9/10
·184 syf.·
2026 44. kitabı
Gerçek zenginliği ve gerçek fakirliği sadece dünya penceredinden bakan insanlara, İmam ahiret penceresinden baktırmış kitapta. Dünya penceresinden baktığımız zaman, zenginliğin; mal mülk evlat olarak görüyoruz fakirliği ise punlardan noksan olarak. İmam ise gerçek zenginliğin: Kim, kendi zenginlik sebebine muhtaç olur, ona dayanır ve güvenirse ona zengin denmez. Çünkü o, vasıtalara muhtaç olan birisidir. Bir kişi ancak, sebepleri yaratan Zât'ın rahmetine, hikmetine, tasarrufuna ve güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nunla zenginleşir ve sebeplere dayanma illetinden kurtulursa “zengin” diye vasıflanabilir. Kim, sebeplere güvenip dayanma ve Hakk'ın hükmüyle —O'na boyun eğerek— çekişme hastalığından kurtulursa, onun kalp zenginliği gerçekleşmiş olur. Kişi, Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olup kalbi bununla zenginleştiğinde, sadece bununla tam zengin sayılmaz. Bir de buna, Allah'ın hükmüne boyun eğerek teslim olmanın eklenmesi gerekir. Çünkü Allah'ın hükmüyle çekişip başka hükümlere başvurmak, seçme hakkını kullanmadaki düşüncesizliğe delalet eder ki bu, seçme hakkını kullanan kimsenin seçilen şeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah'ın dilemediği bir şeye ihtiyaç hisseden kimseye, Allah'ın tedbirini gözeterek zengin olmuş denemez. Bundan dolayı diyoruz ki; Allah'ın kulu için olan tedbiri göz önüne alınarak zengin olmak, ancak Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nun hükümleriyle çekişmeyip itaat etmekle olur. Aslında dünyaya ne kadar bel bağlarsak o derecede fakirleşiyoruz. Çünkü bel bağladığımız. Gelip geçici olandır. Zenginliği bide bu bakıştan aktarıyor: Şeyhin zenginliği bu derecelere ayırması, zenginliğin bağlı olduğu şey açısından kaynaklanmaktadır. Şeyh şöyle diyor: "Kalp zenginliğine gelince; kalbin sebeplere itimat etmekten kurtulması, Hakk’ın
Din
Allah Katında Fakirlik Ve Zenginlikİbni Kayyim El Cevziyye · Polen Yayınları · 202016 okunma
9/10
·432 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:52
Scott Hawkins denen adamın kafa yapısına ve düş gücüne inanılmaz derecede hayranlık duymama rağmen öfkelenmeden de edemiyorum; "Böyle müthiş bir evreni neden 400 sayfaya sığdırırsın ki? Seri halinde ve uzun uzun olsaydı tadından yenmezdi ayrıca evreni daha çok kavrayabilirdik. 12 kütüphanecinin on ikisinin de kataloglarını iyi bir şekilde bilmek, sindirmek, Baba'nın varisini seçerken seçtiği müthiş yolu sonda ayrıntılı bir şekilde öğrenmek hakkımızdı diye düşünüyorum. Spoiler olmadan kısaca kitaba değinmek istiyorum. Kitabın arkasındaki tanıtım yazısı bence büyük spoiler içeriyordu. Ne olacağı az çok tahmin edilebiliniyordu tabi tamamiyle değil. Son kısmı inanılmaz etkileyiciydi öngörülemezdi bence. Bu fantastik evrende bir tane kütüphane var bu kütüphaneyi Baba denilen adam yönetiyor bire bir Tanrı da diyebiliriz bu adama. Bu adamın 12 tane kütüphanecisi var. Öğrenci çırak ya da evlat da diyebiliriz. Her birinin kataloğu, uğraştıkları alan farklı hiçbiri diğerinin kataloğu hakkında bilgi edinemez. Bir gün bu Baba ortadan kayboluyor olaylar o şekilde başlıyor. Güç savaşı ortaya çıkan sırlar vs. Derken olay kitabı elden bırakamayacak bir yere evriliyor. Başta olaylar karmaşık gelecektir ama sonda bir çok şey gün yüzüne çıkıyor ve olaylar birbirne bağlanıyor. Uzun süredir fantastik kitap okumak istiyordum cidden beni tatmin etmeyi başardı.
