Kronos'un ilk yarası
Küçükken kolumuzu ısırıp, kolumuza saat yapardık . Zamanın canımızı ne kadar çok yakacağını bilmiyorduk. Bilgin Adalı
PERSEPHONE VE İNSANLIĞIN YARATILIŞI
Az bilinen bir efsaneye göre, Persephone (genellikle Prometheus yerine) insanlığı kilden yaratmakla görevlendirilmiştir. Hangi tanrının ona sahip olacağı konusunda ilahi bir anlaşmazlık çıkmış ve sonuç olarak insanoğlu hayattayken Zeus ve Gaia'ya, ölümünden sonra ise Persephone'ye verilmiştir. "Cura (Core) [Persephone] bir nehri geçerken, biraz killi çamur gördü. Onu düşünceli bir şekilde aldı ve bir insan şekillendirmeye başladı. Yaptığı şey üzerinde düşünürken, Jüpiter [Zeus] geldi; Cura ondan heykele hayat vermesini istedi ve Jüpiter bunu hemen kabul etti. Cura ona kendi adını vermek istediğinde, Jüpiter bunu yasakladı ve kendi adının verilmesi gerektiğini söyledi. Ancak isim konusunda tartışırlarken, Tellus [Gaia] (Dünya) ayağa kalktı ve kendi bedenini verdiği için onun adının verilmesi gerektiğini söyledi. Hakim olarak Satürn'ü [Kronos (Cronus)] tuttular; o da onlar için karar vermiş gibi görünüyor: Jüpiter, ona hayat verdiğin için [metin eksik, muhtemelen insanların kaderinin kontrolü ona verilmişti] bedenini [ölümden sonra] ona [Persephone] ver; çünkü "Onu Cura yarattı; yaşadığı sürece Gaia ona sahip olsun, fakat adı konusunda tartışma olduğu için, humustan yaratılmış gibi göründüğünden, ona homo denilsin."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KUM SAATİ: ANIN VE AKIŞIN SEMBOLÜ KRONOS (ZAMANIN BABASI).
Antik Yunan mitolojisinin en derin ve etkileyici figürlerinden biri olan Kronos, insanlığın varoluşundan beri süregelen en büyük gizemlerden birini; yani zamanı temsil eder. Elinde tuttuğu kum saatiyle tasvir edilen "Zamanın Babası" imgesi, sadece bir mitolojik öykü değil, aynı zamanda hayatın geçiciliğine dair evrensel bir hatırlatıcıdır. Zamanla bu figür; her şeyi başlatan, her şeyi besleyen ama sonunda her şeyi yok eden Zamanın Babası silüetine büründü. Kronos’un elindeki kum saati, zamanın durdurulamaz ve geri döndürülemez doğasını simgeler: Kum saati, doğum ve ölüm arasındaki o hassas dengeyi temsil eder. Üst taraf geleceği, dar boğaz "şimdi"yi, alt taraf ise geçmişi simgeler. Zamanın Babası ifadesi, zamanın hem bir yaratıcı hem de bir yıkıcı olduğu gerçeğine vurgu yapar. Kum taneleri tükenirken, Kronos bize elimizdeki en değerli sermayenin "an" olduğunu hatırlatır. Kronos’un kum saatine bakarken hissedilen o hafif ürperti, aslında hayata karşı duyulan saygının bir yansımasıdır. O, elindeki saatle bizlere sessizce şunu söyler: Zamanı durduramazsın ama onu nasıl değerlendireceğini seçebilirsin. Kısacası; Zaman, her şeyi yutan ama aynı zamanda her şeye şekil veren en ulu heykeltıraştır. D.Ç.
