Merhaba aramızda benim gibi hem oyun hem kitap bağımlısı varsa onlar için bir tavsiye niteliğinde video hazırladım. İzlemesi ve önerisi sizden yapması benden. ☺️
ytbe.app/go/x6vsDNC0
Bazı hikâyeler okunur.
Bazıları iz bırakır.
Kalp Bir Kastır Yorulur ikinci grupta. Bir kalp ne kadar yük taşıyabilir?
Kalp Bir Kastır Yorulur tam da bu sorunun etrafında dolaşıyor. Ama tek bir cevapla yetinmiyor. Her hikâye başka bir açıdan yaklaşıyor meseleye.
Çöl Çiçeği Mehlika’da suskunluğun içindeki güç,
Sihirbaz Z.’de gerçeğin bükülme biçimi,
Profesör Saadettin Bahtiyar’da aklın sınırları,
Nazar ailesinde kusursuzluk takıntısının çatlağı,
Kahverengi Gözler’de geçmişin geri çağrılması,
Küçük Keşiş’te sessiz ama derin bir sarsıntı…
Fantastik unsurlar burada dekor değil; karakterlerin iç dünyasını görünür kılan bir araç. Hikâyeler ayrı ayrı güçlü ama yan yana geldiklerinde modern insanın taşıdığı görünmez ağırlıkları anlatan bir bütün oluşturuyor.
Editöryel sürecine eşlik ederken en çok dikkatimi çeken şey şuydu: Canan Sancak'ın kaleminden çıkan metin zaten kendi sesini bulmuştu. Yapılan dokunuşlar yön vermek için değil, o sesi daha net duyulur kılmak içindi.
İnsan ne için yaşar?
Kalp Bir Kastır Yorulur bu soruya tek bir cevap vermiyor; her hikâyede başka bir ihtimal açıyor. Ama bu kitapta asıl mesele yorulmak değil; yükü taşıyabilmek...
Editöryal süreç ve ilk okumalarını yaptığım Kalp Bir Kastır Yorulur kitabını fiziken elimede tutabilmenin tarifi imkansız. Birlikte çalışma fırsatı için Canan Sancak'a sonsuz teşekkürler. ☺️
Canan SancakKalp Bir Kastır YorulurOguzhan Duman
#kitap #öneri #kalpbirkastıryorulur #canyayınları #tavsiye
Bazı tarih cümleleri doğru oldukları için değil, anlatması kolay olduğu için yaşar.
“Ekmek yoksa pasta yesinler.”
“Düz dünya Orta Çağ’ın ortak inancıydı.”
“300 Spartalı.”
“Cadılar.”
“Elma düştü, bilim başladı.”
Bu yazı, bu cümlelerin doğru olup olmadığını tartışmaktan çok daha rahatsız edici bir yere bakıyor: Neden bunları hatırlıyoruz?
Tarihi neden tek sahnelerle, tek kahramanlarla ve tek suçlularla seviyoruz?
Neden karmaşık olanı değil, şok edici olanı saklıyoruz?
Ve neden yanlış bilgi, bazen gerçeğin kendisinden daha işlevsel oluyor?
Bu metin bir “düzeltme listesi” değil.
Bir hafıza sorgusu.
Ve biraz da şu sorunun peşinde:
Biz geçmişi mi hatırlıyoruz, yoksa bize anlatılması kolay olanı mı?
Okumak isteyenlere bıraktım. Yazı size emanet. :)
herkafadanses.com/yanlis-bilinen-...
#tarih #popülerkültür #yanlışbilinenler #kolektifhafıza #anlatı
Bazı hapishanelerin kapısı kilitli değildir. İnsan içeride kalmayı seçer.
Çoğu zaman bizi tutan şey baskı değildir. Alışkanlıktır. Konfordur. “Şimdi sırası değil” dediğimiz o tanıdık cümlelerdir.
Şikâyet ettiğimiz bir işte kalırız,
zorlayacak derslerden kaçınırız,
kendimizi geliştirecek ihtimaller varken tanıdık olanı seçeriz.
Çünkü özgürlük yalnızca imkân değil, sorumluluk da ister.
Bu yazı; insanın zincirlerini kimsenin zorla takmadığını, çoğu zaman onları makul, güvenli ve mantıklı bularak benimsediğini anlatıyor.
Belki de asıl soru şu:
Gerçekten bağlı mıyız,
yoksa yalnız kalmaktan mı korkuyoruz?
✍️ Yeni yazım yayında: İnsanın Kendine Kurduğu Hapishane
herkafadanses.com/insanin-kendine...
Dipnot yazılarımıza destek olmak isterseniz: kreosus.com/mrbennett