bunu bir aya yayarak okudum. yani aslında kendiliğinden yayıldı. normalde de çok hızlı okuyan biri değilimdir. bunu yavaş yapıyorum ve belki de zevkine böyle varıyorum ama bu eser için bir ayın her saniyesine değdi. yarısını son iki günde okuduğumu varsayarsak nasıl içinden akıp geçtim bilmiyorum. sanki hayal gibiydi. bu incelemeyi kendim için bırakıyorum.
okurken yorulduğum ancak şöyle bir dönüp baktığımda zihinsel, bilinçsel, tinsel açıdan doyduğum bir romandı.
kitabın en çok yorulduğum ve sarsıntısını yaşadığım kısmı ikinci kısmıydı. Swann mükemmel bir entellektüel, bilgili, havalı ve şahsiyetli biri. odette ise halkın dilinde "geri zekalı" olarak nitelendirilen bir metres. bu takıntılı aşkı, bunca çaresiz beklentiyi okurken hayır hayır kendine gel artık bu o aradığın ya da varmak istediğin değil dedim swann'a kendi içimden ancak gel gör ki Swann zaten bunun farkındaydı. herkesin Swann zekasına sahip bir erkeğin (üstelik hiçbir ilginç yanı olmamasına rağmen) bu tür bir kadın yüzünden acı çekmesini gülünç bulurken yazar olayı mükemmel özetliyor, "bunlar, zeki bir erkeğin sadece üzüntüsüne değecek kadınlar yüzünden bedbaht olması gerektiğini düşünürler, ki bu da, insanların kolera basili kadar minik bir varlık yüzünden kolera hastalığını çekmeye nasıl tenezzül edebildiklerine şaşırmaya benzer." kitabın kronolojik bir sıralaması yok. kafa karıştırmasın. hislere, düşsel seyirlere ve fikirlere doyduğumuz satırlar var genel manada. açık bir zihinle arayışta olduğunuz zamanlarda okuyun derim. bir şeyden kaçmak istediğim zamanlarda okuyabiliyorum ben bu tarzları bir şeye varmak istediğim zamanlar bilincim açık olmuyor. o yüzden bu seriye siz gitmeyin, onun sizi çağırmasını bekleyin.
bu notlara denk gelen var mı ya da okunur mu bilmiyorum hiç ama öncelikli tavsiyem !!nolur
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,3bin okunma