7/10
·235 syf.··
2024 7. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 21:55
Yazarın kalemi ile daha önce tanışıp sevmiştim bu eser de beni mutlu etti.. Kitap içerisinde birbirinden güzel ve şaşıracağınız 49 öykü bulunuyor. Eseri okuduktan sonra İstanbul'da olanlar oyuncak müzesini ziyaret etmek isteyecekler bence :) Bazı öyküler beni gerçekten çok şaşırttı özellikle gerçek olup olmadığını araştırma gereği duydum. Tarihimize ve tarihi eserlerimize ne kadar da az sahip çıkıldığını düşünüp üzüldüm doğrusu. Fazla söze gerek yok, en iyisi eseri okuyup siz değerlendirin ve kitap hakkında ki görüşlerinizi yoruma bekliyorum. BOL VE KEYİFLİ OKUMALAR DİLİYORUM Kitap içerisinden alıntıdır; Rumeli Hisarı'nın yapımına 3 Nisan 1452'de başlanmış ve II. Mehmet'in (Muhammed) imzası olan bu yapı 12 Ağustos günü tamamlanmıştır. Evliya Çelebi Seyahatname'sinde şu bilgiyi aktarır: "Hisar'ın şekli kufi yazısı ile Arapça Muhammed ismi şeklinde yapılmıştır. Zağanos Paşa kulesi 'M' harfi, Halil Paşa kulesi 'H' harfi, Sarıca Paşa kulesi 'M' harfi ve nihayetteki burç 'D' harfi yerindedir." Fatih Sultan Mehmet'in ilk taşı 3 Nisan günü koyması rastlantı değildir. O gün, Hz. Muhammed'in (sav) doğum günüdür. Son taşın konulduğu 12 Ağustos ise Regaip kandilidir. Bu zaman aralığı 132 gün olup, hisarın yapımı özellikle bu zaman diliminde tamamlanmıştır. Çünkü, II. Mehmet imzasını yalnızca taşlarla İstanbul Boğazı'nın kıyısına değil, gün hesabıyla da tarihe atmak düşüncesindedir ve bunu da başarmıştır. Rumeli Hisarı'nın inşasını kapsayan 132, ebced hesabıyla Muhammed kelimesinin sayısıdır! - - - - - - - - - -
Ay HırsızıSunay Akın · Türkiye İş Bankası · 20142,876 okunma
Allaha aşkı hikayeciklerle betimleyen
Puan vermedi·232 syf.··
2025 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 10:29
İlahiname , Allaha aşk yolculuğunu anlatan hikayelerle dolu bir tasavvuf kitabı. tasavvuf sevmeyen okumasın. ben seviyorum. insanın okurken bağlantıyı kendisinin kurması gerektiğini de söylemeliyim. mesela cem in kadehine dair 171 . sayfa da bir hikayecik var . diyor ki ;” yılan görmedin mi hiç? yolda kıvrıla kıvrıla büküle büküle gider . Fakat deliğine geldiğinde onda bir kıl ucu kadar bile eğrilik göremezsin . O kıvrılmayı bırakmadıkça katiyen deliğine giremez.” Kufi yazıda elif dümdüzdür ya, işte sufi de öyle olmalıdır. Tasavvuf nedir? sabretmek , dünyaya tamah etmemek. Tevekkül nedir? dilini kesmek halkın kendinden daha iyi olmasını dilemek, yok olmak, her şeyi atıp yokluğu almak.. burdan çıkarınız ne ise kitabı okuyup okumayacağınıza karar verebilirsiniz!
