Ve geldiklerinde başka ve daha büyük hırsızların her şeye el koyduğunu görmüşlerdi, güneş bile onlara aitti; Smith, Jones ve Parker, eczacı,bankacı,fırıncı, Chicago,Cincinnati ve Cleveland'ın tozu hala üstlerinde,güneşin altında ölmeye mahkumlar, banka hesaplarında Los Angeles Time'a abone olmaya, kartonpiyer evlerinin aslında birer şato olduğu yanılsamasını yaşatmaya yetecek kadar para.Köklerinden sökülenler, zavallı yaşlılar, zavallı gençler ve yaşlılar,hemşerilerim benim.
Indiana,Jowa ve Illinois'dan, Boston,Kansas ve Chicago'da gelen yaşlı insanlar,evlerini ve dükkanlarını satmış,trenlere ve arabalara doluşup güneş ülkesine gelmişlerdi,güneşte ölmeye,güneş onları öldürene dek yetecek para ile, hayatlarının son deminde köklerini terketmişler, Kansas'ın Chicago'nun, Peoria'nın şık rahatlığını bırakıp güneşin altında ölmeye gelmişlerdi.
Daha açık söyleyim; insanları öteki dünyanın cezalarıyla korkutmazsak,hayatın zorluklarına katlanmaları için yüreklendirmezsek, bu dünyada sürgü,yumruk,tepelemekle yıldırmazsak, yarın başımız belada demektir.
Öyle bir şey yapmalı ki çiftçisi, köylüsü kendisini bana, sana muhtaç görmeli,minnet borcu olmalı. Maksadımıza ulaşabilmek için onlar hasta,cahil,kör ve sağır kalmalı; kendi hakkını bizden dilenmeli.