Bence 4. Anadolu efsanesi Yaşar Kemal. Koca Yusuf olduk; atları tımarladık, bindik dolu dizgin de rüzgar bir kamçı gibi vurdu yüzümüze, Ruşen Ali olduk korktuk, çekindik, yeri geldi bir dal gibi titredik. Zulmedelenlerin hep karşısındaydık. Koca Yusuf'un gözlerine mil çekilirken bizim de yüreğimiz yandı, ümidimizi Ruşene bıraktık yetişti Köroğlu oldu Körünoğlu. Telli Nigarı çektik aldık o zalim Bolu Beyinden. İçimizde intikam ateşi vardı. Bolu beyine, firavuna, yezide, tüm zalimlere karşı bir olduk ve elbet mazlumların çığlığı yeryüzünü ondurmayacak.
Karacaoğlan olduk; aldık elimize sazı diyar diyar gezdik durduk söyledik söyledikçe tüm insanlık, dağ, taş, cümle tabiat, yılanından, sıçanına, tilkisinden, bülbülüne dinledi dinledide yüreği yandı, yandı da ümitlendi. Deli Hüseyindik biz bu hikayede. Çattık bir bey kızına ateş düştü iflah olmayız artık vardık düştük ellere yine yanımızda sevda var yetmez mi. Nerde gülmüş aşığın yüzü sevdiğini başkasıyla görür de divane gibi düşer çöllere çalar söyler yangını sönmez ama yıllar geçer de geriye dönmez. Döndüğünde ise bir mezar taşı bir kara toprak. Geç kalmıştır.
Alageyik gibi sektik tepelerde taş taş üstünde. Halil olduk gibir geyik avcısı, deli ama geyik delisi duramaz yerinde ikirciklidir hep. Nerede zalim geri durur mu mazlumun olduğu her yerde zalimde vardır. Gelir halilimin nişanlısına yaltaklanır ağzının payını alır ama beydir geri durmaz. Geyiği de batsın halilide beyi de geyik yedi başını halilin, sevdiğinin, alageyiğin. Atalar demiş geyik öldürenin yüzü gülmez.
Yaşar dedem canım benim sen iyi ki bu dünyadan geçtin. Toprağın nur olsun. Işık saçsın. Mezarından yavşan kokuları eksik olmasın. Yattığın yer incitmesin seni.