Din İslam
İlâhinameFerîdüddin Attâr · Semerkand Yayıncılık · 2012373 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·285 syf.··
2024 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 08:53
Evvela kitabın isminden başlamak istiyorum. Ne kadar İslam Sanatı dense de kitap kapandı ağırlıklı olarak Türk İslam sanatı desek daha doğru olur. Hatta ilerleyen sayfalarda bahsi geçen konular sebebi ile Anadolu Türk İslam Sanatı bile denebilir. İslam Sanatı çok geniş bir coğrafyayı kapsıyor. ispanya’da Endülüs’ten tutun Fas, Tunus, Kuzey Afrika ülkeleri, Mısır, Orta Doğu, Arabistan, İran, Anadolu, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Hindistan ve dahi Uzak Doğuya kadar uzanan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bütün bu saydığım ülkelerden ve belli dönemlerden söz edilmemiş. Ağırlıklı olarak Türk İslam (Selçuklu - Osmanlı) kültürü ve eserlerinden söz edilmiştir. Bu sebeple isim konusunda yanlış bir tercih kullanılmış. Bu konuya neden bu kadar çok takıldım derseniz bu kitapta Selçuk hocamızın, Celal Esad Arseven’in ve daha bir çok Sanat Tarihçi’sinin kullanılan terimler konusunda ne kadar hassas olduklarını biliyorum. Örneğin Bu kitapta ve başka eserlerde alanında uzman ve araştırmacı bir çok ismin ısrarla üzerinde durduğu bir nokta var. Kendimi bildim bileli bir ‘Arabesk’ tartışması alır başını gider. Sayfalar dolusu, kitaplarca ve yüz yıldan daha uzun bir süredir Arabesk teriminin yanlış kullanıldığı üzerinde duruyor hocalarımız. Geçmiş dönemlerde Avrupalı seyyah ve tarihçilerin bu terimi Arap olsun olmasın, coğrafya ve ırk farkı gözetmeksizin İslami olan her eser için kullandığı lakin bunun doğru bir kullanım olmadığı üzerinde kısa ve genel bir özet sunmak yerine kitabın dörtte biri buna ayrılmış desem abartmış olmam herhalde. Sadece bu konuyu tartışan kitaplar dahi var. Önemli bir konu ama gereğinden fazla bir şekilde uzayıp gidiyor her bahsi geçtiğinde. Bu kitapta da aynı şey mevcut. Bir diğer önemsiz gibi görünen ama asıl üzerinde durulması gereken hatta kitapta bahsi
İslam SanatıSelçuk Mülayim · İsam Yayınları · 201050 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
Ebu Hanife: (Numan b. Sabit el-Kufi/ 699-767) İslâm medeniyeti ilim geleneği içinde müstesna bir yere sahip olan Ebu Hanife, henüz oluşum aşamasında olan İslâm ilim geleneğinin bilimsel ve kanıta dayalı bir biçimde okunmasına öncülük eden isimdir. Ehl-i Rey (düşünce/akıl yürütme) okulunun kurucusu olan Ebu Hanife, geleneği rasyonel/yorumsal bir çerçevede ele alıp, bozmadan ve yozlaştırmadan bilimsel sorulara konu etmeyi başarmış ve buna ilim ehlini ikna etmiştir. Yenilikçi ve öncü kişiliği, zor sorulara verdiği özgün cevaplar, alışılmışın dışına çıkan duruşu, çağının çok ilerisinde yol alışı, evrensel bakış açısı muhafazakar çevrelerin tepkisini çekmiş ve yaşadığı dönem ve onu izleyen yıllar boyunca sert ve acımasız eleştirilere muhatap olmuş, fikirleri zemin bulmasın diye büyük mücadele verilmiştir. Fakat buna rağmen fikirleri İslâm medeniyetinin tüm sokaklarına ulaşmış, kamusal alanın, özellikle hukuk ve siyaset ilişkisinin düzenlenmesinde ve dengeli bir yapıya kavuşturulmasında onun fıkıh okuluna mensup âlimlerin büyük katkısı olmuştur. Ehl-i Beyt'e olan sevgisi, mevali mensubiyeti onu Emevi siyaseti ile karşı karşıya getirmiş, önceleri kendisine yüksek makamlar teklif edilerek saraya çekilmek istenmişse de bu cazip teklifi reddettiği için günlerce kırbaçlanmış ve hapse atılmıştır. Emevi hilafetine karşılık Abbasileri desteklemişse de bir süre sonra aynı akıbeti Abbasi hilafeti sırasında da yaşamış, baskı ve işkence altında can vermiştir. Bu kitap; bugün İslâm dünyasının büyük bir saygı ve hürmetle andığı fakat hayatını ve fikirlerini yeterince anlamadığı açık olan Ebu Hanife'nin hayatını, fikirlerini, yaşadığı çağı yakından tanımak için okunması gereken bir başlangıç kitabıdır.
