Düştüğüm kör kuyuları kapadılar, Ben içinde. Ferze
Şiir
Ey iki başlı engerek! Sen hayata o en ketum, en zırhlı yerinden, yaşama güdüsünün o kör ve vahşi tırnaklarıyla sarılsan da nafile... Hayat senin o kaba saba kibrini bir zafer madalyası gibi taşır belki göğsünde ama bazı narin ruhları ilk darbede kusar atar kıyıya.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Uçurum gibi büyür içimde hasretin.. Ve ben seni, var olmanın sınırında, yok olmanın ötesinde sevmişim. Seni, kaburgamın altın parçası.. Seni, dişlerinde elma kokusu.. Bir daha hangi ana doğurur bizi? Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni; bir daha hiçbir cihan bulamaz seni. Gelgelelim, beter bize kısmetmiş. Ölüm böyle altı okka koymaz adama. Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, yastığım, ranzam, zincirim Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mı? Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Yokluğun, cehennemin öbür adıdır. Üşüyorum, kapama gözlerini.. Ahmet Arif
...dert, sol tarafımdan zorluyor. içimde kor var, sönmez bu yangınlar. sinem de nicelerinin yükü, ben yüklenmedim, üzerime devrildi.
Şiir
ALİYA BUGÜN İSLAM DÜNYASINA VE TÜRKİYE’YE NE SÖYLER
Bugün Müslüman çoğunluklu ülkelerin hali, Aliya İzzetbegoviç’in ömrü boyunca uyardığı krizin en acı doğrulamasıdır. O, Müslüman dünyanın çöküşünü askeri yenilgilerde değil, ahlaki dağılmada görür. “Müslüman toplumlar dışarıdan değil, içeriden çürümektedir.” Bu çürümenin en görünür biçimi, özgürlük korkusu ve ahlaki cesaret eksikliğidir. Müslüman toplumların çoğu güçlü bir inanca sahiptir, ancak o inanç çoğu kez özgürlükten korkan bir zihniyete dönüşmüştür. “İnanç güçlü, ama düşünce zayıf; duygular yoğun, ama fikirler yüzeyseldir.” Oysa bir toplumun yeniden doğuşu, ne siyasal sistem değişikliğiyle ne de kalkınma hamlesiyle mümkündür; bu, özgürlükle ahlakın, vicdanla aklın yeniden birleşmesiyle gerçekleşebilir. Bugün İslam dünyasının en zayıf halkası, özgür bireydir. İtaatkar kalabalıklar çoktur, ama sorumlu şahsiyetler azdır. Aliya’ya göre özgür birey, Allah’ın halifesi olarak “seçen ve sorumluluk taşıyan insan”dır. İnsan kendi vicdanı olmadan Allah’a da sadık kalamaz. Bu bilinç kaybolduğunda, din bir kimlik göstergesine, dindarlık ise bir aidiyet biçimine dönüşür. Aliya, bu krizin kaynağını şöyle özetler: “Din, ahlakın alternatifi değil, kaynağıdır.” Asıl mesele imansızlık değil, imanın içinin boşalmasıdır. Dinin ruhu kaybolmuş, şekli ve gösterişi kalmıştır; ibadetler sürmekte, ama o ibadetlerin doğurması gereken ahlaki derinlik kaybolmuştur. Bu nedenle Aliya, çözümü “dinin vicdanla yeniden buluşması” olarak tanımlar. Dindarlık görünürlükle değil, değer üretme kudretiyle ölçülür. Bir din ahlak doğurmuyorsa, artık inanç değil, kimliktir. Bugün Müslüman dünyası, otoriter rejimler ve kimlik savaşları arasında sıkışmıştır. Devletler büyüdükçe insan küçülmekte; din konuşuldukça ahlak susmaktadır. Bu yüzden güçlü şahsiyetler, özgür bireyler
Alıntı
İki organizmayız uzayın bütün boşluğunda, birbirini hiç görmeyen ve duymayan, değmeyen birbirine ve anlamayan. Büyük bir yangının ortasında iki kor parçasıyız. Sesimiz birbirimize yasaklanmış...