• 242 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Günümüzden 500 yıl sonrası. Yanmayan evler, kapsüller, mekanik tazılar, son hız arabalar ve itfaiyeciler. Yanmayan evlerin icadından sonra itfaiyecilere yeni bir görev verildi, kitap yakmak. Sadece belirli kitapları değil ellerine geçen tüm kitapları yakmak.
    Kitap yakıyorlar dediysek hemen itfaiyecilere kızmayın. Onlar toplumun mutluluğu için çabalıyorlar. Şiirler acıdır, romanlar insanı düşünmeye zorlar. Oysa düşünmeyen eğlenen insanlar mutludur. .
    Düşünmeyen ,eğlence toplumu devlet baskısıyla yaratılmadı. İlk başta sansür baskı hiçbirisi yoktu. Kitap okumamayı isteyen insanların kendileriydi.
    Herşey fotoğrafla başladı,sonra kamera icat edildi , sonra video ,televizyon. Televizyonun etkisi altında kalan insanlar kitap okumaya zaman bulamadılar. Klasiklerin özeti çıkartıldı, sonra özetinin özeti, sonra da özetin özetinin özeti ve en sonda bir ansiklopedi de on iki kelimeye sığdırıldı. Artık klasikleri kolayca okuyabilir , geriye kalan zamanınızda da eğlenebilirsiniz. Okullar simgesel yaratıcılar, düşünce adamları yerine atletik sporcular çıkarmaya başlamasıyla beraber entellektüel kelimesi bir küfür sayıldı. Peki bunun suçlusu kim devlet mi yoksa çağımız insanımı???
    Klasiklerin özetini okuyup suç ve ceza' da çok ağırmış diyenleri, başını televizyon izlemekten kaldıramayanları, yarış atı yetiştiren eğitim sistemini eleştiren herkesin okuması gereken bir kitap.
    Herkese iyi okumalar dilerim.
  • ''Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..
    Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.
    Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin.
    Sadece kumandanın tuşuna basıp ezberleyin. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun.
    Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman.
    Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !''
  • 225 syf.
    ·3 günde·2/10
    Bu kitabı çocuklarınızdan uzak tutmanızı şiddetle tavsiye ediyorum...

    On beş günlük kısa bir tatilin ardından tekrar eğitim-öğretim dönemi başladı. Tatilde sıraya koyduğum baya bir kitabım vardı. Fakat bu süre çok kısa olduğundan kitaplarımı bitiremedim. Bu sürenin bana yetmemesi ve kitaplarımı okuyamama baya üzüldüm. Çünkü okulların açılmasıyla beraber bir yoğunluğun içine gireceğimi biliyordum. Öyle de oldu bu yoğunluktan dolayı inceleme yapmak istediğim çoğu kitaba inceleme yapamadım. Aynı zamanda okullar açılınca kendi listemdeki kitaplardan daha çok öğrenciler ile beraber okuduğumuz kitapları okuyacağımı biliyordum. Hep beraber sınıf kitaplığımızda olan kitapları, hem okul içindeki okuma saatlerimizde hem de çoğu zaman evde öğrenciler ile beraber okuyoruz.