Ebu Hanife Entelektüel BiyografiMurteza Bedir · Anadolu Ay Yayınları · 201944 okunma
6/10
·108 syf.··
2020 21. kitabı
"Sen o elmayı geri ver,"diyecekti aynı zat, "çürüteceksin." Bu söz beni elmas uçlardan beter çizebilirdi. Gölgeler arasında gölgeler görebilirdim. Bir sansar otları hışırdatırdı. Annem bana gerçekleri kabul etmesini, hayat ise onlardan kaçmasını öğretmiş olabilirdi. "Al bu elmayı Nezahat" diyebilirdim, "Sende bu ad oldukça istersen sıfır numara kel istersen at kuyruklu olurum. İnce bıyıklı tek dişi altın olurum. Meftun olurum meczup olurum. Uzaklara bakarım, çıtımı çıkarmam. Nasıl söyleyeceğimi bilmem susarım. Susmak üzerine konuşmak gerekirse beni çağırırlar, oturur susarım. Dolmabahçe saat kulesiyle, Çırağan Sarayı ile konuşurum. Duvarlara yazılar yazarım gizli gizli: "Albayım beni Nezahat ile evlendir". Sülüs yazarım, küfi yazarım, latin yazarım. Gotik yazamam. Yağ satarım, bal satarım, ustamı öldürür ben satarım. Yemeden içmeden kesilir, alık olurum. Adımı sorsan duymaz olurum. Kötü olurum, iyi olmam Nezahat. Ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. Bende sevdiklerince terkedilme endişesi, kafayı yemeye meyyal haller var. Al bu elmayı Nezahat. Yüzünde göz izi var.
Edebiyat
Albayım Beni Nezahat ile Evlendirİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 20201,754 okunma
Puan vermedi·59 syf.··
2019 33. kitabı
"al bu elmayı nezahat" diyebilirdim, "sende bu ad oldukça istersen sıfır numara kel, istersen at kuyruklu olurum. ince bıyıklı tek dişi altın olurum. meftun olurum, meczup olurum. uzaklara bakarım, çıtımı çıkarmam. nasıl söyleyeceğimi bilmem susarım. susmak üzerine konuşmak gerekse, beni çağırırlar, oturur susarım. dolmabahçe saat kulesiyle, çırağan sarayı ile konuşurum. duvarlara yazılar yazarım gizli gizli: 'albayım beni nezahat ile evlendir.' sülüs yazarım, kufi yazarım, latin yazarım. gotik yazamam. yağ satarım, bal satarım, ustamı öldürür ben satarım. yemeden içmeden kesilir, alık olurum. adımı sorsan duymaz olurum. kötü olurum, iyi olmam nezahat. ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. bende sevdiklerince terk edilme endişesi, kafayı yemeye meyyal haller var. al bu elmayı nezahat. yüzünde göz izi var." . . Bazı yazarların sözü üstüne sözümüz olmuyor . Ve daha ilk cümlesinden bir kitap sizi derinden derinden âhhhh lara gark ediyor . #okudumbitti Daha da okuyacagimiz kesin . Ünlü bir öğretmen sözü şöyle der " kitap okuyun eşek sıpaları "
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma