📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zülfü Livaneli'nin bir çok kitabını okuma fırsatım oldu, bu kitabında karakterle yazar arasındaki bağ ve konuyu ikisinin dilinden ayrı ayrı bölümler (el yazıları) vasıtasıyla sergilemesi daha önce başka bir kitapta görmediğim ilgi çekici bir anlatımdı. Sadece karakterin başından geçen ana olay açıklanana kadar ana karakterin kişiliği ile yazarın tasvirlerinin uyuşmadığı hissiyatı uyandı bende ama olaylar çözümlendikçe bu hissiyatın kaybolduğunu görüyorsunuz.
Olay örgüsünden ziyade beni kitapta en çok çeken şey Stockholm ile ilgili detayların veriliş şekli ve politik mültecilerin hayat şartlarının ve ruh tahlillerinin çok iyi yapılmış olmasıydı. Kendimi onların yanında ve hayatlarının içinde hissettim.
Kitabın 25 yıla yakın sürede tamamlanması ve Fransızca çeviri öncesi yeniden düzenlenmesi beni şaşırttı diyebilirim. Yıllarca okunan versiyonu üzerinden sayfalarca değişiklik yaptığını söylüyor Livaneli, bu yaygın bir şey midir, edebiyat çevrelerince nasıl değerlendirilir inceleyeceğim :)
Son olarak Doğan Kitap'ın 100. baskı son kısmında yazarla yapılan "söyleşi" bölümünü çok beğendim, kitabı bitirdikten sonra kitaplığınıza geri koymadan önce yazarla son kez sohbet edip vedalaşıyormuşsunuz hissini veriyor.
"Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkan yoktu. Ağaçlar bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik."
".. ölüme yakın bir adamdaki gerçeği tasarlama gücüyle, geçmişe takılıp kalmış ve hiçbir hayali olmayan kendisi arasındaki derin çelişkiyi düşünmeden edemedi."