Her zaman kapıldığım bu dayanılmaz kederi ifade etmekte "sıkıntı" kelimesi elbette çok zayıf kalıyor; o keder birdenbire çöker üstümüze; içinde bulundugunuz ana bağlıdır; bir an her şey yüzumüze gülerken, siz her şeye gülerken birden ruhun derinliginden kapkara bir duman yükselir ve arzuyla ölüm arasına girer; soluk kurşuni bir perde oluşturur, bizi dünyanın geri kalanından ayırır, artık o dünyanın sıcaklıgı,aşkı,rengi,ahengi bize ancak soyut bir aktarım halinde kırılarak ulaşır: Sadece bakarsınız,artık heyecan duymazsınız; ve ruhu yalıtan o perdeyi yırtmak için gösterilen nafile çaba insanı her türlü suça, cinayete ya da intihara,deliliğe surükleyebilir...