Eksik Ömür
Gidişinin gölgesi düştü ya üzerime, "Bitti" bile diyemeden yarım bıraktın ya her şeyi; İşte en çok bu yarım yamalaklık dokundu şerefime. Bir cümleyi ortasından bölüp gitmek kolaydı tabii, Kalanın boynuna asıp da tüm o bitmemiş kelimeleri... ​Yarım bıraktın ya, tam sayılma artık sen de. Hangi aynaya baksan, o eksik kalmış bakışım çıksın karşına. Hangi şarkıyı dinlesen, nakaratında boğazın düğümlensin; Çünkü insan, yarım bıraktığı yerden kanarmış en çok, Dilerim o sızı hiç eksilmesin sol yanında. ​Adaleti yoktu bu hikayenin, biliyorum, Sen arkana bakmadan fırtınalar kopardın, Bense darmadağın pencereleri topladım arkandan. Bir ömrü bir çırpıda heba etmek senin harcındı, O enkazın altında nefes almayı öğrenmek bana kaldı. ​Al şimdi o tamamlamadığın her ne varsa; Eksik bıraktığın sevgini, yarım yamalak cesaretini... Ben o boşluklardan kendime yeni bir gökyüzü kurdum, Sen kendi yarım kalmışlığında boğulurken izle beni. ​Sana sitemim bile fazla aslında, Çünkü değmezsin bir mısranın tamlığına. Yarım kalanlara rağmen ayaktayım ya, İşte bu benim zaferim, senin ise en büyük utancın olsun hayatta.
Şiir
Reklam
Ellerim Sen Kokuyor Sevgilim
Aklım bana oyunlar oynuyor. Başımı koluma, kolumu masaya yasladım; Kalbim gittikçe siliniyor menzilden, Oysa ellerimde hâlâ sen varsın. Sigara dumanı gözlerimi yaşartıyor, Pencere boşluğunda yüzünü seçiyorum. Ellerim titriyor, gözlerimi açamıyorum; Zihnim bana en büyük tuzağını kuruyor. Her zerremde yeniden doğuyorsun sevgilim, Seni her öldürüşümde, Yeni bir bedenle dönüyorsun bana; Tuhaf ki, hiçbiri sana benzemiyor. Tırnaklarım hep küt artık sevgilim, Beni sevmediğinden beri... Aklım hep o sabah uyandığımız güne sızıyor, Her sabah o aynı sabaha uyanıyorum. Yalnız kaldıkça sevgilim, Ellerimde filizlenen bir papatya gibi Tüm bahar sen kokuyor; Ben kışa döndükçe seni anımsıyorum. Her şey bir kurmaca gibi geliyor, Işıklar sönüyor, tiyatro bitiyor. Madem bundan sonra sen olmayacaksın; "Öyleyse düşsün Sezar," sevgilim.
Gülü kopardın dalından, Bir daha açmayacak, Yalan çıktı ağzından, Bu aşk iflah olmayacak. Teselli arama kadehte, Talihimi kabullendim, Sadakat olsaydı o yürekte, Beni rüsvay etmezdin, Çıkar karşına başkası, Alır bıraktığım ahı, Yaşatır yazdığın kahrı, İstemem duymasın başkası.
Şiir
Serçenin boynunu büktün sen. Çiçeğin dalını kopardın. Yanındayken kor gibi olan ellerim bin zemheri yatağında uyuyorlar sanki. Öldü dediler senin için yüreğim insanları. Bin tramwaydır bekledim seni. İçimdeki biletin tarihi geçmiş. Serçenin yuvası yıkık, Çiçeğin kökü küskün. Yanındayken kulağıma çalınan yaşam türküsünün akordu bozuk. İsfahan ARYA
sevgi böyle bir şey mi? iş mi, aş mı, ekmek mi? sevgi bir toprak mı, onu ne kadar çok işlersen o kadar verimli olur sandın? sevgi bu değil, zorla, dişini tırnağına katarak elde ettiğin hiçbir şey senin değil severken. bir gün çalışarak elde ettiğin her şeyden oluverirsin işte böyle. sevgi ne iş, ne aş ne de ekmek. sevgi toprak değil. sevgi yalnızca karşılık, sevgi sebepsiz almak. koparmak değil. bak bunların hepsini kopardın ya da zorla yerleştirdin. şimdi birer birer yok ediyorsun. çok çalışırsan sevginin en güzeline sahip olursun sandın, çok çalıştın, olabildin mi? olamadın. oldun sandın değil mi? ne yazık sana.
Reklam
Reklam