Kuzen, enişte, yenge, baldız gibi mahrem olmayan kimselerle bayramda tokalaşmak, kucaklaşmak ve bir arada aynı ortamda bulunmak *DİNEN CAİZ DEĞİLDİR.*
Bayram Geldi Nerede
Bayramlar, sevdiklerimizle bir araya gelebildiğimiz, neşenin ve coşkulu karşılamalarla gülen gözlerle dolu özel günlerdir. Bu özel, güzel günlerin coşkusunu ve anlamını yansıtan birçok şiirler yazılmıştır. BAYRAM Bayram sevinci çok eskilerde mi kaldı artık. Bayram geldi, neşeli çocuklarımız nerede? Yüreklerde olan o coşku, dillerde tebessüm nerede? Küsleri barıştırmak, gönülleri birleştiren o yaşlılar nerede ? Bayram sevinciyle doldu her yer. Ama buruk Bayram Sabahı ellerimiz den öpecek çocuklarımız nerede? Bayram sabahı, kuşlar cıvıldiyor yine eskiden olduğu gibi Güneş doğarken, umutlar yeşerir. Çocuklar sevinçle koşar sokaklarda o çocuklarımız nerede ? Bayram coşkusuyla dolup taşar. O gülen gözler nerede ? Bayram Hatırası mı kaldı artık anılar nerede? Bayramlar gelir, geçer zamanla, Ama o yıkıp kırıp dökmeden önce düşün kalplerini kırdığını bir daha nasıl tamir olacağını.. Anılar birikir, kalır hatıralarda. Sevdiklerimizle geçen her an kıymetlidir aslında kıymet bilenler nerede? Bayramlar, hatıralarımızda yaşar. Bayram dileği artık telefonlar da mı kaldı Bayramınız mübarek olsun diyecek o büyükler, çocuklar, gençler nerede? Sağlık, mutluluk, huzur dolu o evler nerede ? Bayramın Anlamı neydi düşünenler nerede Bayram, sadece bir tatil değildir. Paylaşmak, yardımlaşmak, sevmektir, kucaklaşmak, özlem, hasret gidermekti nerede öyle düşünenler.. Kırgınlıkları unutmak, barışmaktır. Bayram, gönülleri birleştirmektedir. Bayram geldi nerede? Yokluklarınız içimizde bir yara gibi kanıyor.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her zaman birbirlerini bulacaklardı ve bundan kaçışları yoktu. Kaderin gizli bir sabrı vardır. İplik iplik dokuduğu o ince bağ, her kopuşta yeniden örülür, her uzaklıkta yeniden gerilirdi. Onlar istemese de birbirlerinin adımlarına karışan toz, birbirlerinin nefeslerine sinen koku, birbirlerinin gözlerinde yankılanan fısıltı, hep bir çağrı gibiydi. Görmedikleri bir el, görünmez bir pusula, onları yüzlerini daima aynı yöne çeviriyordu. Birbirlerini bulduklarında içlerinde yıllardır saklanan boşluğun kapanacağını sanıyorlardı. Sanıyorlardı ki kavuşmak, eksik olan parçayı yerine oturtacak. Sanıyorlardı ki kucaklaşmak, bütün acıların üstünü örtecek. Ama hakikat çok daha keskin, çok daha kanatıcıydı. Çünkü buldukları şey geçmişin yaralarını sarmak değildi. Geçmiş zaten çoktan eskimiş bir kitaptı; sayfaları yırtılmış, satırları silinmiş, acısı donmuştu. Onunla barışmayı öğrenmişlerdi. Ama gelecek… Gelecek taptaze, el değmemiş bir kâğıttı. Ve her kavuşmaları o kâğıda kanla yazılmış yeni bir cezanın ilk satırıydı. Onlar buluştukça zaman eğiliyordu. Sanki Tanrı onların yan yana gelişini kaldıramıyor, gökyüzünü biraz daha daraltıyordu. Bir bakışları, bir aynanın çatlayışıydı. Bir kelimeleri, zincirlerin daha da sıkılışı. Bir susuşları, yeraltında kabaran bir fırtınanın uğultusuna eşitti. Kader inatla aynı oyunu oynuyordu. Onları birleştiriyor, sonra bedelini ağır ağır ödetiyordu. Her kavuşma, bir müjde gibi başlayıp ölüm gibi son buluyordu. Her sarılış, bir dua gibi fısıldanıp bir lanet gibi yankılanıyordu. Çünkü bazı karşılaşmalar şifa değil, ilenç taşır. Bazı ruhlar yan yana geldiğinde huzur değil, cehennem çağırır. Ve bazı insanlar, birbirlerine ait değildir birbirlerini sadece yok etmek için seçilmiştir. Ve sonunda anladılar. Birbirlerini bulmak, bir armağan
Ruh var RUH var
“Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı.”
Alıntı
22.01.2026
Selamün Aleyküm YA HABİR (c.c) Ey her şeyden en iyi haberdar olan! Ey her şeyden en iyi haberdar eden! Ey bizi zatından haberdar eden! Sana dair Senden gelen haberlere iman ettik. Her ses Senin Habir (c.c) isminin tecellisidir. Bize hakikatin sesini duyacak bir gönül kulağı ver. Seni görür gibi kulluk etmekte kusurluyuz bizi ihsana erdir. Rabbimiz (c.c) Yeni bir güne daha gözlerimizi açtıran Sensin. Sana sonsuz şükürler olsun. Her anına, aldığımız her nefese elhamdülillah. Bugünün her anını nurunla aydınlat, kalbimize sükûnet, dilimize doğruluk bedenimize güç ver. Gönlümüzü gam ve kederden, evimizi hanemizi tüm sıkıntılardan Bugünü en hayırlı, en güzel şekilde geçirmeyi nasip eyle. Sana teslimiyetin ve kurbiyyetin imtihan edildiği şu dünya hayatında sâlih ameli, erdemi, tevbe ve istiğfarı yeniden kuşandığımız vakitler ihsan eyle. Unuttuklarımızı hatırlat, Kaybettiğimiz değerleri buldur, Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Bizlere arınmanın , af dilemenin, fıtrata dönmenin, yaralanan, incinen / incitilen kalplerin iyileştirilmesinin hazzını yaşat. Kaskatı kesilen kalbimizi yumuşatmayı, Merhameti kuşanmayı, Kirlenen yüreklerimizi Kur'an'la temizlemeyi nasip eyle. Vahiyle hayatımızı diriltmeyi, Rükû ve secdelerle yükselmeyi, Günahlarımıza set çekmeyi, Haramları terk etmeyi, Dostluklarımızı; birbirimizden emin olduğumuz ve ön yargısızca yanyana durduğumuz gerçek dostluklara dönüştür. Acılarımızı, sevinçlerimizi, sofralarımızı, imkanlarımızı kırgınlıklardan, dargınlıklardan,
Acıyla kucaklaşmak bazen zaman alır
Acıları kabullenmek herkes için farklıdır. Kabullenmek dırenmemek en iyisi galiba Seninle Başlamadı Mark Wolynn
Alıntı