Azrâil'in tırpanının acıyla kıvranan bedenlerinden koparttığı azâp içindeki ruhların çığlıklarını işitti. Ardından, karanlıktan yontulan ifritlerin kahkahalarını, ezelden ebede kadar dünyaya gelmiş ve gelecek günâhkârların tekmilini birden isimlerini tek tek saymaya mahkûm cinlerin fısıltısını duydu. Fânîlerin boğazlarını sapsarı ve sipsivri parçalayıp kanlarını kana kana içmeye can tan upileri sezinlediğinde, karanlığın efendilerinin ebedî susuzluğunu ancak, fânîlerin kanının dindirebileceğini fark etti. Sokağın ortasına vardığında, siyah kayadan oyulmuş kapağının taş lahite sürtünürken o tüyler ürpertici tokurtuyu, toprağın ancak civanperçemi, âcemlalesi ve çayırmelikesi köklerinin erişebildiği derinliklerde yatan ölülerin duâlarını dinledi. Ebedî hayata kavuşmak için ruhlarını ve ölümlerini İblis'e satan, o tenleri kül gibi beyaz efendileri arkasında tam hissetmişti ki, ansızın bir ışık parıldadı!