• Ne ahmaklar arasında kalmışız meğer
    Kimse farkında değil güzelliğinin
    Seni etten, seni kemikten sanıyorlar
    Dudaklarını gören öpmeli diyor
    Saçlarını gören okşamalı
    Bana sorarsan
    Hiç dokunmadan sevmeli seni..
    Saadet ne senin hakkın, ne benim
    Hem mesut olmak yakışmaz bize
    Hep böyle çaresizlikler içinde kalmalıyız
    Yalnızlık tek tesellimiz olmalı
    Keder desen ekmeğimiz, suyumuz
    Ne çıkar sevişmekten yana nasibiniz olmasın
    Biz sevdikçe güzel oluyoruz
  • Beklemeye değecek adamlar sevin o güzel yüreğinize saçma sapan karakterler girmesin öyle bi adam sevin ki beklerken bile sevilsin öyle bi adama gönül bağlayın ki başka bi kadına bile sevdalanmasına bile sevdalana bilin hem o mutlu olursa sen mutlu olmazmisin önemli olan senin nasıl sevdiğin birak o sevsin başkasını onun yüreğindeki kadın bile güzeldir öyle sevin ki her zerresine yanıp tutuşun sen sevince o adam daha güzel olur unutma sen sevdikçe güzelleşir hayat anlam kazanır yaşadıkların gönlü güzel olan adamın aklında bile olmak güzeldir belkide hayatının en güzel tesadüfü olur bi bakarsın o tesadüf senin hayatına anlam kazandırıp seni sen yapmış.
  • Neylerle olman değil neyi nasıl yapmak önemli
    Affetmeyi yaşayarak deneyerek ders alarak olur
    Birini sevmek gerisini karşı tarafa bırakmak
    Kimse kimseyi zorla sevdiremez
    Sevmek sevilmek iki kişinin elinde, dürüst olmak önemli

    Öyle öğrendim ki...

    Yaşamayı öğrendim,
    Duygularımın aklın önüne geçtiğini fark ettim.
    Duygudan önce aklınıza güvenin hep
    Hayatınızın değiştiğini göreceksiniz,
    Kuşların uçuşunu fark edeceksiniz,
    Çiçekleriniz açar,
    Mevsimleriniz güzel geçer,

    Öyle öğrendim ki...

    Sevipte sevilmemek de varmış
    Sizi sevmeyen yol vermeyi bilin
    Zaten seviyorsa yol vermek gerekmez
    Olmak istediğiniz konum çabuk yerleşirsiniz
    Herkes üzerine düşen payı alsın
    Çok Sevipte sevilmemek sadece zaman kaybıdır

    Öyle öğrendim ki...

    Sevdikçe değer verdikçe için harabe
    Bir ara bana sordu neyiz biz ?
    Sustum, cevabı ona bağışladım
    Her şeyi onun eline verdim
    Sonuç hüsran oldu
    Kendi kurduğu yuvayı
    Kendi isteğiyle yerle bir etti
    İşte bu yüzden öğrendim
    Affetmeyi, bırakmayı, susmayı

    Öyle öğrendim ki...

    Güvenim, inancım kalmadı
    Sevinçlerim gelgitler içinde kökleri düğümlendi
    Artık beklentim yok
    İçimi öyle boşaltılar ki hayata tutunmayı unuttum
    Defalarca içimi parçaladı
    Hiçbir zaman usanmadim
    Arsiz oldum, gururumu hiçe sayarak sevdim defalarca
    Yüreğim kanıyordu
    Yüreğime hiç acımadım

    Öyle öğrendim ki...

    Hayata tutunmayı
    Sevilmemenin sevmek olmadığını
    Yüreğime acıdığımı fark ettim
    Çünkü
    Bedenime sinmiş bir acı vardı
    Yüreğim sızlıyordu
    Tek hissettiğim yer yüreğimdi
    Yüreğimden çok ona acıyordum
    Belkide bu yüzden hep kaybettim
    İçimi parçalayan insanın görünmeyen yüzünü gördüm
    Hayatımı katleden birinin tek çare affedip yol vermek olduğunu anladım.
    Affetmeyince her şey yeniden başlıyor.
    Oyuncu aynı
    Senaryosu sadece farklı
    Daha sonra film bitiyor bunu öğrendim.

