10/10
·320 syf.··
2025 22. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 21:25
Öncelikle yaptığım inceleme objektif olur mu bilemiyorum çünkü yazarı, yazar olmadan önceki zamanda, bir içerik üreticisiyken de tanıyordum. Kendini ifade etme tarzı sayesinde onu takip etmeye başlamıştım. Oldukça güçlü bir kalemi olduğunu söylemeliyim. İlk kitabıyla bu kitabının tarzı arasında fark var ve ben kaleminin bu tarza daha yatkın olduğunu düşünüyorum ya da belki de kitap yazdıkça kendini geliştirmesidir bunun nedeni emin değilim. İlk defa 'Küçük Prens' okurken hissettiğim bir hissiyat var: Bu kitabı her dönemimde okumalıyım çünkü her okuduğumda farklı hissedeceğim. Aynısını yazarın oluşturduğu atmosfer sayesinde bu kitapta da hissettim. Bir kitaptan beklentim bana iyi ya da kötü bir şeyler hissettirebilmesidir ve bu kitabın her sayfasında dolu dolu hissettim. Bütün bir kitap boyu ağlamayıp 'teşekkürler' kısmında gözyaşlarına boğulmam da kitabın yazılış, oluşum sürecine destek sağlayan herkese çok büyük saygı duymamdandı. Bazı hikâyelerde kendimi bilinç akışı okuyor gibi hissettim. Sanki kelimeler ve ben yer çekimsiz bir odadayız da ben onları bir arada tutmaya çalışıyor gibi hissettim. Çok rahatsız edici değildi ama garip bir hissiyattı. Açıkçası bu olumlu bir eleştiri mi, olumsuz mu onu ben bile bilmiyorum. Hikâyelerin farklı karakterlerinin hikâyeleriyle ilerleyen kısımlarda karşılaşmak çok nostaljik hissettirdi. Bir dostla uzun zaman sonra kucaklaşmak gibiydi ve bundan da çok zevk aldım. Yazarın 1. ve 3. kişi anlatımı çok doğru yerlerde kullandığını düşünüyorum. Kitabın sonunda Ozan'ın yaşadıklarından dolayı yaptığı hareket, hem kitabı hem de Ozan karakterini oldukça gerçekçi kılmış diyebilirim. Çünkü insanlar yalnızlıkları ve yoğun duyguları yüzünden hata yapabilirler, bundan ders çıkardıktan sonra da küçük ya da büyük bir bedel öderler. Her hissiyatı ve
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025635 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 79. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 00:00
"ZEYNEP" "Hem dünya ayaklarımızın altında değil mi? Ayaklarımızın altında olan bir şey için çok para kazanmaya gerek yok bence. Sevgi için, birlikte yaşam için, yaşarken birbirimizi anlayıp kucaklaşmak için çokça emek vermek gerek. Sevgi için kazanca gerek yok." Torosların eteklerindeki küçük bir köyde, ailesiyle sevgi dolu bir hayat süren Zeynep’in hikâyesine eşlik ediyoruz satırlar arasında. Zeynep, ailesinin biricik kızı, babasının gözbebeği… Okumak istese de okuyamamış, köyünde büyümüş, büyükşehirleri yalnızca televizyon dizilerinden tanımış masum bir genç kızdır. Onun hayatı, köylerine mühendis olarak gelen Yunus’la göz göze geldiği gün değişir. Dere kenarında başlayan o ilk bakış, iki kalbi birbirine mühürler. Zeynep için Yunus’tan, Yunus için Zeynep’ten başkası yoktur artık. Yunus’un tayininin çıkmasıyla ayrılık kaçınılmaz olur. Ardından Zeynep’in hayatını altüst eden bir haber gelir: Hamiledir. Ailesine açıklayamayacağını düşünen Zeynep, çareyi İstanbul’a kaçmakta bulur. Burada büyük bir yaşam mücadelesi verir; hem ayakta durmaya çalışır hem de bebeğini dünyaya getirip tek başına büyütür. Yıllar sonra ailesiyle