Çok garip bir haldeyim. İçimde sonsuz bir minnet duygusu, içten içe bir mutluluk ve geleceğe olan muazzam bir umut var. Bir yandan da yalnızlık, ürkütücü düşünceler, yıkılmak üzere olan Ben var. Bazen bu dünyadan silinmek isteyen Ben'e yenilmekten çok korkuyorum. Aslında Tanrının bana verdiği tatlı anılar ve insanları düşününce güçleniyorum. Ama sahip olamadıklarım, görüp de dokunup sarılamadıklarım beni dibe çekiyor. Diyorum ki böylesi basit isteklerim neden gerçekleşmiyor. Çoğu kişinin sahip olduğu mutluluklar beni neden bulmuyor. Ama sonra diyorum ki belki de sahip olduğum güzelliklerin bedeli o sahip olamadıklarım. Sonra diyorum ki saçmalık... kendimle olan savaşım o kadar kanlı ki bir başkasıyla uğraşmak, ona kendimi anlatmak, yanlış bildiklerini anlatmak bile istemiyorum. Kısacası yorgunum...
Merhaba sevgili kendim; kötü şeyler yaşadın, bil ki yaşamaya da devam edeceksin. Şimdiye kadar iyi idare ettin, tebrikler. Her ne olursa olsun insanın gülmeyi bırakmadığını deneyimledin. Hayat sana birçok şey daha sunacak. Güzel şeylere yupii demeni, kötü şeyleri de deneyimleyip hepsinden birer ders çıkarmanı istiyorum.
Şöyle diyor ya şair; "yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: yaşadın mı büyük yaşayacaksın" diye. Sen de büyük yaşa sevgili kendim. Bütün benliğinle, hiçbir anın tekrarının olmayacağının bilinciyle.
Ha bir de; ağlayacak omuz bulamadığında, yıkılmayıp kendine sarılmanı taktir ettim. Seninle nice deneyimlere, nice başarılara...
Öptüm, sarıldım.