    Öyle öğrendim ki...

    Seni sıradan gören kendi istekleriyle hareket edip
    Daha çok sevgi gözüyle bakmak daha sonra
    Bakıyorsun her şeyini elinden almış
    Kendi yolunda bir yol çizer seni diskalifiye etmiş
    Hayat böyle işte yaşayarak deneyerek öğrendim.
    Herkes sevginin haddini bilmeli
    Biliyor musun ne zoruma gidiyor.
    Tamam sevmesin
    Ama seviyormuş gibi yaptığında,
    İnsanın zoruna gidiyor,
    Bakıyorsun için dipsiz bir acıya gömülmüş.
    #özgün
  • Güzel bir kadın, güzel bir ses, güzel bir şiir, güzel bir manzara, güzel... hep güzel...”
    “Bütün bunları sevdikçe Allah’ın güzelliğinden bir parça sevmiş oluyoruz yani?”
    “Tam da öyle. O’nun haricinde bir şey sevemeyiz çünkü. Bütün ırmakların denize akması, bütün damlaların denizi özlemesi gibi.”
    “Seven bir damla, sevilen bir deniz?”
    “Seven kul, sevilen sultan da diyebilirsin. Bütün kullar sultana yakın olmak isterler. Her damlanın şu ya da bu şekilde denize koşması gibi.”
    “Sevilenin seveni kendine çekmesi gibi de... Peki bu yakınlığın sınırı nedir?”
    “Sınır yoktur. Sır vardır. Sır, birinin diğeri için yok olmasıdır.”
    “Feda olmak yani?”
    “Hayır aslına dönmek, vatanına dönmek... Belki de kendisi olmak!..”
    “Kendini bilen Allah’ı bilir, buyrulmasındaki hikmet gibi desenize. Hani seven, sevgili için feda olunca kendisi olur; aradan ikilik, sen-ben kalkar seven ile sevilen aynileşir ve seven sevgilide ebedilik bulur; onun gibi... Bu durumda âşık, maşuku için öldüğünde gerçek aşkı bulmuş oluyor herhalde!?”
  • Not:Önceden okuduğum kitabın bıraktığı hislerin tazelenmesi vesilesi ile yaptığım araştırmalara dayanarak Ramazan'in feyzinden de istifade ederek incelemesi
    guncellenmesi gereken,gecistirilmeyecek bir kitaptı.

    İffet-i Kalp...Hz.Meryem annemizle tanistigimi düşündüğüm aslında hiç de tanımadığım o guzide hayatına konuk olmak,kendisinin hayatından hayatımıza köprü kurmak,Hz.Meryem'i (ra) anlamak gerçekten hüzünlü bir o kadar da çileli yolculuktu.Bir o kadar da çektiği onca imtihanlara rağmen
    sarsılmaz,sadakatinden taviz vermez ,Iffetli bir duruş Hz.Meryem ...

    Geçenlerde Kur'anı Kerim'le ilgili yapmış olduğum hissiyatimda "ayetlerin bizim kalbimizde de ayetlesmesi ",elbette ki verilen mesajların hayatımıza ışık tutması,hayatımızda muhakkak yansimalarinin oluşu konusunun altını çizmiştim.Bu sene,geç de olsa Kur'an'ı anlamaya çalışırken bu ölçüyü dustur edinmeye çalıştım kendime.Ancak anlamaya çalışırken yine Rabbim'in belirlediği ölçüler dışına çıkmadan,eklemeden ,manayı eksiltmeden,farklı yorumlara çekmeden,fabrika ayarları misali fitrat ayarlarını değiştirmeden anlamamız şart !!! Yani peygamberin sözlerinin bile karismayacagi derecede korunmuş bir kitaba ;namaz,ahiret ,sünnet,kurban vs.gibi konuları şu an nefsimize ağır geliyor diye inkar etmek kafamizdaki inanmak istediğimiz formatin içine sigdirmakla, batılı hak ,hakkı da batıl gösteren aldaticilarla bir de hakkı ve batılı birbirinden ayird edemeyenlerle,kalbindeki kirle başka şeyler arayanlarla,muslumanlari köşeye sıkıştırmak için kendilerine göre hüküm cikaranlarla,hakikate muhatapliklari olmayanlarla elbette ki "Hakikat"in üstü ortulemez.Gözünü kapayana veya kapatmak isteyenedir gece.Hakikat sönmez ve sondurulemez mesalesiyle haykırıyor adeta kulaklarını tikamayanlara.O yüzden gerçekten Kur'an'in hidayete çağırması,hatırlatıp donusturmesi,sapkinliklari gidermesi için elimiz ve yuzumuzle beraber kalbimize ve beynimize abdest aldirmamiz öylece "Oku"mamiz şart !!!