pjo s2
(Kitabı okumadıysanız, diziyi izlemediyseniz ya da sadece birini yaptıysanız spoiler) °❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・ Normalde çok dizi-film izleyen biri değilimdir ama okuduğum serilerin uyarlamalarını izlemek sorumluluk gibi hissettirir. Özellikle de dizi aşırı güncel ve popüler olup fandom sürekli bunun üzerinden dönünce izlemek iyice görev gibi oldu. Dürüst olmak gerekirse ilk sezonu beğenmemiştim ve bu sebeple biraz mesafeliydim, çok da haksız değilmişim... Öncelikle oyuncuları beğenmedim. Tamamen kitaba sadık kalınmalı demiyorum ama o vibe'ı vermeli bence. Kişilik olarak uyuşuyor olabilirler ama ben bunu izlerken hissedemiyorum ve dolaylı olarak hiçbir katkısı yok. Ayrıca karakterlerin yansıtılma şekli de bir süre sonra rahatsız edici olmaya başlıyor bence. Tamam; Annabeth hırslı, stratejik ve yeri geldiğinde arkadaşlarını geride bırakabilir çünkü Olimpos böyle işler. Ama bu aile yapısının ve çıkarcılığın dışında büyümüş olan Percy diğerleri gibi değil. Annabeth'İn kibrinin aksine onun ölğmcül kusuru sadakati ve fedakarlığı. Bunları hepimiz biliyoruz, gayet talı bir dinamik ve seri içinden çıkarması da çok zor değil zaten. Fakat (2. sezonda bunu pek hissetmedim bu arada) sürekli bunu söyleyerek gözümüze soktukları zaman gerçekten rahatsız edici olmaya başlıyor. Sonrasında... Percabeth. Ya bu ilişki slowburn değil miydi en son?.. Bırakın slowburn'ü benzin dökmüşler gibi yanıyor cidden. Orijinalinde bu şekilde ilerlemesinin bir sebebi var bu çocuklar daha 13 yaşında. Son kitaba kadar duygularını anlamlandıramayan Percy'nin daha 2. sezondan If I had to choose between you and Olympus, Annabeth... I'd burn it all down. (Annabeth... Senle Olimpos arasında seçim yapmak zorunda kalsaydım, hepsini yakardım.) diye girmesi ne kadar mantıklı cidden? Tamamen fan service olduğunu
percy jackson
Kronos’un İflas Defteri
Saatin sarkacı Maziyle istikbalin ortasında kırıldı Ne geçmiş mühür tutuyor artık Ne de gelecek bir söz veriyor Ben olmayan bir bahçenin Meyvesini toplamaya devam eden bir bahçıvanım Sepetlerim çoktan çürüdü Avuçlarımda biriken şey Toprak değil Gölgenin tozu Sana ait sandığım ne varsa Meğer bende emanetmiş Hangi vitrine koysam bu bakışları İçimde bir yer mühürleniyor Adı konmamış bir haciz Bende kalan her şey Bir başkasının izini taşıyor Hiçbiri gerçekten benim değil Ben sadece Unutulmuş şeylerin emanetçisiyim Sana ait sandığım ne varsa Zamanın üstüme bıraktığı bir yükmüş
Edebiyat
yazmasam ölecektim
Bu gözler bir sabahın rengi değildir; henüz ad verilmemiş bir zamanın dünyaya ilk kez değdiği an gibidir. Ne mavi, ne ela, ne yeşil renk dediğimiz şey burada yetersiz kalır. Sanki Kronos’un elinden düşmüş kırık bir saat camı gibi içinde geçmişi de geleceği de aynı anda tutar. Bakınca insan yalnız bir yüz görmez; kendi içindeki en eski soruya çarpar. Neden buradayım? Kimin hikâyesine uyandım? Ve bu bakış neden beni tanıyormuş gibi duruyor? Athena’nın bilgeliği yok burada; çünkü bilgelik mesafelidir. Bu daha yakın, daha tehlikeli bir şey. Artemis’in ormanda yürürken kimseye görünmeden herkesi görmesi gibi. İçlerinde dalgasız bir deniz değil, batığı saklayan bir su var. Yüzeye çıkan ışık yumuşak,
1000Kitap