Ordu zafer kazanacağından emin olarak yola koyuluyor ve muzafffer dönüyor. Giderken de dönerken de, halkları ve kralları etkilemeye yönelik aynı görkemli gösteriler. Büyükeliçlere iyi yerrler verildi. Gördüklerini anlatacaklar. Bartıda ve Doğuda, onların yazdığı mübalağlı mektuplarıla -kendilerini olduğundan büyük göstermek için her zaman mübağlalı davranırlar- Osmanlı padişahının dünyanın en güçlü ordusunun başında sefere çıktığı duyurulacak.
- O halde bize iktidarı paylaşmak, daha doğrusu birlikte hüküm sürmek kalıyor.. Sefere çıkıyorum, önce Belgrad'a sonra Rodos Adası'na. Hıristiyanlar sandıkları gibi kadınsı bir padişah olmadığımı öğrenmeliler. Bu savaşlarda Hasodabaşı olarak yanımda yer alacaksın. Döndüşümüzde, SAdrazam olacaksın.
- Sen böyle istediğine göre, ben de istiyorum, dedi İbrahim.
O halde, eşit olabilmemiz için, bir köşeye çekilip münzevi bir hayat yaşamak zorundayım; demek istiyorum ki önüme açılan tek yol, bir sultanın verebileceklerini geri çevirmek.
Dostluğumuzun zor yanı, mevkiimizdeki farklılıktan ileri geliyor, diye yeniden konuşmaya başladı Süleyman. Bu farkı yenebildiğimiz zaman unutulmaz olacağız.
Ben bunu görmeye cesaet edemiyorum. Paylaştığımız ruh, benim varlığımda sendew olduğunda daha bulanık. Bulunduğun mevkiin yüceliği senin sağduyulu davranmanı mümkün kılıyor, bu yücelik bir kölenin sınırlarının çok üstünde.