    Ilahiyatçı veya bu konuda yetkin birisi değilim sadece inancımı yaşamaya çalışan,araştıran ,merak duyan birisiyim.Kamer Süresi 17.ayette "Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?" diye buyuran Allah,elbette ki Kur'an'in anlaşılmaz bir kitap olmadığına dikkatlerimizi cekiyor.Zikir burada arastirmalarima dayanarak hatırlayıp dönüşüm yaşayalım anlamındadır.Kur'an'in Arapça olarak indirilmesi 5 yerde geçiyor.Yusuf 2.ayet ,Rad 37.ayet,Taha 113.ayet,Nahl 103.ayet ve Zuhruf 3.ayette olmak üzere Kur'an'i anlayasiniz diye ,akıl edesiniz diye düşünüp gerekli dersleri alırsınız diye 5 yerde Arapça indirdik diyor Allah.Kur'an ifadelerinin kapsamlı olması için ,az sözle çok manalara gelen vecih bir belagata sahip Arapca'yi seçtiğini söylüyor Allah.Zaten düşünsenize Allah anlamadigimizi neden göndersin ki?Efendimiz (sav)'in her dilde ayrı ayrı alt yazı geçmesini mi bekliyorduk ?Yakınlık sagladikca hasr nesr olabiliriz ancak.Arabayı ilk defa kullanmaya başladığınız zamanları hatırlarsanız debriyaj nasıl da kabus olmuştu.Neyi ilk defa hemen öğrendik ki?Hoş,hala cesaretim yok ama yakınlık kurdukca,temas ettikçe,kullandıkça zor gibi gördüğünüz aşılmaz badireler gün gelecek asinalik kazandikca kendisini açacak, kolaylasacaktir.Evet elbette ki anlayamadigimiz yerler olacak.Ramazan'da anlamak için meal okuyunca yine bi daha anlamlandiramadigimda teknolojinin nimetlerinden istifade etmeye çalışarak anlayanlarin,bu konuda yetkin insanların kapısını çalmaya ,araştırmaya devam ettim.Elbette ki hala daha çok eksiklerim var.Biraz da benim istekli olmam gerekiyor.Meal de tek başına yeterli olmayabilir anlamak için.Inş ilk hedefim tefsir endeksli Kuran okumak olacak.Talebe budur zaten ilim talep eden.Yetersiz kaldığımız yerlerde başkasının kapısını calabilmeliyiz,anlayan birisini bulmakla mukellefiz zaten.Biraz emekle Ingilizce makale ,film nasıl anliyorsak,başkalarının düşüncelerini onemsiyorsak,arastiriyorsak bu kadar özel sadece bir tane kitabımız var.Biraz gayret şart!!!

    Hz.Meryem validemize gelince Kur'anı Kerim'de ismiyle zikredilen tek kadın.Kur'an'da 34 defa ismi geçiyor.Babası İmran'ı doğmadan kaybediyor.Annesi Hanne validemizin kabul olunmuş duası aynı zamanda Hz.Meryem .Hanne validemizin nefsin ve şeytanın caydırıcı etkisinden azade olarak,her türlü sosyal baskıdan azade olarak ,tüm kayitlardan azade olarak "hür iradesiyle"adadigi o dönemde adanmislarin en güzeli ,kabullerin en güzeli Hz.Meryem.O dönemler mabede sadece erkek çocukların adandigi için olsa gerek kız olarak doğuşunu şaşkınlıkla karşılayacak Hz.Meryem."Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir."Hanne validemizin erkek çocuk beklentisine karşı Allah,ona istediğinden daha hayırlısını ve daha güzelini vereceğine işaret edecektir.


    Hz.Meryem validemizin elbetteki hayatına tek tek kronolojik olarak değinmeyeceğim.Sadece beni çok etkileyen,kalbime giren noktalara değinmek istiyorum.Kur'an'da detaylı olarak yer verilmiş zaten.Hz.Meryem validemizi anlamaya ,tanımaya çalıştıkça,gönlümde aradığım hakikat gelip bana ulastikca,kalp aynama yansıyan akisler vesilesiyle bir bulmusluk hissinin sukraniyla Meryemlesebilmenin kaynağına yonelmeye çalıştım.

    Zordu Meryemlesebilmek .İnsan tanımadığı kişinin haliyle de hallenemiyor ya.Önce tanımak gerekirdi.Tanıdıkça sevmek ,sevdikçe yakınlaşmak,hallesmek,hallestikce Meryemlesebilmek ...Hz.Meryem validemizin hayatı içine dünyalari sigdiran kelimeler misali anlamı ve muhtevasi derin bir insan.Rabbi Meryem'i güzel bir çiçek gibi yetiştirdi ;O'nu Zekeriya 'nin himayesine verdi (Ali İmran /37 ) ayetinde olduğu gibi bir tohum olarak mescidin bağrında sumbulleserek saflasma,
    billurlasma,kullukta derinlesme dönemlerinde toprağın altında demlenerek sabırla cileyle yogrulmustu Hz.Meryem.Çiçek gibi narin,çiçek gibi hassas,çiçek gibi özel bakim gerektiren,çiçek gibi soldurmamak için,bir çiçek gibi yetiştirilmesi için çok özel ve çok hassas bir bahçıvanin nezaretine verilecek, Hz.Zekeriya'nin(ra) nebevi ikliminde neşet edecektir Hz.Meryem.Daha sonra Hz.Zekeriya (ra) ,Meryem validemizi ziyarete gittiğinde meyveler görecektir .Ama öyle meyveler ki yazın kış meyveleri ,kışın da yaz meyveleri görecektir.Hayret edip Meryem validemize soracaktir, bu meyveler nereden geliyor ? Hz.Meryem de Kur'an'daki satırlarda geçen
    "Muhakkak ki Allah dilediği kimseye hesapsız rizik verir "(Ali İmran /37) cevabını karşısında hayranligini ve ümidini gizleyemeyecektir.Hz.Zekeriya henüz daha oradayken evlat isteme talebine karşısinda kabul olacaktı duası.Rabbim diyecekti saçlarım beyaz ,kemiklerim gevşemiş ,karım kısır olduğu halde mi? şaşkınlığını gizleyemeyecekti."Hesapsız Rizik" diyecekti Rabbim,O istesin yeter ki tüm sebeplerin katı kalıbını yıkacak ,sebeplerustu ihsanlarda bulunacakti.Niye bilmiyorum gözlerim yaşla doluyor.Yakınlık ,tanisiklik ağlatıyor demek ki.Hani yazar da diyor ya "Kader konuşunca dua beklermiş" diye tüm bekleyislerimize Rabbim istesin demek ki ne kapılar aralayacakti bizim için.


    Bir sıfatı da Betül olan yani tertemiz olan ,hayallerine bile günahın bulasmadigi Hz.Meryem validemiz türlü türlü cenderelerden öyle çileli bir dönem gecirecekti ki.Tüm iftiralara,hakaretlere aldırmadan "Suskunluk orucu" tutacakti ve besikteki bebek olan Hz.İsa'yi işaret edecekti.Dil susmalı ki kalp ;beden susmalı ki ruh dile gelmeliydi Hz.İsa'nin konuşmasıyla.Değil mi ki kalp kelamini duymak için dil kelamini terk etmek gerekiyordu.Yazarın deyimiyle kelama gelmeyen duyguların dildeki kelepcesiydi sükut.

    Hz.Mevlana'nin ifadesiyle "Nefis susmalı ki ,Ruh İsa'si konuşabilsin".Nasıl derin ,incelikli bir mana değil mi?En sıkıntılı,en zor zamanlarımızda bile susabilmek.Bazen susmak ve hakikate sözü verebilmek.Sebeplerin susup bakışların Allah'tan nida beklemesi.Insanlara karşı yeri geldiğinde susmak ama Allah'a karşı konuşmak.Kalbinizi; oturması gerekmeyen tüm batillardan arindirarak adeta oruç tutarak "sakindirma ameliyesi" ile kalbin iffetini sağlayarak,hakikati icinizin tüm iskemlelerine oturtarak hakikate sözü verebilmek ...Kucağındaki Isa'yi suskunluk orucu tutup buyutmesini söylüyordu Allah.Sen bırak iyiliklerin konuşsun diyordu adeta Allah.Sen büyüt iyiliği diyordu adeta yemene ,içmene bak; Allah gün gelecek kucağında tuttuğun imtihanini hakliligini ve doğruluğunu ispat eden "ses"e donusturecek,göz aydınlığın olacaktır diyordu Allah.

    Efendimiz'in (sav) mukaddes beyaniyla; Rablerine en yakın olanlar hep en ağır sınananlardı.Sebeplerustu bir doğuma hamilelikle mujdelenince; "Keşke bu iş başıma gelmeseydi de ben olseydım ;adi sanı unutulup gitmiş biri olsaydım " ifadesi ile tüm sebepler sımsıkı sıkıstırdıgında, o boğucu atmosferden "La Tahzen/ Tasalanma"ayetiyle sükunet bulacaktı duyguları Hz.Meryem'in...

    Hakikatli cümleler kurmaya çalıştıkça ,uyarıcı ve hatırlatıcı olmaya çalıştıkça bitmeyecekti Hz.Meryem'in çileli dönemi.Hz.İsa'ya peygamberlik verilmesi ile hayatının en zorlu dönemini geçirecekti.Iftiralar atılacak,camurlar sicratilacak ,hircinlik ,öfke kusacak ,can yakacak ,kan kusturacaklardi.
    Hz.Yahya'nin ölümüne şahit olacak.Kavmi onu himaye ve terbiye eden Hz.Zekeriya'nin testereyle bicip kan dokecekti.Bundandır yazar unutulmasın diye yüreğimize ızdırap tohumunu ekecek ve diyecekti ki "Her kim ki zikrinde Zekeriya peygamberin testere sesini duymazsa o zikir kisirdir" ayni sanciyi paylasmamizi isteyecekti belki de.Hz.Meryem'in tüm cektiklerine binaen en büyük çilesi insanların imansizliklari ve hakikat karşısında diz kirmiyor oluslariydi .

    Yazarın ifadesiyle "Hz.İsa dünyaya tutunmadigi için dünya onu tutamadı,bedeni de dünyada kalmadı ...O ,göklere süzüldü..." kıyamete kadar sırrın tasiyiciligini yapacaktı Hz.Meryem.Midenin menfaatin insanları ve fertleri yuttugu bir zamanda kötülüklerden uzaklaşarak ,kapiciya fazladan bahşiş verip simartmayarak,
    Allah'a yakinlasarak ,günahın agirliklarini atarak yukselebilir ,ruhumuzu ozgurlestirebiliriz bizler de .

    İffet-i Kalp...Ismin güzelliği elbette ki tasiyicisindan geliyordu.Kalbin iffetini tüm nezahetiyle,anneligiyle,
    kulluguyla,sabriyla taclandiran
    Hz.Meryem.Mükemmel bir üslubu var ,damaklarimizda hiç bitmesin dercesine tarifi imkansız hoş bir tat bırakıyor.Nuriye Celegen gönlümün yazarı olarak daha önce okuduğum Aşk-ı Sükun kitabında olduğu gibi yine yanıltmadı beni.Kimi zaman huzunlendiren,kimi zaman kendi yasayisinizi sorgulattiran,kimi zaman Meryem ahlaklı bir anne olamayisimizin verdiği inkisar ,onun gibi ahlak eksenli evlatlar yetistirememenin verdiği hüzünle farklı lezzetler barındıran her bir sayfasının altı çizilmesi gereken bir kitap...
    https://m.youtube.com/watch?v=4a5yyudODn4

    Keyifli okumalar .. .