Kalb zikrin rayihasıyla ıtırlanır, nuruyla ışıklanır, ateşiyle yanar, hararetiyle pişer, rengiyle ifadelenir, sıfatıyla sıfatlanır ve hakikatiyle gerçekleşirse, bütün beden uzuvları, "Allah, Allah, Allah" diye zikre koyulur ve bunu ne kimse duyar ne kimse anlar. Hattâ iyi hâlin yazıcısı melekler bile hâli göremezler, bilmezler. Bu hâl, zikredenle zikredilen arasında, aşk esrarı, yakınlık, kapılış ve sarılış olarak tecelli eder. Seven sevgilisi ile, halk kalabalığında ve halk kesretinde yalnızdır. O vakit zahir gözler yaş akıtır, bâtın gözler nedamet hıçkırıklarıyla inilder; vücudda bir lezzet, kalbde bir halâvet ve kulların kalbine tesir baş gösterir. Allah'ın fiillerine rıza duyar ve mahlûkları mazur görür. Sözlerinde doğruluk, bâtınında muhabbet, zâhirinde iyi ahlâk ile sıfatlanır...
Sayfa 42 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları