İnsan yanlışlarından olduğu kadar haklılıklarından da etkilenir. Yanlış yaptığımızda savunmaya geçeriz; haklı olduğumuzu düşündüğümüzde ise sorgulamayı bırakırız. Bu nedenle tarihsel felaketlerin önemli bir kısmı kötülükten değil, doğruluğundan emin olmuş insanların körlüğünden doğmuştur. Her haklılık bir bakış açısı sunar; fakat aynı zamanda bir görüş alanı da oluşturur. Görüş alanı ise zorunlu olarak bir kör nokta üretir. Dolayısıyla ahlâkî mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Kişi kendi doğrularının ürettiği görünmezliklerden de sorumludur.
Felsefe
Sevdikçe Güzel Olmak
Kör edecek beni aydınlığın, kör edecek... Ben alışkın değilim gündüzlere Hep böyle güzelliklere Hep karanlıklarda yaşadım yıllardır Bilmiyor musun? Çamurlara, çirkeflere bulandım Derin kuyular gördüm Taş zindanlar, korkunç mağaralar gördüm Derken sen çıktın karşıma... Sende yıldızlar, sende güneşler, Sende dünyaları gördüm... Ümit Yaşar Oğuzcan Sevgilimin gönderdiği şiirler
Reklam
İnsan yanlışlarından olduğu kadar haklılıklarından da etkilenir. Yanlış yaptığımızda savunmaya geçeriz; haklı olduğumuzu düşündüğümüzde ise sorgulamayı bırakırız. Bu nedenle tarihsel felaketlerin önemli bir kısmı kötülükten değil, doğruluğundan emin olmuş insanların körlüğünden doğmuştur. Her haklılık bir bakış açısı sunar; fakat aynı zamanda bir görüş alanı da oluşturur. Görüş alanı ise zorunlu olarak bir kör nokta üretir. Dolayısıyla ahlâkî mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Kişi kendi doğrularının ürettiği görünmezliklerden de sorumludur.
Felsefe
'İNCİ' Bana bunu yapma demiştim...
66. BÖLÜM ✨️Serkan✨️ Sert ellerimin arasında tuttuğum yüzü, dünyanın en nadide ipeğinden bile daha yumuşaktı. Teninin sıcaklığı avuçlarımdan kalbime sızarken, o yeşil gözler... Parmaklarındaki pırlanta tektaş gibi ışıldayan o yeşil derinliklerde, daha önce görmediğim bir şeffaflık vardı. Orada sadece sevgi yoktu; sarsılmaz bir sadakat ve ruhunu önüme seren bir aşk vardı. Artık her zamanki dik duruşu, güçlü görünme çabası yoktu. Geçmişin o ağır kamburu, geleceğin belirsiz korkuları ve ruhunun en ince kırılganlıklarıyla duruyordu karşımda. Gizlemeden, saklamadan en mahrem yaralarını bile iyileştirmem için tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. İleriye götürmemi istemiyordu, ona yardım etmeliydim ve kendimi dizginlemeliydim, ona karşı duyduğum bu tutku, onu sarıp sarmalama hissi ve her bir zerresini hissetme arzusuyla yansam da İnci'yi anlayabiliyordum, zorlamadan, korkutmadan sabırla ilerlemeliydim. Ben böyle yaptıkça o zaten bir adım daha atıyordu bana, bu ilişkiyi bir adım daha öteye taşımama izin veriyordu bana... "Dışarıya bakmak ister misin?" diye fısıldadım. Sesim, içimde kükreyen arzuyla çatallanmış, nefesim kesilmişti. Beni öpmenin etkisiyle yanakları al al olmuş, göğsü hızla inip kalkmaya başlamıştı. Teklifimle birlikte, yeşil deryada bir anlık korku kıvılcımı çaktı. "Güven bana," dedim sesimi en kadife tonuna bürüyerek. "Gördüğün manzara, içindeki tüm korkuları dağıtacak." Başını hafifçe salladı, bakışlarını gözlerime mühürledi ve büyülü cümleyi kurdu: "Güveniyorum sana." Bu iki kelime, kulaklarımda "seni seviyorum" dan çok daha görkemli bir melodi gibi yankılandı. Çünkü İnci için sevmek bir ihtimal, ama güvenmek bir mucizeydi. Geçmişin gölgesinde sevmiş ama hiç güvenememişti; ne kendine ne de karşısındakine. Şimdiyse güveniyordu bana ve
1000Kitap
Bazen yaramaz çocuk gibi duvarlara çizersin adımı gülersin kırarsın sonra da saklanırsın en kuytu odama Bazen tutkulu bir kadın girersin ansızın kapıları çarparak ateş yakarsın orta yere gözlerin kor dudakların alev Hani denir ya “Sevmek, kendini bulmaktır kaybolurken.”
Haklılıktan Dikkate: Sorumluluk, Körlük ve İnsanlık Hali Üzerine Bir Deneme Modern siyasal ve ahlâkî düşüncenin büyük bölümü adalet, özgürlük, eşitlik, haklar veya ilerleme gibi kavramlar etrafında şekillenmiştir. Bu kavramlar insanlığın ortak tecrübesini anlamlandırmak için güçlü araçlar sunmuş olsa da aynı zamanda yeni körlükler de üretmiştir. İnsan çoğu zaman yalnızca çıkarlarının değil, haklılıklarının da tutsağıdır. Tarih boyunca ideolojiler, dinler, uluslar, sınıflar ve hatta evrensel değerler adına yürütülen mücadelelerin ortak özelliği, kendilerini haklı görürken yarattıkları körlükleri fark etmekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle temel soru artık yalnızca “Ne doğrudur?” değildir. Daha derindeki soru şudur: Haklı olduğumu düşündüğüm için neyi göremiyorum? Bu soru bizi adalet teorilerinden insanlık haline, ilkelerden ilişkilere ve kesinlik arayışından dikkat sorumluluğuna doğru götürür. Haklılığın Körlüğü İnsan yanlışlarından olduğu kadar haklılıklarından da etkilenir. Yanlış yaptığımızda savunmaya geçeriz; haklı olduğumuzu düşündüğümüzde ise sorgulamayı bırakırız. Bu nedenle tarihsel felaketlerin önemli bir kısmı kötülükten değil, doğruluğundan emin olmuş insanların körlüğünden doğmuştur. Her haklılık bir bakış açısı sunar; fakat aynı zamanda bir görüş alanı da oluşturur. Görüş alanı ise zorunlu olarak bir kör nokta üretir. Dolayısıyla ahlâkî mesele yalnızca doğruyu savunmak değildir. Kişi kendi doğrularının ürettiği görünmezliklerden de sorumludur. Muafiyet Arayışı İnsan zihninin en güçlü eğilimlerinden biri muafiyet arayışıdır. Bazen tarih adına konuşuruz ve sorumluluğu tarihe bırakırız. Bazen piyasa adına konuşuruz ve sorumluluğu mekanizmalara bırakırız. Bazen millet, din, devrim, ilerleme veya insanlık adına konuşuruz ve kendi payımızı görünmez
Felsefe
Reklam
Reklam