...Allah kullarını ve bu âlemi helal üzerine yaratmıştır. Kişi harama saparsa hem yaradılış kanunlarına hem de Yaradan’a isyan etmiş olur. Bu nedenle sen her şeyin helalini iste. Özellikle de aşkın... Haram aşk başka şeye benzemez. Hem seveni hem sevileni yakar, hayatı cehenneme çevirir. ‘Gayrimeşru bir muhabbetin cezası merhametsiz bir musibettir.'
“İnsanlar dünyaya gelmeyi kendileri talep etmezler,” dedim. “Gidişleri konusunda da fikirleri alınmaz. Kâinatın yaratıcısı bizlere harika bir vücut biçmiş, bir hayat hediye etmiş. Biz bunların sahibi değil emanetçisiyiz. Çünkü bu hayatı satın almadık, para saymadık. Bu çok pahalı vücut nimetini kucağımızda bulduk. Asıl mal sahibi biz değil Rabbimizdir. O, bize sormadan bir ömür biçer, dilediği zamanda verdiği bu ödünç hayatı sonlandırır. Bize düşen emanete sahip çıkmak, onun istediği rotayı takip etmek. Eğer onun istediği biçimde bu ömrü geçirsek hayat imtihanı daha kolay, acılar daha az, engeller daha hafif olur.”
Biliyordum ki kâinatın hâkimi içten ve yürekten duaları asla geri çevirmiyordu. İsteklerine cevap vermese de vermeyişinin bir hikmeti olduğu anlaşılıyordu, sonradan...
...
Cennetin bir mutluluk memleketi olması sebebiyle dünyadaki sıkıntılı, zor, sarsıcı hadiselerin hiçbiri orada yaşanmayacak; insanın nimetlerle arasındaki çalış-kazan, zorlanarak elde et sistemi de orada bulunmayacaktır. İlahi ikram ve nimetlerin sürekliliğinden emin olarak yaşamak... Ömrün ve mutluluğun kesintiye uğramayacağı gerçeğinden şüphe duymadan yaşamak... Ölmek veya yok olmak endişesini hiç ama hiç taşımadan yaşamak...
Yaşamak diye işte buna denir:
“Ne mutlu bize ki, artık bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Önceki ölümümüzden başka ölüm yok; azap da görmeyeceğiz. Bu gerçekten çok büyük bir kazançtır. Amel sahipleri böylesi bir kazanç için çalışmalıdır.” (Saffat, 58-61)