gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Nefret, uzun, kara bir gölgedir. Çok zaman, nefret eden kişi bile nereden geldiğini bilemez. Iki yanı keskin bir kılıca benzer. Karşınızdakine şiddetle indirirseniz, kendinizi kesersiniz.
Bana "onu seviyor muydun?" diye sorsaydın, ne karşılık vereceğimi bilemezdim. Hatta bu soruyu sorman bile bana yersiz görünürdü. Ama eğer bana, "beni seviyor muydun?" diye sorsaydın. hemen karşılık verebilirdim: evet, seni seviyordum.
-Söylesene, Zemberekkuşu, dedi May kasahara, hafifçe öksürerek.
-Neyi?
-Insanlar eğer sonsuza dek yaşasalardı, hiç ölmeselerdi, hep bu dünyada sağlıklı ve yaşlanmadan kalabilselerdi, sence gene de düşünmek için kafa patlatırlar mıydı, şimdi bizim yaptığımız gibi? Biz, görüyorsun ya, her şey üzerinde düşünüyoruz az çok felsefeydi, ruhbilimdi, mantıktı, dindi, edebiyattı. Ölüm olmasaydı eğer, acaba bu düşünceler, bu karmaşık kavramlar bu dünyada var olurlar mıydı? Merak ediyorum...