içinde sık sık görürsünüz, hemen bütün kongrelere koşar, bütün toplantılarda bulunur, bütün gazetelerle dost olur, matbuata iki günde bir beyanat ve fotoğraf verir, müthiş iddiacı ve yeni tez, yeni keşif ve yeni icat propagandacısıdır. Mesleğin hiçbir temsil selahiyetini haiz olmadığı halde bütün meslekdaşları namına konuşur, sık sık eser neşreder sonunda ve bazan formalık bir risalenin sonunda bir forma bibliyografya koyar, ilim adamı geçiniyorsa mensup olduğu şubenin edebiyatını en çok yapan odur. Edebiyatçı geçiniyorsa kitapçıya gazetelerde ismini büyük puntolarla ilân ettirir. Tiyatrocu ise afişlerin başına kendi ismini kendi eliyle yazar...
Mısraın şekline özünden, jeste fikirden ziyade itina eder. Bütün muvaffakiyetlerinin insan gözüyle alâkası olduğunu keşfetmiştir. Göze çarpmak, göze girmek, göz oyalamak, göz kamaştırmak, göz boyamak ve bunun için de açıkgöz olmak...
Aykırının ve acaibin uyandıracağı ilk hayret anındaki şuur kıtlığını istismar umumi dikkatin uyukladığı ve şahsiyetlerin yığın disiplini altında uyuştuğu kalabalıklar içinde manyetizmacı rolünü yapar. Umumi dalgınlık anlarını sezmekteki dikkat çevikliği sayesinde rızaları ve muvafakatları aşırarak taraftar bulur, sihir ve kerametin muvakkat zaferini yığının uykusuna borçluyuz....
Şarlatanı öldürmek için iki yaman silah: İstihza ve lâkaydidir. İkincisine hepimiz muktedir olduğumuz halde en az kullandığımız silah budur. Çünkü şarlatanın ilk hüneri alâkamızı avlamaktır....
Özgürlüğün geleneksel olduğu bir ülkede bir Hitler’in veya bir Stalin’in yükselmesine imkân olmadığı kesinlikle iddia edilemez. İddia edilebilecek bir durum varsa, o da geleneksel özgürlüğe sahip bir ülkede bir Hitler veya bir Stalin’in iktidarı ele geçirmesinin çok güç olmamasıyla beraber, iktidarım devam ettirmesinin çok sorunlu olacağıdır. Ekonomik şartlardaki önemli bir gelişme, özgürlük geleneğini _yani isyan etme geleneğini_ mutlaka harekete geçirirdi.
Etkili liderlikte bir dereceye kadar şarlatanlık gereklidir. Gerçekleri kasten yanlış aksettirmeksizin bir kitle hareketi oluşturmak imkânsızdır. Elle tutulur cinsten menfaatler, bir taraftar grubunda ölümü göze alacak derecede bağlılık yaratamaz lider, pratik ve gerçekçi olmak zorundadır, fakat buna rağmen konuşmalarında bir hayalci ve idealistin dilini kullanmalıdır_
Şarlatan Sendromu ya da Şarlatan Fenomeni resmen tanınmış bir psikolojik bozukluk değilse de, psikologlar ve eğitimciler tarafından yazılmış bir dizi kitap ve makalenin konusu olmuştur.