Kübra Nur Ocak

Puan vermedi·312 syf.··
2020 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2020 22:31
Hayalet Kalp en yakın arkadaşını kaybeden Suzy'nin bir şeylerin birdenbire olmayacağını kanıtlama, aslında bir şeyleri telafi etme çabasını anlatan bir kitap. Arka kapak yazısında arkadaşlık ve hayal gücüyle alakalı şeyler yazınca bir de kapaktaki görselden yola çıkarak biraz fantastik öğeler içeren denizanası arkadaşlığı falan beklemiştim ama öyle değilmiş Suzy, en yakın arkadaşı Franny öldüğünde içine kapanıyor ve konuşmuyor. Suzy'nin merakı, araştırma hevesi, dünyaya bir çocuk gözüyle bakıp her şeyden etkilenmesi beni çok heyecanlandırdı. Romanlarda bilimle alakalı detaylar okumak beni çok sevindiriyor. Yaşıtları modaya, erkeklere ilgi duyarken Suzy'nin ilgilendiği şeyler çok daha farklı. Bu da onu direkt olarak dışlanan, tuhaf insan konumuna getiriyor. Kitapları beğenmemizin bizim yaşanmışlıklarımızla da alakalı olduğunu düşünüyorum. Bir dönem insanlara laf anlatmanın çok zor olduğunu ve bunun için uğraş vermenin gereksiz olduğunu düşünmüş, kendi içime kapanmıştım. Hâlâ bazen o zamanların etkisini üstümde hissedebiliyorum. Bir kez kendinize yöneldiğiniz zaman bir daha dış dünyaya açılmak çok zor olabiliyor. Özellikle okul yıllarında. Bunlar olmasa benim için ortalama bir kitap olabilirdi ama dediğim gibi hayatımız da kitapları şekillendirmede büyük önem taşıyor. Kaç kişi okursa o kadar farklı anlamı oluyor kitapların. Suzy'nin yolculuğu güzel detaylarla süslenmiş bir hikâye sunuyor bize. Akıcı, bir çırpıda okunabilecek bir kitap. İçindeki bir detaydan dolayı küçük yaştakilere pek önermiyorum. Bunun dışında zaman geçirmek için güzel bir kitap.
Hayalet KalpAli Benjamin · Yabancı Yayınları · 20213,434 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·87 syf.··
2020 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 21:00
Kitaba BA YIL DIM. Padişahla Yürekdede'nin hikâyesini geçiyorum, Yürekdede ve eşi arasındaki sevgi, muhabbet, sıcaklık her şeye bedel. Zarifoğlu kitaba gündelik hayatı o kadar güzel yerleştirmiş ki su kaç yudumda içilirden, nasıl dua edilire kadar her şeyi anlatmış. Karakterler kanaatkar, Allah'a ve birbirlerine bağlılığı sonsuz kişiler. Her şeyde Allah'ın rızasını gözeten bu çifti okumak ruhuma çok iyi geldi. Benden önce okuyan kardeşim de çok beğendi kitabı. Bu masalsı anlatı yüreğinize çok iyi gelecek. Kitapla ilgili tek sorunum bazı redaksiyon hatalarıydı. Aynı kelimenin farklı yazılışları bir arada kullanılmıştı. Kitabın kapağında da Yürekdede ayrı yazılmış. Bunun dışında her şey mükemmeldi. Cahit Zarifoğlu'nun diğer çocuk kitaplarını okumayı dört gözle bekliyorum
Yürekdede ile PadişahCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 20152,717 okunma
7/10
·108 syf.··
2020 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2020 15:43
Kitap 14 hikâyeden oluşuyor. Sait Faik çok iyi bir gözlemci. Hikâyelerinde de bu gözlemlerini aktarıyor, karakterler, doğa tasviri o kadar canlı ve gerçekçi ki gözünüzün önünde canlanıyor. Yazar, İstanbul'a epey hakim ve bunu hikâyelerinde bolca kullanıyor. Ben özellikle adada geçen hikâyelerini okumayı çok seviyorum. Sait Faik'te okumayı en sevdiğim şeylerden biri de farklı meslek gruplarını ve farklı etnik kökenden gelen insanları çok iyi anlatması. Hikâyelerinde balıkla, balıkçılıkla, denizle ilgili birçok şey bulmak mümkün. Dülger Balığının Ölümü -bu kitapta değil- hikâyesi mesela çok canlı balık tasvirleri içeriyor. Bunun yanı sıra marangozluktan kahveciliğe, her türlü meslekten insanı görebiliyoruz. Yazarın doğaya gerçekten çok ayrı bir bakışı var. Kendisi de "Çiçek ve balık adlarını bilmeyen hikâye yazamaz..." diyor zaten. Bunun dışında binbir çeşit insan yazıyor, Frenk, Rum, Yahudi... Her türden insan bulmak mümkün yazdıklarında. Sait Faik kahvelerde oturup ya da sokaklarda gezip saatlerce insanları inceliyor. Bu sayede bu kadar canlı kişilikleri önümüze çıkarabiliyor. Bu kitaptaki hikâyelerden bahsetmem gerekirse benim için diğer hikâyelerinin yanında biraz sönük kaldı. Ben özellikle Alemdağ'da Var Bir Yılan'daki sürrealist hikâyelerini çok seviyordum. Lüzumsuz Adam ve Birahanedeki Adam hikâyeleri dışındakileri çok içselleştiremedim. İlk bu kitaptakileri okusam çok beğenirdim ama diğer hikâyelerini okuyunca bu biraz havada kaldı benim için. Yine de içinde çok akıcı, insanı insana anlatan hikâyeler var. Hayat öyküsünü de bilince bazı paralellikler yakalayıp mutlu oluyorsunuz. Sait Faik'in hayran olduğum bir özelliği de kitaplarının bütün gelirini Darüşşafaka'ya bağışlaması. Biraz hayatını okuduğunuzda sürprizlerle dolu bir insan olduğunu göreceksiniz.
