Insanlar ya kendileri ya aileleri için yaşarlar, başkasına yetemezler çünkü. Herkes, kendini kurtarmak zorunda. Bunu bildikleri için kimseye yardım etmedikleri gibi kimseden yardım da istemiyorlar. Herkesin kapısı gibi ruhu da kilitli İstanbul'da. Birinin omzuna Dokunursan görürsün kilitlerini, kapının arkasında, elinde bıçağıyla bekliyor olur.
Asıl zorluk insanların hayata kalma çabası ve birbirine karşı sabırsızlığıydı. Sadece yaşamak için çabalıyorlardı ama hiçbiri, gerçekten yaşayamıyordu. Yüzlerinde gram hayat belirtisi ya da tebessüm yoktu. Mutsuzluk içinde, sadece para kazanmaya odaklanmışlardı.
Parayla mutluluğu satın alabilirsin. Insanların sana kibar davranmasını, sana gülümsemesini ya da seni dinlemesini sağlayabilirsin. Öte yandan paran yoksa kendinden vermek zorundasın. Alamadığın, sahip olamadığın her şey için kendinden veriyorsun. Hayalleriniz, umudunuz, ruhunuz, insanlığınız... Elde edemedikleriniz arasında yok oluyor bunlar.