yeniden yolları kesişen Zeynep, büyük acılarla yoğrulmuş hayatında kavuşmaların ve kayıpların en derinini yaşar. Kitap boyunca yalnızca bir aşk hikâyesi değil; toplum baskısı, ailelerin gelenekçi tutumları, kadınların hayata tutunma çabaları ve fedakârlıkları işlenir. Ama hayatın görünmez ağı vardır; insan fark etmeden o ağın içine düşer ve kurtulmak için mücadele vermek zorunda kalır. Zeynep de böyle bir mücadelenin ortasında bulur kendini. Köyde, ailesinin yanında büyüyen Zeynep bir anda büyük bir şehrin karmaşasında, tek başına ayakta durmak zorunda kalır. Omuzlarına yüklenen sorumluluklar öylesine ağırdır ki, herkesin kolay kolay taşıyamayacağı
Edebiyat
ZeynepBasri Avcı · Az Kitap · 202177 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·80 syf.··
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 15:13
Vergi vermeyi reddeden, vergi direnişçisi yazar, filozof, naturalist… Kölelik karşıtı, özgürlükçü… Thoreau'nun doğa sevgisi, doğa ile iç içe olma, doğa ile bütünleşme, yaban hayatına duyduğu sevgi; nitekim günde dört saat yürüyüş yapması ve ormanlık alanlarda gezerek gözlemlerini kitaplarında, yazılarında, metinlerinde yansıtmasında açıkça görülebilir. Doğa ile felsefeyi, özgürlükçülük ile bağımsızlığı en özel düşünüm biçimlerinde sentezleyen özel bir filozof ve yazardır. “Yürümek” kitabı, yazarın doğada edindiği tecrübelerden yola çıkarak ortaya koyduğu özel metinlerden biridir. Kapitalist düzende yaptığı gözlemlerle, insan doğasına uygun olmayan yaşam biçimlerini eleştirir. Özel ve özgün bir kitaptır. Thoreau, kendine özgü yaşam biçimiyle, düşündüğü gibi yaşayan; kitaplarında da doğa sevgisini en özel ifadelerle betimleyerek kaleme alan bir yazardır. Kapitalist sisteme yönelik eleştirilerini kitaplarında açıkça görebiliriz. Thoreau bu kitabında “yürümek” eylemini sadece fiziksel bir hareket olarak değil; doğa ile bütünleşmek, yaban hayatını kucaklamak, bunu bir hayat biçimi haline getirmek ve doğayla kucaklaşmak olarak ele alır. Bu kitap; özgürlükçü, kölelik karşıtı, vergi vermeyi reddeden, baskıcı politikaları göz ardı eden ve sivil itaatsizliğin canlı bir örneği olan Thoreau'nun felsefesini anlayabileceğimiz kısa ve özgün bir eserdir.
YürümekHenry David Thoreau · Kafekültür Yayıncılık · 20134,565 okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 77. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 18:42
Çok keyifle okudum bu kısacık kitabı. Kendimize soracağımız 5 soru üzerinden öğretmenlik mesleğinde derinleşmenin yolları üzerinde durulmuş. * Eğitim felsefem nedir? Bizim toplumumuzda felsefeye karşı duruş bellidir. Felsefe yapma diye hafif yollu alay ederiz. Bunun üzerinden başlamış anlatmaya ve bir eğitim felsefesi belirlerken nelere dikkat etmek gerektiğinden bahsetmiş: öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek, ihtiyaçlarına kulak vermek, esnek yaklaşımlar geliştirmek ve düzenli geri bildirimler almak gibi *Bir öğretmen olarak nasıl hatırlanmak istiyorum? Hepimizin hayatında iyi ya da kötü iz birakan öğretmenlerimiz olmuştur. Öğrencileriyle sevgiyle kurduğu bağ, güven ve verdiği ilhamla onların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat veren bir öğretmen olmayı anlatmış aslında burada da. *Kendimi