'Bana işkence etmek üzere de gönderilmiş olabilirsin, yaşamımı daha mutlu kılmak için de. Lamında benim olduğum bir mikroskop gibi işlevinden habersiz bir araç da olabilirsin. Belki bir dostluk nişanı olarak buradasın, belki ustaca tasarlanmış bir ceza olarak, hatta belki bir şakasın yalnızca. Aynı anda bunların hepsi de olabilirsin, büsbütün başka bir şey de - ki çok daha olası bu. Geleceğimizin okyanusun keyfine bağlı olduğunu söylersen, yadsımam bunu. Yarını senden daha iyi bilemem. Sana and veririm ki her zaman seveceğim seni. Şimdiye dek olup bitenden sonra her şeyi bekleyebiliriz. Düşün ki yarın yemyeşil bir denizanasına çevirmiş beni! Elimizde değil. Ama bugün vereceğimiz karar, elimizde. Birlikte olmaya karar verelim. Ne diyorsun?'
'Dinle Kris, bir şey daha sormalıyım sana… Ben… çok mu benziyorum ona?'
'Benziyordun önce. Şimdiyse bilmiyorum.'
'Anlamadım.'
'Artık tek gördüğüm sensin.'
Plinius ressam Arellius'un sanatı lekelediğini söyler, "çünkü her kadına aşık oluyordu. Bu yüzden de tanrıçaları resmederken model olarak metreslerini kullanıyordu"
Francesco Francia'nın yakışıklı oğluyla tanışan Michelangelo, babasına, "canlı insan yapmakta resim yapmaktan daha başarılı olduğu" mesajını iletmesini rica eder.
Sanatçı bir İngiliz kontuyla tartışmaya dalar ve onu evinin merdivenlerinden aşağı fırlatır. Kont, Holbein'ı krala şikayet edince, "Size şöyle söyleyeyim lordum, eğer isteseydim yedi köylüden yedi kont yapabilirdim, ama asla yedi konttan bir Hans Holbein yapamazdım" yanıtını alır.