5/10
·140 syf.··
2026 33. kitabı
Nilgün Marmara’yı ilk defa bu kitapla okudum ve bir şairle aramda kurulması gereken bağ oluşmadı gibi hissediyorum. Şiirlerinde hissettiğim en baskın duygu, karamsarlık. Tabi ki her şiir pembe bir dünya sunmak zorunda değil, hüzün de edebiyatın güçlü duygularından biri ama bu kadar kasvet bana biraz fazla geldi. Bazı şiirleri hiç anlamlandıramadım belki benim eksikliğimden kaynaklıdır bilmiyorum. Kitapta ilgimi çeken detay ise kitabın bütününe yayılan, sürekliliği olan intihar isteği çok net şekilde okunuyor. Şairin hayattan kopma arzusunu şiirlerin her birine iliştirdiğini görebiliyorsunuz. Gerçi bu ruh haliyle daha başka bir tür de düşünülemezdi.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20184,780 okunma
7/10
·208 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 07:56
Zargana, insan ruhunun eşiklerini, en karanlık travmalar karşısında varoluşu yeniden nasıl inşa edebileceğini ya da o varoluştan nasıl tamamen vazgeçebileceğini anlatan sarsıcı bir yeraltı edebiyatı örneğidir. 12 yaşında evinden kaçarak hayata atılan bir çocuğun, maruz kaldığı o korkunç ve geri dönülemez trajediyle tüm yaşamı kökünden sıfırlanır. Bu olay, sadece bir kırılma noktası değil, karakterin insan olma algısının bittiği yerdir. Zargana büyüdükçe, içine doğduğu bu yeni ve tekinsiz dünyada artık bir insan olarak var olamayacağına inanır. Yaşadığı travmanın ağırlığı, taşınabilecek veya normal yollarla atlatılabilecek bir yük değildir. Tam da bu yüzden Zargana, hayatta kalabilmek için sıra dışı ve marjinal bir yöntem geliştirir: Kendini dışarıdan izlemek. Karakterin hayatına giren insanlara kendi geçmişine dair senaryolar yazması ve onlara bu rolleri oynatması, aslında kaybettiği kontrolü sanatla, kurguyla ve manipülasyonla geri kazanma çabasıdır. O, artık acı çeken bir özne olmak istemez; kendi acısını başkalarının bedeninde seyreden soğukkanlı bir gözlemciye, bir yönetmene dönüşür. Bu durum, psikolojideki ağır bir yabancılaşmanın ve disosiasyonun (kopma) edebi bir metaforudur. Zargana, her şeye rağmen ve her koşulda hayatta kalmanın ama bunu yaparken de tamamen başkalaşmanın hikayesidir. Karakter, hayattan tamamen kopmak yerine, hayatı bir tiyatro sahnesine dönüştürerek kendi varlığını bu oyunun arkasına gizler. Onun hayatta kalma biçimi, acıyı hissetmekten kaçmanın yegane yolu olarak kendini ve dünyayı bir izleyici gibi yukardan seyretmektir.
1000Kitap
ZarganaHakan Günday · Doğan Kitap · 20259bin okunma
Reklam
7/10
·148 syf.··
2026 15. kitabı
Kitap başlarda çok iyiydi hatta bekledigimden de guzeldi ama sayfa 100 den sonra biraz kopmaya başladigimi fark ettim. Aslinda cocuklarimiza hikayeler anlatarak onlari buyuturken okuma yazma ogrendikleri gibi onlari kitaplarin icinde yalniz ve baskici sekilde birakip , okumasi icin zorladigimiz anlara kadar harika tespitler vardi. Okurken guldugum yerlerde oldu ozellikle yetiskinken bile sayfalari atlayarak okuma hakkinda ki sozleri superdi. Ancak En buyuk kopma nedenim bir sayfa da deneme tarzi yazi varken baska sayfa da bir konusma geciyor. Sonlara dogru bu cok artti. Bende bu akıştan dolayi koptum. Isin sonunda kitap bittigin de tatlı bir tat kaldi damagim da
Roman GibiDaniel Pennac · Metis Yayınları · 2021925 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 22:57
Beklentimin çok üzerinde bir okuma deneyimi yaşadım. Hem dili hem duygusu hem de akışıyla bir solukta okunacak türden, ama okurken insanda iz bırakan bir kitap. Hikâye, kaybolan bir çocuğun yıllar sonra bile kapanmayan yarasını anlatıyor. Sadece bir kayıp hikâyesi değil; ait olma, köklerinden kopma, suçluluk, anne-babalık ve kimlik üzerine derin bir roman. Yazar hiçbir duyguyu abartmadan, sade ama güçlü bir anlatımla ilerliyor. Okudukça hem ailenin acısına hem de karakterlerin iç hesaplaşmalarına ortak oluyorsunuz. Kitabın en vurucu karakteri ise Ruthie. Küçücük yaşında hayatı elinden alınan, büyürken kim olduğunu bilemeden yaşayan bir çocuk… Onun gözünden dünyayı okumak, empati kurdukça içinin ağırlaşması… Hele son sayfalarda yaşadığı duygu karmaşasıyla birlikte ben de gözyaşlarımı tutamadım. Akıcı Duygusal ama asla yapay değil Aile, kayıp, kimlik temalarını çok iyi işliyor Okuduktan sonra uzun süre akılda kalan karakterler Kısacası; içimde bir şeyleri yerinden oynatan, karakterleriyle iz bırakan bir roman oldu. Kesinlikle tavsiye ederim, siz de okuyun.