entelektüel olarak nasıl besleyebilirim? Biz öğretmenlerin belki de tüm mesleklerden daha çok kendimizi beslemeye güncellemeye ihtiyacımız var çünkü her mezun ettiğimiz nesil bir sonrakinden farklı oluyor. Değişen dünyaya ve nesle ayak uydurmak için tavsiyeler var okuma alışkanlığı geliştirmek, topluluklara dahil olmak, online mesleki eğitimlere katılmak... *Öğrencilerime güvendiğimi onlara nasıl gösterebilirim? Güvenin adımları dinlemek ve anlamak bölümü etkileyiciydi birini gerçek anlamda dinlemek ve anlamak ne kadar kıymetli. Duyulan güvenin özgürleşmeyle arasındaki bağ anlatılmış. *Nasıl hep öğrenen biri olarak kalabilirim? Öğretmenlik öğrenciliği hiç bitmeyen de olmaktır. Hatalarla barışık olmak, kendini sorgulamak, teknolojiyle kucaklaşmak ama dozunu da iyi ayarlamak ve öğrenmeyi miras bırakma düşüncesiyle hareket etmenin öneminden bahsedilmiş. Her sorunun içeriğine uygun kitap, film, Ted videoları tavsiyeleri vardı. Anketler, oyunlar, örnek hikayeler üzerinden
DerinleşCem Balçıkanlı · Elma Yayınevi · 2025105 okunma
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
Kızım ve Ben Lilah Beaumont Günlüklerle aranız nasıl? Mesela benim bu yaşıma kadar pek iyi olmamıştır. Ya sıkılıp bıraktım ya da okunur diye korktum yazmadım. Gerçi şimdiki aklım olsa her anımı yazardım. O günleri yeniden hatırlamak ve bir dost sıcaklığıyla o günlerle kucaklaşmak ayrı bir huzur. Zaman su gibi akıp gidiyor. Bazı anları ise ölümsüzleştirmek istiyoruz. Özellikle de çocuklarımız ile olan anılarımızı. İşte böyle bir düşüncedeyken @nesnelkitap bizlerin imdadına yetişti ve birbirinden anlamlı ve harika günlükleri çıkardı. Bu günlükler sayesinde artık anılarımız ölümsüz hale gelecek. Ben arkadaşıma hediye olarak aldım çünkü benim kızım yok ama bu günlüğün erkek versiyonunu alıp oğlumla birlikte dolduracağım. "Kızım ve Ben Aramızda" hem geleceğe bir anı olacak hemde anne kız arasındaki bağları kuvvetlendirecek. İçerisinde yer alan etkileşimli sayfalar sayesinde hem birbirlerini tanıyacaklar hem de ilerisi için bir yol haritası çizecekler. Şiddetle tavsiyemdir canlar. Bence kaçırmayın. Serpil Meriç Seher Koyunlu
1000Kitap
Kızım ve BenLilah Beaumont · Nesnel Yayınları · 202532 okunma
8/10
·420 syf.··
2024 7. kitabı
Elif Şafak kalemi sade ve kısmen de olsa kalemi akıcı yazarmış. Bir tarafta Şems ile Mevlana dostluğu ve Allah aşkı, diğer tarafta Aziz ile Ella. Günümüzde geçmişin aşk anlayışının güzel bir karşılaştırılması. Kitap, bir ayna gibi, insanın içine doğru tutulmuş. Dışarıdan içinize bakmayı sağlıyor. Her şey tezatıyla var diyor kitapta. Kişi tezatını bulduğunda varlığını tamamlıyor ve ikiden bir elde ediyor. Rumi, Şemsini bulmak için otuzyedi sene beklemiş. Rumi gibi biri olmadığımız için Şems'imizi bu kadar bekleyemiyoruz. Bazen Şems'imizi bulsak da onun barışmak, kucaklaşmak yerine savaş girişiyoruz. Etkilenmem deyip başladığım , başlarda oldukça sıkıldığım , sayfaları çevirdikçe "ne olur bitmesin" dediğim romanlardan.O ara kimi gördüysem eline bu kitabı sıkıştırmışlığım mevcuttur :) Hatta kaç kere kitap geri gelmemiş ve sürekli kütüphanemde olması için aldığım ender kitaplardan..
Edebiyat
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,7bin okunma