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,4bin okunma
8/10
·303 syf.··
2020 16. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 00:00
Mine Araz 25 yaşında, dudak parlatıcısı bağımlısı bir çöpçatan. İşler ters gittiğinde tam ne yapacağını düşünürken karşısına Akın çıkıyor. Akın'a kendisinin sahte sevgilisi olması karşılığında ruh ikizini ve son aşkını bulmayı teklif ediyor. Kitapla ilgili bahsetmek istediğim ilk şey kadın karakter. Bu tarz romanlarda kadın karakter ya tam bir aptal oluyor ya da fiziksel olarak mükemmellik timsali. Mine, hiçbiri değil. Çok zeki ama herkes gibi hataları olan bir karakter. Nur'un böyle kusurlu karakterler yazmasını seviyorum çünkü gerçek hayatta kim kusursuz ki? Mine, zekâsı yüksek sosyal zekâsı düşük biri. Bu yüzden toplum içinde sürekli sorun yaşıyor ve insanlar onu tuhaf olarak görüyor. Biliyorsunuz ki insanların alaycılığı bazen canımızı yakabiliyor. Mine gerginken dudak parlatıcısı süren, kendisine gelen çiçekleri yiyen şahsına münhasır bir insan. Bir anda hiç bilmediğiniz bir şeyden bahsedebilir, fizikle alakalı teorileri anlatmaya başlayabilir. Kitaplarda bu tarz detayları çok fazla beğeniyorum. Yazarımız da bunları çok güzel kullanmış. Kitapta kendimi bulduğum bir nokta ise Mine'nin ablasıyla ilişkisi. Ben tabii Mine kadar zeki biri değilim ama ablamla o kadar farklı ilgi alanlarımız var ki bu bizi bazen zorluyor. Ben sosyal ortamlarda çekinirken ablam bambaşka bir tavır sergileyebiliyor. Bu yüzden ablasıyla yaşadığı sorunda ikisini de çok iyi anladım. Bunun dışında kitabın kırılma anının çok güzel yerleştirildiğini düşünüyorum, bunun için de yazarı tebrik etmeliyim. Her insan hatalar yapıyor ama bunun sebebini sorgulamayı unutuyoruz bazen. Mine o kadar eşsiz biri ki Akın'dan bahsetmeyi unuttum. Akın ise tüm bu tuhaflıkları tolere edebilen, Mine'ye yenilebilir çiçekler getiren tatlı bir adam. Kitapta en çok güldüğüm bölümlerden biri Erkekler Tuvaleti
Son AşkımKübra Nur · Agapi Yayınları · 2020201 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 14. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 01:17
Aylak Adam, yine kitaplığımdaki en eski kitaplardan biri. Kitabın ilk 100 sayfasında sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Modernist romanlardaki bilinç akışı tekniği beni çok yoruyor. İç monologları takip etmekte zorlandığımı hissediyorum fakat sonraki 50 sayfa su gibi akıp gitti. . C. babasından ve onun savunduğu değerlerden nefret eder. Sırf bu yüzden çalışmaz ve babasından miras kalan parayı harcar. Aşkı bularak hayatını anlamlandırmaya çalışırken bir yandan da her kadında onu büyüten teyzesini arar. Babasından ne kadar nefret ediyorsa teyzesini de o kadar sever. C. karakterinin adı kitap boyunca geçmez. Bu belki de onun antikahraman olması ve yalnızlaşmasıyla toplumdan ayrılması sebebiyledir. . Kitap boyunca İstanbul'dan bunalmış bir anlatım vardır. İstanbul'un çeşitli semtlerine olumsuz bir açıdan bakar, arabalar ve binalar onu bunaltır. Hatta kitabın sonuna doğru yazlığa gider. . Kitapta C.'nin geçmişle ilgili anlattığı şeyleri okudukça ona acımayla karışık bir şefkat hissettim ve o noktadan sonra kitaba daha çok bağlandım. Özellikle kulakla ilgili tiki beni üzdü. Kitap biraz buhranlı olduğu için herkes okuyabilir mi bilmiyorum ama insanı yorduğu kesin. Son sayfalarda alıntıladığım pek çok yer oldu. Yine de benim şu anlık favorim ilk modernist eserimiz Kemal Bilbaşar'dan Denizin Çağırışı. Bana göre o eser baba oğul ilişkisini ve toplumdan soyutlanmayı daha iyi yansıtmıştı. Mutlaka iki kitapla da ilgili makaleler okuyacağım. Son olarak iyi ki bu basım almışım diyorum, Yusuf Atılgan kitaplarının yeni kapaklarını pek beğenemedim. Keyifli okumalar
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma