❝Masumiyet her zaman saf ruhlarda olmaz.❞
𓆩ꨄ︎𓆪
Serinin son kitabı olan Medusa’nın Ölü Kumları 4, beni tarifsiz duygular içinde bıraktı. Yer yer ağladım, yer yer hüzünlendim; kısacası bu seri bana çok yoğun hisler yaşattı. Maral Atmaca, her zamanki gibi ustalığını konuşturmuş. Bana göre oldukça büyük bir yazar ve kendisine duyduğum saygı bu kitapla birlikte daha da arttı. Wattpad yazarlarına ve kitaplarına karşı oluşan ön yargıyı hiçbir zaman anlayamadım. Fantastik türü seven herkesin bu seriye bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ortada inanılmaz derecede zekice kurulmuş bir kurgu var.
Özellikle güçlü kadın karakterlerin ön plana çıktığı bir seri olması dikkat çekici. Erkek karakterlerden çok kadınların ağırlıkta olduğunu söyleyebiliriz. Elzem Akay ise başlı başına hayranlık uyandıran bir karakter; zekâsı ve derinliğiyle unutulmaz bir iz bırakıyor.
Maral Atmaca, kitabın teşekkür bölümünde “Belki de bu kitabı yazdıran şey, kaçmak istediğim tüm o gerçeklerdi.” diyordu. Ben de bu seriyi okurken kendi gerçeklerimden ve hayatın monotonluğundan uzaklaşmak için sayfaların arasına sığındım. Yazarın yazma motivasyonuyla benim okuma motivasyonumun bu kadar örtüşmesi, kitapla kurduğum bağı daha da güçlendirdi. İnsan bazen gerçekten yorulur ve soluklanacak bir sığınak arar; yazarın yarattığı evrenin hem kendisi hem de okurları için böyle bir sığınak olduğuna kesinlikle inanıyorum..
Seriyi ilk olarak Wattpad’de okumuş ve birkaç kez tekrar okumuştum. Kitap hâline geldiğinde yeniden okumak da benim için ayrı bir keyifti. Fantastik kurgular arasında rahatlıkla başı çeken, en sevdiğim serilerden biri oldu.
Bu kitapta Elzem Akay’ın ne kadar zeki olduğunu ve verdiği sözlerin aslında ne kadar anlam taşıdığını bir kez daha görüyoruz. Her ne kadar zaman zaman sözlerini
“Ama yüzü solgun, ağzı gülüyor, hiç durmaksızın konuşuyor, şakalar yapıyor, eğlenceli bir, bir değil, bin hikâyeye başlıyor, ama ben onun orada olmadığını biliyorum, gülen sadece ağız, ciddi ve korkmuş gözbebekleri hâlâ kocaman ve o beyaz alnın arkasında bin yarası birden kanayan, küçük hasta bir ruh yatıyor.”