Kül Dağı’ndaki KütüphaneScott Hawkins · İthaki Yayınları · 2017160 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·216 syf.··
2026 32. kitabı
Elimde bu güzel çiçekleri tutarken, Kötü Tohum'un kapağındaki o sessiz canavarı ve onu yetiştiren annenin çaresizliğini düşünüyorum. Çiçeklerin kırılganlığı ile Rhoda'nın merhametsizliği arasındaki uçurum... Bir anne için, dünyadaki en büyük sevgi nesnesinin, aynı zamanda en büyük korku kaynağına dönüşmesini izlemekten daha acımasız ne olabilir? Christine'in çaresizliği, sadece kızını koruyamaması değil, onu kimden koruması gerektiğini—kendisinden—keşfettiği andır. 'Bu ateşi ben mi yaktım?' sorusu, çiçeklerin kokusunu bile kül ediyor. Ahhh canım anne bu çiçekler içindeki yangına
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026113 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:37
2024 Don Kişot İyi Edebiyat ödülü’nü kazanan Kül Şehir kitabı ile geldim. Arkadaşımın övgüleri ile okumaya başladığım bir kitaptı ve kesinlikle söylendiği kadar varmış. Okuduğum en güzel dönem kitaplarından birisi oldu. 1870’li yılları konu alan bu eser, akıcı ve anlaşılır diliyle okuru daha ilk sayfalardan içine çekiyor. Merak duygusunu sürekli diri tutan anlatımı sayesinde kitabı elinizden bırakmadan okumak istiyorsunuz. Romanda, bir baloda yolları kesişen Rum kızı Panayota ile Türk kızı Şefika’nın dostluğuna tanıklık ediyoruz. Farklı kültürlerden gelen bu iki genç kızın kısa sürede kurduğu bağ mektuplaşmalarla daha da derinleşir ve dönemin toplumsal yapısına rağmen güçlü bir arkadaşlığa dönüşür. Bir gün Panayota’nın yaşadığı bölgede büyük bir yangın çıkar. Bu felakette ailesini kaybetmesi ve kardeşi Mihail ile birlikte tulumbacı Sarı Ali tarafından kurtarılması, onun hayatını tamamen değiştirir. Yangın sonrası yardım için kurulan çadırlarda geçen zorlu yaşam, açlık, hastalık ve yalnızlıkla verdiği mücadele, onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor bize. Panayota’nın yaşadığı acılara üzülmemek mümkün değil ancak hayata tutunma çabası ve pes etmeyen ruhu hayranlık uyandırdı bende. Genel olarak eser, hem duygusal hem de sürükleyici anlatımıyla uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, düşündüren ve hissettiren güçlü bir roman. Özellikle dönem kitaplarını seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
Bu hikâye, sabrın mükâfatı.
9/10
·960 syf.··
2026 150. kitabı
Bu kitap benim için inişli çıkışlı ama güçlü bir okuma deneyimi oldu. En baştan söyleyebilirim ki: Bu hikâye gerçekten büyük. İlk sayfalardan itibaren tempo yüksek. Çoklu olay örgüsü nedeniyle genel ilerleyiş zaman zaman yavaş hissettirse de, sahne içinde akıcılık var. Özellikle ikinci kısımdan sonra kitap tam olarak benim sevdiğim tempoya ulaştı. 400. sayfadan sonra ise ilk kez gerçekten duygusal olarak etkilendim. Anlatımın güçlendiğini, gerginliğin daha iyi verildiğini hissettim. Ve o noktada şunu fark ettim: Bu seri, başından beri beni bu finale hazırlıyormuş. Yazarın en güçlü yaptığı şey bence burada ortaya çıkıyor. Serinin başında yapılan en küçük iyilik bile yıllar sonra geri dönüyor. Hikâye adeta bir kelebek etkisi gibi işliyor. Ama… Benim için en büyük sorun, yazarın zirveye ulaştığı yerde durmaması oldu. Heyecan çok uzun süre yüksek tutulmaya çalışılıyor ve çözülmesi gereken yerde bile hikâye uzamaya devam ediyor. Bu da bir noktadan sonra o gerginliğin kopmasına neden oldu. Savaş sahnelerini genel olarak çok sevdim, gerçekten sinematikti. Ama bazı yerlerde fazla uzatıldığını hissettim. Birçok güçlü anın tek bir savaş içine sıkıştırılması, bir süre sonra etkisini azaltıyor. Aksiyonun içine yerleştirilen uzun diyaloglar da zaman zaman tempoyu düşürdü. Ve bu yüzden, aslında çok iyi kurgulanmış bir final bölümü bende beklediğim etkiyi tam bırakamadı. Sonunda biraz “gazı kaçmış gazoz” hissi kaldı diyebilirim. Bir de serinin genelinde olduğu gibi bu kitapta da yazım ve editöryal hatalar dikkatimi çekti. Bu da okuma deneyimimi yer yer zorlaştırdı. Ama tüm bunlara rağmen… Bu kitap benim için bir ödül gibiydi. Yer yer sıkıldım, hatta bırakmayı düşündüğüm anlar oldu. Ama şimdi dönüp baktığımda, yine okurdum. Sonuç olarak: Kusursuz değil ama çok güçlü bir finaldi. Ve
Kül KrallığıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20201,434 okunma
8/10
·%28 (64/224 syf.)·
Okuduğum birçok dini kitaba nazaran her mümin için geçerli olan emir ve yasakları günümüz bakış açısıyla ele alan bir kitap. Örneğin "kul hakkını" alışılagelmiş örneklerin dışına çıkarmış olması beni oldukça etkiledi. Gerek kamu hakkı gibi büyük bir haktan gerekse sosyal medyada beğendiğimiz, paylaştığımız yorumlar gibi küçük gördüğümüz haklardan, dijital ayak izimizin de amel defterimizde önemli bir yer kapladığından bahsediyor yazar. Her seferinde yeni bir başlık ve o başlığa uygun güncel örneklerle karşımıza çıkması da kitabı daha akıcı ve etkileyici kılıyor.
Panik Yok! Ben MüslümanımTalip İçöz · Yüzleşme Yayınları · 20213 okunma