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025203 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 01:32
Serinin ikinci kitabıyla geldim. Lana ve Logan’ı çok özlemişim. Kitabın yetişkin içerik olduğunu belirtiyor ve hemen yorumuma geçiyorum. İlk kitap oldukça heyecanlı bir yerde bitmişti ve ben olacakları deli gibi merak ediyordum. İkinci kitapta bütün merakım kısmen giderildi diyebilirim. Fakat bu kitapta öyle bir yerde bitti ki acilen üçüncü kitaba başlamam gerekiyor. Kitap 139 sayfaydı ve başlamamla bitirmem bir oldu. Keşke biraz daha uzun olsalar ve tadını çıkara çıkara okuyabilsem… Bu kitapta da heyecan hiç durmadı ve karakterleri biraz daha yakından tanıdık. Logan ve Lana’nın ilişkisi bir ara kopma noktasına geldi fakat hemen sonrasında toparladılar. Logan’ın Lana’yı çok masum ve saf görmesi kimi zaman komik gelirken, Logan’ın gerçekleri öğrendiğindeki tepkisinin ne olacağını daha fazla merak etmeye başlıyorum. Logan aşırı sade hissettiren bir karakter ve ben ona bayılıyorum. (Gelmiş geçmiş en green flag bence) Lana bu kitapta bir cinayet daha işledi ancak planladığı cinayetlerin dışındaydı. Onu detaylarıyla okumadık ama amacını gayet iyi biliyorduk. Bütün bunlardan sonra kitabın sonu dehşet şekilde bitti ve ben heyecan içinde üçüncü kitaba başladım. Kitapla kalın dostlar…
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202677 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
ANA HUANG- HIRS KRALI| KİTAP YORUMU (Spoiler içerir!) Serinin diğer kitaplarından çok farklı bir dinamiğe sahip. Alıştığımız "tanışma, aşık olma ve mutlu son" formülünün aksine, bu kez karşımızda evli, birbirini çok iyi tanıyan ama hırslar yüzünden kopma noktasına gelmiş bir çift var. Eğer Dominic ve Alessandra’nın evliliğindeki o büyük kırılmaları ve kitabın dönüm noktalarını konuşmaya hazırsak, işte bol spoylerlı, derinlemesine bir kitap yorumu: --- ## DİKKAT: Yazının Devamı Yoğun Spoyler İçerir! ### Kitabın Konusu ve Karakter Dinamikleri Dominic Davenport, sıfırdan tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, Wall Street’in zirvesine oturmuş tam bir işkolik. Karısı Alessandra ise 10 yıldır onun her zorluğunda yanında olmuş, Dominic imparatorluğunu kurarken kendi hayallerini arka plana itmiş zarif bir kadın. Kitap, tipik bir romantik başlangıç yerine doğrudan kriz anıyla açılıyor: 10. evlilik yıldönümleri. Dominic, yine iş krizlerini bahane ederek Alessandra’yı ekiyor. Bu bardaktan taşan son damla oluyor ve Alessandra, Dominic’i ve onun görkemli malikanesini terk ederek boşanma davası açıyor. --- ### En Dikkat Çekici Ters Köşe: İhmal Edilen Kadının Uyanışı Kitapta Alessandra karakterinin duruşuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Genelde bu tarz milyarder temalı kitaplarda kadın karakterler erkeğin zenginliğine ya da gücüne boyun eğer veya ufak bir hediyeyle hemen yumuşar. Ancak Alessandra öyle yapmadı. * Evliliği kurtarmak için her şeyi denemiş, her randevuya tek başına gitmiş bir kadının tükenmişliğini çok net hissediyorsunuz. * Dominic’in "Seni kraliçeler gibi yaşatmak için çalışıyorum" klişesinin arkasına sığınmasını yemedi. > *"Sen parayı ve gücü benim için değil, kendi egon ve hırsın için istiyorsun."* mesajını Dominic’in yüzüne tokat gibi çarpması,
Hırs KralıAna Huang · Martı Yayınları · 2025977 okunma
Reklam
Reklam