aki

aki
@krobak
gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
-Senden saklamıyorum. Bir gün sana anlatmayı istiyorum. Bunu yalnızca sana anlatabilirim. Ama şimdi yapamam. Henüz yüksek sesle dile getiremem. -Geçmişten gelen bir şey mi bu? -Hayır, öyle değil. -Istediğin kadar bekle, kendini hazır hissedinceye kadar. Henüz çok zamanımız var, ben hep yanında olacağım. Hiçbir şeyin acelesi yok. Sadece şunu unutmamanı isterim: sana ait olan her şeyi -sana ait olduğuna göre- benimmiş gibi kabullenirim. Bu konuda hiç kaygın olmasın.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
o benim kendime giden gizli kanalımdı.
Fiziksel ve metaforik anlamlar, iki varlık sadece birbirlerine yakın olmak değil, her biri bir öteki haline gelebilecek kadar, tümüyle şekil değiştirebilir olmak istediğinde neler olduğunu anlamada yetersiz kalabilir. Senin için, kimsem o olmak. Onun benim için, kimse o olması. O benim ruhumun her bir tarafını ele geçirmişken onun ruhunda da olmak ve artık ruhumun kimin, onun mu yoksa benim mi olduğunu bilememek. O benim kendime giden gizli kanalımdı; kim isek o haline gelmemizi sağlayan bir katalizör, hep doğru itkiler gönderen bir yabancı cisim, kalp pili, aşı kalemi, yama, bir askerin kemiğini bir arada tutan çelik çivi, bizi nakilden öncekinden daha çok biz yapan, başka bir kişinin kalbi gibi.
Burada bana uygun hiçbir şey olmadığı ama yine de her şeyin benim bir parçam olduğu duygusu vardı içimde, dahil olmamanın ve ilgisizliğin beraberinde getirdiği bu son derece derin ve hakiki yaşantının yol açtığı, kendi özümün canlı kaynaklarına ait ve bilinmezlik içinde her zaman bir haz gibi içimi saran büyük bahtiyarlık duygusu.
Yaşantımız boyunca her türlü acıyı duyarız. Beden acıları ve yürek acıları. Ömrüm boyunca acıyı çeşitli biçimleriyle tanıdım, sanırım sizler de öyle. Ama çoğu durumda, bu acının gerçeğini başka birine sözcüklerle anlatmak oldukça zordur. Insanları çoğunlukla, acılarını ancak kendilerinin anlayabildiğini söylerler. Ama bu doğru mudur? Hiç sanmam. Örneğin, gerçekten acı çeken birinin önünde bazen insan onun acısını kendi de duyuyormuş gibi olur. Bu, karşısındakiyle eşduyuma gelme, yani empati yeteneğidir. Beni anlıyor musunuz?
Bunu nasıl anlatabilirim? Benim doğru sandığım şey ile gerçekten doğru olan şey arasında bir tür uçurum var. Içimde bir şey gizleniyormuş gibi geliyor bana. Eve girip dolaba saklanan bir hırsız gibi. Zaman zaman çıkıp iç düzenimi de, mantığımı da altüst ediyor. Manyetik bir alanın, bir makinenin ayarını bozması gibi tıpkı.