Deliliğe Övgü (Moriae Encomium), Rönesans döneminin en büyük hümanist düşünürlerinden, Hollandalı ilahiyatçı ve yazar Desiderius Erasmus’un 1509 yılında kaleme aldığı ve yakın dostu Thomas More’a ithaf ettiği, dünya edebiyat ve felsefe tarihinin en sarsıcı hiciv şaheserlerinden biridir. İlk kez 1511’de yayımlanan bu eser, Avrupa’daki aydınlanma sürecini ve reform hareketlerini derinden etkilemiştir.
Kitap, sıra dışı bir anlatım tekniğine sahiptir. Eserde sözü bizzat Delilik (Moria) adındaki hayali bir tanrıça alır ve kürsüye çıkıp kendi kendisini övmeye başlar. Delilik; dünyadaki tüm neşenin, evliliklerin, dostlukların, eğlencenin ve hatta yaşamın devamlılığının arkasındaki asıl gücün kendisi olduğunu savunur. Ona göre, eğer insanlar tamamen mantıkla, katı rasyonellikle ve her şeyin arkasındaki çıplak gerçeği görerek yaşasalardı, dünya çekilmez, trajik ve mutsuz bir yer olurdu. Bu yönüyle eser, insanın hayata tutunabilmesi için ihtiyaç duyduğu tatlı yanılsamaları ve çocuksu saflığı savunur.
Ancak Erasmus, bu eğlenceli ve felsefi girişin ardından Delilik’in maskesi arkasına saklanarak döneminin toplumsal, siyasi ve dini kurumlarına zehir zembelek bir eleştiri okları fırlatır. Delilik; kral ve saray mensuplarının dalkavukluklarını, filozofların boş kibirlerini, tüccarların sahtekarlıklarını ve en önemlisi kilise ile din adamlarının (papalar, kardinaller, keşişler) yozlaşmışlığını acımasızca tiye alır. Hıristiyanlığın özünden uzaklaşıp şekilciliğe, batıl inançlara ve zenginlik hırsına kapılan din sınıfını eleştirirken, aslında Hz. İsa’nın asıl öğretisindeki o hesapsız, çıkarsız saflığı ve dünyevi mantığa ters düşen inancı bir tür kutsal delilik olarak tanımlar.
Deliliğe Övgü; ironi, kara mizah ve entelektüel dehanın muazzam bir birleşimidir. Erasmus, doğrudan söylemesi