10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:03
"RUHUN FISILTISI" "Su, yeryüzünde en çok hafife alınan şeylerden biridir. Her yerde olduğu için fark edilmez. Musluktan akar, yağmurla iner, derelerin içinde sessizce ilerler. Oysa su, hiçbir zaman olduğu yerde kalmaz. Ne kadar durgun görünürse görünsün, içinde bir hareket vardır. En sakin göl bile kendi içinde yer değiştirir. İnsan bunu fark etmez çünkü su, kendini göstermek için çabalamaz. Hayat da çoğu zaman böyledir. İçten içe ilerler. Gözle görülür bir değişim olmadan, büyük kırılmalar yaşanmadan, sessizce şekil değiştirir. İnsan bazen bunu ancak geriye dönüp baktığında anlar. Bir zamanlar aynı sandığı halin, artık aynı olmadığını. Eskiden ağır gelen şeylerin hafiflediğini ya da hafif sandıklarının aslında ne kadar yük taşıdığını..." Hayatın karmaşasında kaybolduğumuz, kendi yankımızı bile duyamadığımız anlar var. Bu karmaşanın içinde çoğu zaman güçlü görünmeye çalışırız. Omuzlarımıza yüklediğimiz "her şey yolunda" maskesiyle günleri geçiririz. Ya görmezden geldiğimiz o kırılmaların da bir anlamı varsa? Ya çatladığımız, dağıldığımız anlar aslında yeniden var olmanın ilk adımıysa? Yazar, bu soruların peşinden giderek eseri boyunca karşımıza çıkan her durak, insanın kendine varma serüveninin farklı bir yüzünü gösteriyor bize. Uyanışın verdiği farkındalık, gözlerimizi açtığımız ama henüz ne göreceğimizi bilmediğimiz o ilk an. Çatlayıp dağıldığımız anlar, aslında ne kadar dayanabildiğimizin değil, ne kadar insan olduğumuzun kanıtı. Kayboluş hissi, her şeyin anlamını yitirdiği o boşluk. Arayış ve seçimler, kaybolduğumuz yerde neyi seçeceğimize karar verme cesareti. Cevaplar vaat etmiyor; aksine, birlikte durmayı öneriyor. İnsanın kendine yabancılaştığı anlardan, kırıldığı yerlerden, susarak geçtiği eşiklerden doğarak. Hepimizde bir “ruh” var ve o sürekli fısıldıyor
Edebiyat
Ruhun FısıltısıMelda Kamhi Kosif · Destek Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 25. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:12
Sade Bir Hayat benim için sadece okunan bir kitap olmadı, biraz da durup kendi hayatıma bakmama vesile oldu. Kitabı okurken sürekli kendime şu soruyu sordum: "Gerçekten ihtiyacım olan şeyler neler?" "Neden sürekli yetişmeye çalışıyorum?" "Neden boş durunca suçlu hissediyorum?" "Neden hayatımın güzel olması için daha fazlasına ihtiyacım olduğunu düşünüyorum"?Çünkü çoğu zaman daha mutlu olmak için daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Oysa yazar, mutluluğun bazen yavaşlamakta, elindekilerin kıymetini bilmekte ve hayatı sadeleştirmekte saklı olduğunu hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, insana bir şeyler dayatmaması oldu. "Şunu yapmalısın, bunu bırakmalısın" gibi bir dili yok. Daha çok bir dost sohbeti gibi ilerliyor. Yazar kendi deneyimlerinden yola çıkarak sade yaşamın ona nasıl iyi geldiğini anlatıyor ve okura da kendi hayatını gözden geçirmesi için alan bırakıyor. Okurken özellikle günümüzün sürekli koşuşturma hâlini düşündüm. Bir şeylere yetişmeye çalışırken aslında hayatın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Bazen bir fincan çayı sakince içmek, sevdiğin bir kitabı okumak ya da sessizce oturup düşünmek bile insana iyi gelebiliyor. Kitap bana bunu yeniden hatırlattı. Okumak, yürümek, yemek yapmak, evi toplamak, yalnız kalmak gibi sıradan görünen şeyler aslında hayatın özü olabilir. Elbette çok hareketli bir kurgu ya da büyük olaylar bekleyenler için yavaş ilerleyen bir kitap olabilir. Ancak sakinleşmeye, iç sesini duymaya ve hayatını biraz daha sade bir gözle değerlendirmeye ihtiyaç duyanlar için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde üzerimde bıraktığı his huzurdu. Bana göre Sade Bir Hayat, daha azla yetinmenin değil, aslında daha anlamlı olanı fark etmenin kitabı. Bazen mutluluğun uzakta değil, tam da içinde yaşadığımız
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025752 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İyi ki seni tanıdım cibran.
10/10
·56 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:45
Cidden uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir kitap okumamıştım. Böyle normalde kitap okurken bazen kafam dağılıyor, dalıp gidiyorum falan ama bunda sürekli durup düşündüm. Bazı sayfaları tekrar açıp tekrar okudum çünkü adam resmen insanın içini görüp yazmış gibi. Hani bazen içinde bir his olur ama anlatamazsın ya, kelimeye dökemezsin… kitap boyunca tam olarak onu hissettim. Sanki benim içimde duran şeyleri biri oturmuş sakin sakin anlatmış. Kitabın olayı zaten klasik bir hikâye anlatmak değil. Öyle aksiyon olsun, olaylar dönsün kafasında bir kitap değil ama buna rağmen insanı aşırı bağlıyor. Çünkü direkt ruh hâline oynuyor. Özellikle yalnızlıkla ilgili kısımlar baya vurdu beni. İnsan bazen kalabalığın içinde bile kendini aşırı yalnız hissediyor ya, kitap o hissi öyle temiz anlatıyor ki ister istemez kendinden bir şey buluyorsun. Bazı cümlelerde bildiğin durdum, tavana baktım falan. Öyle bir etki bıraktı. Bir de kitabın garip bir huzuru var. Ama öyle mutlu eden huzur değil, daha çok insanın içini sessizleştiren bir huzur. Okurken sanki dünyadan biraz kopuyorsun. Telefonu falan bırakıp sadece okumak istedim. Çünkü her sayfada insanı yavaşlatan bir şey var. Günlük hayatta sürekli bir koşuşturma içindeyiz ya, bu kitap resmen “dur biraz” diyor insana. Kendinle kalmanı sağlıyor. Halil Cibran’ın dili de aşırı farklı geldi bana. Çok ağır yazmıyor aslında, baya sade ama etkisi fazla. Bazı yazarlar süslü cümlelerle derin olmaya çalışıyor, bunda öyle bir kasıntı yok. Adam direkt kalpten yazmış gibi. O yüzden okurken yapay hissettirmiyor. Samimi geliyor. Zaten en sevdiğim tarafı da buydu. Kitap bana bir şey kanıtlamaya çalışmıyor, sadece hissettiriyor. Bitirdiğimde garip bir boşluk kaldı içimde. Böyle kötü bir boşluk değil ama tarif etmesi zor bir his. Sanki biri uzun uzun
1000Kitap
Ermişin BahçesiHalil Cibran · İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
10/10
·304 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:33
Hayatıımızı hep bir koşuşturma içerisinde yaşıyoruz. Bu koşuşturmacada aslında neyi nasıl yaşadığımızı çoğu zaman atlıyoruz. Geriye dönüp bakıldığında aslında o an farketmediğimiz bize önemsiz gibi gelen detayların aslında hayatımızda ne kadar önemli olduğunu ya da o an bizim için önemli anlamları olduğunu anlıyoruz. Geleceğimiz gösterilse şuan ki yaşamımızla mı devam ederdik yoksa daha farklı bir yol çizip hayatı daha anlamlı mı yaşardık? Kitabı okurken aslında hep bu soruyu sorguladım. Olay örgüsü aslında hepimizin hayatında kaçırdığı şeyleri oturup düşündürecek şekilde yazılmış ve Matt Haig kalemini yine konuşturmuş.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026405 okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2026 30. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:42
Rekabetçi, yarışır gibi, koşuşturma halinde, aceleyle yaşamaya kısa ve anlamlı bir ara… Kendi gözümüzle, yüreğimizle, his ve düşüncelerimizle kendimize dönüş… Mükemmelliğe ulaşma yerine huzuru kabulleniş… O kadar çok şey var ki bu kitapla ilgili soyleyecegim hangisini söylesem hangisini okurların keşfine bıraksam karar veremiyorum. Aynur hocamın da belirttiği gibi ağırdan almalı bu kitabı okurken. Günlere, haftalara, aylara yayarak okumalı. Öyle sindire sindire, dura düşüne, düşlere dalarak, geçmişe geleceğe gide gele okumalı. Fal açar gibi… Canın mı sıkıldı? Umutsuzluğa mı kapıldın? Hayal kırıklığına mı uğradın? Aç rastgele bir sayfa kitaptan merhem olsun. Her biri birbirinden mutlu, umutlu bir sürü deneme. O kadar sade ve o kadar içten. İddiasız ama etkili. Her bir deneme sonrası kendimizi anlatılanlara hak verirken bulduğumuz bir tür terapi. Yüregine sağlık Aydın hocam… Günebakan Aynur Melek Ömür
GünebakanAynur Melek Ömür · Tenha Yayınları · 20262 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:00
O kimsesizdi, kendi kendine büyüdü ve kendi ismini kendi verdi; “Momo”. Neşeli, arkadaşlarını seven, kendi içinde yaşayan ve dinlemeyi çok seven bir çocuk Momo. Öyle bir dinliyor ki insanın içini görür. Ama bir gün oynadığı çocuklar, dostları teker teker değişmeye başladılar . Hepsini bir koşuşturma aldı, güzel yerlere geldiler ama neşeleri sömürülmüş gibi yüzleri kireç oldu. Bunun gizemini çözen Momo’yu büyük bir macera bekliyor. Sizde zamanın bu gizemine katılın.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma