gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Kumiko sustu ve uzun bir süre, söylediklerimi düşünürken gözlerinin kıyıcığında çizgiler oluştu. Minicik kaz ayakları vardı orada, çok hoşuma gidiyordu.
Kederi etkisiz kılmak için kederi tahmin etmek...değersiz, korkakça bir şey bu. Oysa ki bu zaanatın ustası olduğumu biliyorum. Korkum hep bundan oldu, "ya çok şiddetli gelirse? ya da gelir de hiç gitmezse?" kalmak üzere gelmiş bir keder gibi. Ve ona duyduğum özlemin bana hayatımda böylesine önemli bir eksiklik varmış ki sanki bu vücudumda bir eksiklikmiş gibi geldiği o gecelerde yaptığını yapar, kendi ruhuna eziyet ederse? benliğini unutur da feda etmeye kalkışırsa? yani şimdi onu yitirmek, tüm resimlerde gördüğün, fakat yokluğunda bir daha sen olamayacağın bir eli yitirmek gibi bir şey olursa.. Onu yitirdin, yitireceğini hep biliyordun ve buna hazırdın hatta; ama bu yitikle kendini hayata döndüremezsin. Ve bunu düşünmemeyi dilemek, bunu düşlememeyi dilemek gibi, aynı şekilde bir acı verir insana. Bazen engel koymak istediğim o düşünce sarsar beni, ya bedenim -bedenim işte yüreğim-bağırarak yakınırsa? O zaman ne yaparım? Ya geceleri, o benim yanımda, tam teni ve ruhu benim olmuşken, ben ona büründüğüm zaman olmadan yaşayamazsam? Ne olacak o zaman? Acı gelmeden acıyı düşünmektir bu. Korkuyla sevmek.
Bir insan diğerine tam anlamıyla vurulmuşsa, diğeri de ister istemez vurulmuş olsa gerektir, diyen bir yasa vardır bir yerde. Seven hiç kimseyi, sevilmekten dışlamayan aşk; Francesca'nın inferno'da ki sözleri. Bekle ve umutlu ol. Ben umutluydum, fakat istediğim şey hep buydu belki de. Sonsuza dek beklemek.
Onun gibi mi olmak istiyordum? O olmak mı istiyordum? Ya da sadece, ona kavuşmak mı İstiyordum? Ya da 'olmak' ve kavuşmak' birinin ruhuna dokunmanın ve dokunmayı istediğimiz o kişi olmanın tek ve aynı olduğu bu sonsuz döngüde sadece bizden onlara, onlardan bize ve yeniden onlara geçen bir nehrin karşılıklı kıyılarındaki arzu için tümüyle uygunsuz fiiller midir; ki bu arzunun kapakçıkları, zaman tünelleri ve gizli bölmeleri olan, kalbin odacıkları da aldatıcı bir mantık paylaşır, gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir. Ne zaman ayırdılar bizi, senle beni? Ve ben niçin bilmiyordum bunu, sen niçin bilmiyordun? Ben her gece ruhumun senin ruhuna sokulduğunu düşünürken, İstediğim sen mi yoksa sanki benimmiş gibi senin ruhunun içine girmek ve sahiplenmek mi istiyorum? sen benim ruhum, ben senin ruhun...