Daha birkaç yıl önce Rus halkı boş zamanlarında meyhanelerde oturur, bağıra çağıra şarkılar söylerdi. Din adamları kilisedeki hizmetleri dışında hiçbir yerde görünmezlerdi. Ya şimdi? Baksanıza halk koşarak buraya gelmiş, insanlar iki saattir ayakta bekliyor. Oturmuyorlar. Endişelenen, şikayet eden de yok. Ve tüm bunlar, birkaç basit ama eğitici kelime duymak için.
Tüm Türk gençlerinin başucunda tutması gereken bir kitap. Kitapta Finlandiya'nın 2 milyon nüfuslu küçük bir ülke olmasına rağmen tüm dünyaya ibret olan kalkınma hikayesi anlatılıyor.
Biz ''Bilgi, Bilgi, Bilgi'' diye bağırıyoruz ve Petrov da bunu yaparken güttüğümüz amacı anlatıyor. İyi bir eğitimin tüm sorunları aşabileceğini anlatıyor bize. Bu kitapta anlatılanlara kulak verirsek eminim ki Türkiye büyük bir yol alır. Mustafa Kemal Atatürk de aynen böyle düşündüğü için askeri okulların müfredatına koyuyor kitabımızı.
Kitabın uzun bir önsözü var. Fakat kitabı anlayabilmek için bu önsözü okumak önemli. Ayrıca alıştığımız önsözlerin aksine, bu kitaptaki önsöz hiç sıkıcı değil.
Önsözün ardından asıl kitaba geçiyoruz. Burada Finlandiya'nın kalkınışı detaylı bir şekilde anlatılıyor. Kitabı okuduktan sonra ufkunuz açılıyor. Yazar bu küçük kitaba nasıl bu kadar geniş bir konuyu sığdırmış diye düşünüyorsunuz.
Grigory Petrov'un özellikle değindiği düşünce, ülkedeki tüm insanların okuması, anlaması, neden ülkesi için önemli olduğunu kavramasıdır. Yazara bu düşüncesinde sonsuz hak veriyorum.
İncelememin son sözü ise şudur: *BU KİTABI OKUYUN, OKUTUN*