z

Zikr-i İlâhî

0 üye
Takip
AŞK ESRARI...
Kalb zikrin rayihasıyla ıtırlanır, nuruyla ışıklanır, ateşiyle yanar, hararetiyle pişer, rengiyle ifadelenir, sıfatıyla sıfatlanır ve hakikatiyle gerçekleşirse, bütün beden uzuvları, "Allah, Allah, Allah" diye zikre koyulur ve bunu ne kimse duyar ne kimse anlar. Hattâ iyi hâlin yazıcısı melekler bile hâli göremezler, bilmezler. Bu hâl, zikredenle zikredilen arasında, aşk esrarı, yakınlık, kapılış ve sarılış olarak tecelli eder. Seven sevgilisi ile, halk kalabalığında ve halk kesretinde yalnızdır. O vakit zahir gözler yaş akıtır, bâtın gözler nedamet hıçkırıklarıyla inilder; vücudda bir lezzet, kalbde bir halâvet ve kulların kalbine tesir baş gösterir. Allah'ın fiillerine rıza duyar ve mahlûkları mazur görür. Sözlerinde doğruluk, bâtınında muhabbet, zâhirinde iyi ahlâk ile sıfatlanır...
Sayfa 42 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları
Zikr-i İlâhî
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
LİSANÎ ZİKİR...
Hazret-i Ali bin Ebutalib'e Resûller Resûlünün açık zikir talimi orta açıklıkta olmak gerekir... Bu zikir, sonradan gördüklerimizden ve bildiklerimizden değildir. Çünkü Âlemin Fahri, Hazret-i Ali'ye kapıyı kapatmayı emredip, ondan sonra zikri talim buyurmuşlardır. Neticede açık zikrin gizli zikirden üstün olduğunu iddia etmek "nas-mutlak din ölçüsü"nün inkârına varır..."
Sayfa 52 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları
Zikr-i İlâhî
ZÂT-I İLÂHÎ...
O Zât bir cinsin, bir nev'in çeşit ve parçalarından olmadığı için had ve ölçüyle tasavvur edilemez. O Vahid ve Mutlak Ferttir... Ferdin tarifi mümkün olmadığından hissî işaretlerle belirtilmesi lâzım gelir. Görülür ve hissedilir dahi olmaması noktasından hissî işaretlerle de belirtilemez...
Sayfa 48 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları
Zikr-i İlâhî
İSİM ve MÜSEMMÂ İNCELİĞİ...
İsmin lâfz ve nakşı ve hattâ kalbte peydahlanışı "hâdis-sonradan oluş" ifade eder. "Müsemmâ-isimlenen keyfiyet" ise "kadîm ve ezelî- öncesiz ve sonrasız"dır. Aralarındaki münasebet ancak "dâliyet ve medluliyet-delâlet ve mâna" da kalır. İsim zâtın aynı olmadığından, onu anılan zâtın gayrı diye düşünmez ki, gayrı olanı Allah tasavvur etmiş olsun da küfre düşmüş bulunsun...
Sayfa 48 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları
Zikr-i İlâhî
İSİM ve MÜSEMMÂ...
"Allah" ismi O Zâta delâlet ettiğinden evlâ ve lâzım olarak O'nu bu isimle yâdetmek iktiza eder. Başlangıçtaki sâlik, Mutlak Zâtı çokluk âleminde bu isimle hatırlarken gitgide mukaddes Zât o türlü belirici yâni tasarladığı ve anladığı keyfiyet olur ki, ismi "Müsemmâ"nın yabancısı olarak anlamaya başlar...
Sayfa 48 - 4. Basım, Büyük Doğu yayınları
Zikr-i İlâhî