    Son dönemlerde hem kitap evlerinde hem de hemen hemen tüm öğrencilerde gördüğüm kitap “Saftirik” serisiydi. Kitap baştan beri bana soğuk ve itici geldi. Öğrencilerimede hiçbir zaman tavsiye etmedim. Geçen gün birçok öğrencide yine bu seriyi görünce ciddi anlamda bir merak sardı beni. Bu öğrencilerin bu kitabı bu kadar sevmesinin ne olabilirdi? Hemen o an en yakınımda bulunan Emre ile bu konuda biraz sohbet ettik. Emre de 6. Sınıf öğrencisi o da “Saftirik” serisinin bütün kitaplarını hemen hemen okumuş. Kalanları neden okumadın diye sorduğumda: “Hocam siz kızdıktan sonra onu okumayı bıraktım.” dedi. (Oysa ben kızmamıştım, sadece "ben tavsiye etmiyorum" demiştim. Bir öğrenciye okuduğu kitap için kızmak hayatta isteyeceğim en son şeydir herhalde.) Peki, nasıl buldun sorusunu kendisine yönlendirdiğimde şöyle bir cevap verdi. “Hocam hayatımda daha önce bu kadar eğlenceli bir kitap okumamıştım." Sonra kızlardan birkaç kişiye sorunca onlarda hem çok rahat okunduğunu hem de çok eğlenceli olduğunu söylediler. Ben de bu kitap, sadece bizim okulda mı ya da sadece bizim şehrimizde mi bu kadar popüler diye ufak bir araştırma yaptım. ( Sadece bizim okulda popüler değildi. Hemen hemen şehrimizin tümünde popüler bir kitaptı. Çünkü Batman’daki bütün kitap evlerinde rafları süsleyen kitap saftirikti.) Biraz internetten satış rakamlarına baktım. Kitap serisinden sadece bir tanesi bile felaket rakamlara ulaşmıştı. Bu serinin de baya fazla kitaptan oluştuğunu düşünürsek kitap ülkemizde baya satılmış diyebiliriz. Ben de artık öğrencilerin bu kitapları neden bu kadar sevdiğini anlamak için bu kitabı okumalıyım diye düşündüm. Hemen yanımda bulunan Emre’ye okuduğu kitaplardan birini bana getirmesi söyledim. Kitap bir gün sonra elimdeydi, açıp okumaya başladım.

    Bizim çocuk edebiyatı için belli başlı ölçütlerimiz vardır. Eğer elimizdeki kitap, bu ölçütlerin belli bir çoğunluğunu sağlıyorsa bu kitabı öğrencilerimize tavsiye ederiz. Örneğin kitap çocuğun ana dili gelişimine katkı sağlamalıdır. İçerisinde Türkçenin güzellikleri barındırmalıdır. Öğrencinin sözcük daracığını gelişilmelidir. Deyim ve atasözlerine yer verilmedir. Öğrenciye okuma alışkanlığı kazandırmalı ve edebi zevk uyandırmalıdır. Okuyucunun kitapta kendine ait bir şeyler hissetmesi sağlanmalı ve empati yeteneğini geliştirmelidir. Kendi ahlak ve kültürüne katkıda bulunmalı ve iyi davranışları benimsetmeye çalışmalıdır. Okuyucunun eğlenmesi sağlanmalıdır. Öğrencinin hayal dünyasını zenginleştirmelidir. Saftirik kitabını da kafamdaki bu ölçütlere göre değerlendirdim. Üzülerek belirtmem gerekir ki hiçbir ölçüte uyum sağlamayan bir kitap gördüm. Tamamen kendi kültürümüze yabancı, öğrencinin kendinden hiçbir şey bulamayacağı bir kitaptı. Tamamen Amerikan okul sistemi içinde büyüyen ve Amerikan kültürüne dayalı bir kitaptı. Kitapta anlatılan hayatlar ile ülkemiz arasında hiçbir bağ yok. Aksine tamamen kültürümüze yabancı ve aykırı unsurlar. Kötü davranışları özendirecek yaşantılar. Öğrencinin hayal dünyasını geliştirecek hiçbir bilgi mevcut değil.

    Öğrenciler sevdiği iki nokta üzerinden değerlendirme yapacak olursak. Öğrenciler genelde iki şey üzerinde durdular: 1. Kitap çok akıcı 2. Kitap çok eğlenceli. Kitabın akıcı olduğu doğrudur. Çünkü 225 sayfalık kitap aslında normal şekilde basılmış olsa 50 sayfa bile tutmayacaktır. Kitaplarda büyük punto kullanılmış ve kitabın yarısı resimlerle ile doldurulmuş. ( Nitelikli Çocuk Edebiyatında kitapta resimler olmalıdır. Hatta resimsiz kitap çocuğa sıkıcı gelecektir. Fakat burada kitaba resim değil resimlere kitap yazılmıştır.) Haliyle öğrenci kitabı eline aldığı gibi kitap akıp gitmektedir. Sürekli resim olduğu içinde canı sıkılmamaktadır. Kitabın 225 sayfa ve fiyatının 15 lira olduğunu söylemek gerekir. Böyle bir kitaptan bu kadar fazla bir meblağ bu büyük satış oranları… Ciddi anlamda bu kadar kaliteli yazar varken yazıktır, günahtır. ( Gerçi Türkiye’de kitap fiyatları genel olarak yüksektir. Örneğin çok kitap okuyan biriyseniz baya da zengin olmanız gerekmektedir. Fakat bu ayrı bir konu olduğu için uzatmayacağım.) Kitabın neden eğlenceli geldiğini de çok anlamadım doğrusu. Öğrencilere eğlendirici gelebilecek yerlere dikkat ederek okudum. Çoğu yeri de tahmin ettim. Tahmin ettiğim yerleri öğrencilere okudum. Öğrenciler gülmeye başlayınca haklı olduğumu gördüm. İçimden onlar gülerken ben ağladım. Çünkü bakın ülkemizde çocuk kitapları içinde en çok satan kitaplardan biri olan Saftirik kitabının içindeki eğlendirici yerlere…

    Resimle beraber desteklenmiş bir yerde. Pisuar denilen yerde pantolonu indirmiş şekilde bir çocuk resmi çizilmiş ve bunun üzerine bir muhabbet dönmüş…

    Bütün ayağımı ağzına sokabilir miyim? ( Arkadaşına bunu sormuş sonra bunu denemiş.)

    Kitaptaki kahramanların tek amaçları kızlı-erkekli yapılan partilere gitmek. Orada çıplak kızlar görmek. Yılbaşında yapılacak partilerde kızlar ile havuzda yanana uzanıp içki içmek.( Kitapta anlatılan karakterler altıncı sınıfa gidiyorlar.)

    Büyük ninesini altına “osuruk” yastığı koyup osurduğunu millete görtermek ve herkesin içinde büyük nineye gülmek.

    İç kıyafetlerini normal elbisenin üzerine giyip öyle gezen bir dede. ( bu Dede’nin hali resmedilmiş.)

    Ayakta işemenin güzel olduğunun sıkça söylenmesi. Hedefi tutturmayınca yere yapmaya devam etmenin daha güzel olduğu.

    Çocuğun ağzındaki sakızı yukarı doğru tükürmesi ve bu sakızın babasının kafasına yapışması. Sonra toplu halde babalarına gülmesi…

    Annenin ceza olarak kendi iç çamaşırlarını çocuğa yıkatması… Çocuğun bunları yıkarken resminin kitaba çizilmesi…

    Çocuğun akşam yatarken çoraplarını nereye koyduğunu unutmasın diye gidip çorapları televizyonun üstüne koyması… Böyle bir dahice fikir bulduğu için takdir görmesi…

    Kızların osurmasını merak eden çocuklar… Sonra bu olayın yani bir kızın osurmasının resminin kitaba çizilmesi…
    Bir yarışmada arkadaşını uzuv yerinin fotoğrafının çekilmesi ve bu uzvun kitaba resmedilmesi…

    Ailecek televizyon karşısında dizi izlerken dizini sahnesinin öp beni hadi öp beni diye bir sahne olması…

    Çocuğun yine kızlı erkekli bir partide şişe çevirmece oynayıp kızın onun öpmesini istemesi ve bunun neticesinde olanlar… ( Bu kitabı ülkemizde okuyan öğrenci kitlesinin 3. 4. 5. Ve 6. Sınıf öğrencileri olduğunun söylemem de fayda var.)

    Aile yemeğinde yeni evlenen amca ile eşinin öpüşmeye başlaması ve odaya çıkmaları… Bu sahne de resmedilmiş.

    Altıncı sınıf öğrencilerinin kızlı erkekleri havuzda çıplak şekilde parti yapması ve bunun resmedilmesi…

    Sadece aklımda kalan bilgiler ve ahlaki açıdan uygun bulmadığım için yazmadığım birçok şey…

    Kitabın okunmasına gelince kesinlikle okunmasını tavsiye etmiyorum. Hatta ısrarla çocuğun sağlıklı gelişimi açısından okutulmamasını tavsiye ediyorum.

    Sonuç olarak böyle bir kitabın bizim ülkemizde ve dünyamızda bu kadar çok okunması ciddi anlamda yazık…

    Benim gibi bir kardeşinizden ufakta olsa bir tavsiye: Bu kitabı çocuklarızdan uzak tutun ve çocuklarınızın hayal dünyasını bir dona hapsetmeyin.
  • Hürriyet Pazar, eleştirmen, yazar, akademisyen, edebiyat öğretmeni ve yayıncılardan oluşan 100 kişilik bir jüriyle ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı listeledi.

    İlk sırayı Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’i aldı.

    İlk 10 şöyle:

    1. İnce Memed, Yaşar Kemal

    2. Tutunamayanlar, Oğuz Atay

    3. Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar

    4. Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar

    5. Kara Kitap, Orhan Pamuk

    6. Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal

    7. Aylak Adam, Yusuf Atılgan

    8. Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil

    9. Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk

    10. Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

    Listenin geri kalanı ise şöyle:

    Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin

    Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu

    Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay

    Ölmeye Yatmak, Adalet Ağaoğlu

    Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

    Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay

    Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin

    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa

    Devlet Ana, Kemal Tahir



    Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali

    Hakkari’de Bir Mevsim, Ferit Edgü

    Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

    Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal

    Mai ve Siyah, Halid Ziya Uşaklıgil

    Kıskanmak, Nahid Sırrı Örik

    Cevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk

    Eylül, Mehmet Rauf

    Gece, Bilge Karasu

    Fahim Bey ve Biz, Abdülhak Şinasi Hisar

    47’liler, Füruzan

    Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş

    Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yaşar Kemal

    Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir

    Murtaza, Orhan Kemal

    Yer Demir Gök Bakır, Yaşar Kemal

    Tuhaf Bir Kadın, Leyla Erbil

    Ağır Roman, Metin Kaçan

    Orta Direk – Yaşar Kemal,

    Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana – Yaşar Kemal

    İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

    Yalnızız – Peyami Safa

    Bin Hüzünlü Haz – Hasan Ali Toptaş,

    Son Adım – Ayhan Geçgin,

    Yılanların Öcü – Fakir Baykurt

    Her Gece Bodrum – Selim İleri

    Sinekli Bakkal – Halide Edib Adıvar

    Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik

    Serenad – Zülfü Livaneli

    Tol – Murat Uyurkulak

    Ayaşlı ve Kiracıları – Memduh Şevket Esendal

    Müşâhedat – Ahmet Midhat Efendi

    Kinyas ile Kayra – Hakan Günday

    Berci Kristin Çöp Masalları – Latife Tekin

    Denizin Çağırışı – Kemal Bilbaşar

    Kırık Hayatlar – Halit Ziya Uşaklıgil

    Kurt Kanunu – Kemal Tahir

    Medarı Maişet Motoru – Sait Faik Abasıyanık,

    Odalarda – Erdal Öz

    Yeşil Gece – Reşat Nuri Güntekin

    Bir Solgun Adam – Selçuk Baran

    Kurtlar Sofrası – Attilâ İlhan

    Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi – Ayfer Tunç

    Buzul Çağının Virüsü – Vüs’at O. Bener, 1984

    Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir

    Gurbet Kuşları – Orhan Kemal

    İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit

    Mel’un – Selim İleri

    Rahmet Yolları Kesti – Kemal Tahir

    Bir Kadının Penceresinden – Oktay Rifat

    Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı – Bilge Karasu,

    Heba – Hasan Ali Toptaş

    Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk

    Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim – Nâzım Hikmet

    Çamlıca’daki Eniştemiz – Abdülhak Şinasi Hisar

    Çocukluğun Soğuk Geceleri – Tezer Özlü

    Kayıp Aranıyor – Sait Faik Abasıyanık

    Kiralık Konak – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    Eski Hastalık – Reşat Nuri Güntekin

    Mutluluk – Zülfü Livaneli

    Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin, 1967

    Boğazkesen – Nedim Gürsel

    Karartma Geceleri – Rıfat Ilgaz

    Matmazel Noraliya’nın Koltuğu – Peyami Safa

    Sahnenin Dışındakiler – Ahmet Hamdi Tanpınar

    Yaralısın – Erdal Öz

    Yeşilçam Dedikleri Türkiye – Vedat Türkali

    Ankara – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

    Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem

    Ateş Gecesi – Reşat Nuri Güntekin

    Çılgın Gibi – Suat Derviş

    Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu, 1979

    Handan – Halide Edib Adıvar

    Mahur Beste – Ahmet Hamdi Tanpınar

    Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman

    Tütün Zamanı – Necati Cumalı

    Veda – Ayşe Kulin

    Viski – Çetin Altan, 1975

    Yalan – Tahsin Yücel
  • "Eğer herkes yeni bir televizyon seti yerine barış isteseydi, o zaman barış olurdu."
    Kolektif
    Sayfa 3 - Ocak-2017
  • İzlediğinizde size çok şey katacak filmler listesi:

    1. La Vita é Bella (Hayat Güzeldir) 1999 - Roberto Benigni
    2. Schinler's List (Schinler'in Listesi) 1993 - Steven Spielberg
    3. The Pianist (Piyanist) 2002 - Roman Polanski
    4. The Boy in the Striped Pajamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) 2008 - Mark Herman
    5. The Diary of Anne Frank (Anne Fran'in Hatıra Defteri) 1959 - George Stevens
    6. The Book Thief (Kitap Hırsızı) 2013 - Brain Percival
    7. Bitva za Sevastopol (Sevastopol İçin Savaş) 2015 - Serhiy Mokrytskyi
    8. Little Boy (Ufaklık) 2014 - Alejandro Monteverde
    9. 12 Angry Men (12 Kızgın Adam) 1957 - Sidney Lumet
    10. Agora 2009 - Alejandro Amenabar
    11. The Shawshank Redemption (Eseratin Bedeli) 1994 - Frank Darabont
    12. Mandela: Long Walk to Freedom (Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol) 2013 - Justin Chadwick
    13. Freedom Writers (Özgürlük Yazarları) 2007 - Richard LaGravenese
    14. The Great Dictator (Şarlo Diktatör) 1940 - Charlie Chaplin
    15. Diarios de Motocicleta (Motosiklet Günlüğü) 2004 - Walter Salles
    16. Django Unchained (Zincirsiz) 2012 - Quentin Tarantino
    17. 3 Idiots (3 Ahmak) 2009 - Rajkumar Hirani
    18. Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar/Her Çocuk Özeldir) 2007 - Aamir Khan
    19. PK 2014 - Rajkumar Hirani
    20. Slumdog Millionare (Milyoner) 2008 - Danny Boyle
    21. Life of Pi (Pi'nin Yaşamı) 2012 - Ang Lee
    22. A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) 2001 - Ron Howard
    23. Good Will Hunting (Can Dostum) 1997 - Gus Van Sant
    24. Forrest Gump 1994 - Robert Zemeckis
    25. The Green Mile (Yeşil Yol) 1999 - Frank Darabont
    26. Män Som Hatar Kvinnor (Ejderha Dövmeli Kız) 2009 - Niels Arden Oplev
    27. V for Vendetta 2005 - James McTeigue
    28. Frida 2002 - Julie Taymor
    29. Persepolis 2007 - Marjane Satrapi & Vincent Paronnaud
    30. La Famille Bélier (Hayatımın Şarkısı) 2014 - Eric Lartigau
    31. Det Sjunde Inseglet (Yedinci Mühür) 1957 - Ingmar Bergman
    32. Vertigo (Ölüm Korkusu) 1958 - Alfred Hitchcock
    33. A Clockwork Orange (Otomatik Portakal) 1971 - Stanley Kubrick
    34. Mephisto 1981 - István Szabó
    35. Yıldızlararası - Interstellar 2014

    Liste genel izleyici kitlesine göre hazırlanmıştır.
    Sizin sevdiğiniz veya tavsiye edeceğiniz film olursa yorum olarak yazabilirsiniz. Listeye eklerim...