En kötü ebeveynler, otorite ebeveynler kategorisine girer.
otorite ebeveynler, çocuklardan çok şey bekler. Çocukların, ebeveynlerin koyduğu kurallara sorgulamadan uymaları istenir. Aynı zamanda bu ebeveynler kuralların arkasındaki gerekçeleri açıklamazlar; sadece kurallara bağlı kalınmasını isterler. Çocuklar bu kurallara itaat etmediklerinde, daha sert önlemler alırlar. Çocuğun duyguları ya da düşünceleriyle ilgilenmezler. Ebeveynler, sıradan bir çocuğun davranışının nasıl olması gerektiğine dair kendi zihinlerinde var olan bir şablona göre ebeveynlik yapar ve kendi çocuklarının bireysel ihtiyaçlarını, mizacını veya hislerini dikkate almazlar. Çocuk, bütünüyle ebeveynine itaat ederse, ebeveyn sevildiğini hisseder.
Narsist ebeveynler, çocuklarının kendilerinden ayrı bireyler olduğunun farkında değildir. Daha ziyade çocuklarını, kendilerinin bir uzantısı olarak görürler. Çocukların ihtiyaçları, ebeveynlerin ihtiyaçlarına göre tanımlanır ve kendi ihtiyaçlarını ifade etmeye çalışan çocuklar; bencil ve düşüncesiz olmakla suçlanır.
Narsist ebeveynlerde eksik olan şey, çocuklarının hissettikleri şeyi hayal etme ve onu önemseme yeteneğidir.
Çocuk, ebeveynlerinden birinden ya da diğerinden bir şey istediği ya da özen beklediği için utanç duyuyorsa, kendi duygusal ihtiyaçlarının pek çoğuna kör bir şekilde büyüyecektir.
Duygusal ihmale maruz kalmış kişiler, genellikle diğerlerinin ne istediğini ya da neye ihtiyaç duyduğunu bilir. Sosyal çevrelerinde kendilerinden ne beklendiğini bilirler. Ancak bu mağdurlar hayatlarındaki içsel deneyimde neyin yanlış olduğunu ve onlara nasıl zarar verdiğini tanımlama konusunda başarısızdırlar.
Ebeveynlik konusundaki başarısızlık düzeyi ne olursa olsun, duygusal ihmale uğramış kişiler; ailelerinin ihmallerini görmektense, kendilerini problem olarak görürler.